KÜNYE
6. Hukuk Dairesi 2023/2752 E., 2024/4973 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/532 E., 2023/206 K.
- Karar
- Esas hakkında yeniden hüküm / Kısmen kabul
- İlk derece mahkemesi
- Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/1056 E., 2022/65 K.
Karar Metni
895 kelime·4 dk okuma
Davacı vekili, taraflar arasında 01.06.2017 tarihli Prefabrik Köprü Kirişleri İmalatı ve Montajına ilişkin sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre davalının müvekkili yükleniciye kirişlerde kullanılmak üzere “ayni olarak demir teslim edileceği", bu ayni demirin de 2050 Türk Lirası/Kg üzerinden sözleşme toplam miktarı üzerinden mahsup edilmesi gerektiği halde sadece 25,90 ton demir gönderdiğini, dönem itibariyle demir fiyatlarındaki afaki artışlar sebebiyle sözleşmede belirlenen 2050 TL/kg biriminin çok üzerindeki birim fiyatlardan demir alınmak durumunda kalındığından demir fark bedeli 687.709,00 Türk Lirası alacaklarının oluştuğunu,
davalı firmanın ihale kapsamında üstlendiği işten müvekkili firmanın ikmal ettiği kısımlara ilişkin davalı firmanın ödemesi gereken iş bedellerinden müvekkili firmanın 287.932,27 Türk Lirası bakiye alacağının kaldığını, müvekkilinin davalıdan toplam 975.641,27 Türk Lirası alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini ve takibin durduğunu ileri sürerek 975.641,27 Türk Lirası asıl alacak, 53.025,51 Türk Lirası işlemiş olmak üzere toplam 1.028.666,78 Türk Lirası üzerinden itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddiasının aksine demir tesliminin müvekkilinin uhdesinde olmadığını, davacının basiretli bir tacir olarak iş ve kullanılacak demir miktarı belli olmasına rağmen gerekli demiri temin etmeyerek demir fiyat artışına maruz kaldığını, ayrıca 2.050 Türk Lirası/kg birim fiyatının üzerinde demir almadan önce müvekkilin yazılı onayını almasının gerektiğini, demir fiyatının açıkça sabitlendiği sözleşmede davacının demir fiyat farkı talep etmesinin mümkün olmadığını, 687.709,00 Türk Lirası bedelli talep alacağının reddi gerektiğini, işin hâlâ tamamlanmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, her iki tarafın ticari defterlerine göre davacının davalı şirketten sözleşme gereğince 287.932,27 Türk Lirası bakiye alacağının bulunduğu, sözleşmenin 3. maddesi hükmü gereği demir teslim borcunun işveren konumundaki davalı şirket tarafından yerine getirilmesi gerektiği, davalı tarafça sözleşmenin bu hükmünün yerine getirildiğine yönelik bir iddianın olmadığı, aksine böyle bir yükümlülüğünün bulunmadığına yönelik iddiasının sözleşmenin bu hükmü karşısında yerinde olmadığı,
davacı tarafça yapılan işlere ilişkin piyasadan temin ettiği demir fark bedelini davalıdan talep edilebileceği, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 689.581,58 Türk Lirası asıl alacak, 15.515,59 Türk Lirası işlemiş temerrüt faizi olmak üzere toplam 705.097,17 Türk Lirası alacağı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile bu miktar alacağa ilişkin itirazın iptaline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi tarafından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına; iş bedelinin götürü olarak kararlaştırıldığı göz önüne alındığında, davacının götürü bedelin üzerinde bir bedel talep edemeyeceği, dosya kapsamından davacının sözleşmede kararlaştırılan birim fiyatından daha fazla bedelle demir satın aldığına ilişkin fatura ve benzeri gibi bir delil de sunmadığı, salt demir fiyatlarındaki artış gerekçe gösterilerek,
demirin piyasa rayiç değeri üzerinden tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığı, davacının uğradığı zararı somut olarak ispat etmesi zorunlu iken ispatlayamadığı nazara alındığında, demir fiyatlarındaki artışa dayalı olarak talep edilen tazminatın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı,
yapılan işe ilişkin kesilen faturaların davalının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve davacının davalının ticari defterlerine göre de 287.932,27 Türk Lirası alacaklı olduğu ve ödemeye ilişkin bir savunmada bulunulmadığı anlaşılmakla İlk Derece Mahkemesi tarafından 287.932,27 TL bakiye iş bedeli alacağına ilişkin itirazın iptaline karar verilmesinin yerinde olduğu, ancak icra inkar tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerekirken işlemiş faiz alacağı da dahil edilerek hesaplanması,
yine davalının kendisine tebliğ edilen ihtarnamede verilen ödeme süresinin sonunda temürrüde düştüğü göz önüne alınarak bu tarihten takip tarihine kadar olan döneme için yasal faiz oranı üzerinden işlemiş fazi alacağının hesaplanması gerektiği gerekçesiyle yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulü ile 287.932,27 Türk Lirası asıl alacak, 6.118,56 Türk Lirası işlemiş yasal faizi olmak üzere toplam 294.050,83 Türk Lirası alacağa yönelik davalının itirazının iptaline karar verilmiştir.
Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, davacı yüklenicinin bakiye iş bedeli alacağı ile davacının piyasadan temin ettiğini ileri sürdüğü demir nedeniyle fiyat farkından kaynaklı zararının tahsili istemine ilişkin olup, taraflar arasında imzalanan Tepeyol İnşaat A.Ş. için Prefabrik Köprü Kirişleri İmalatı ve Montajı işine ilişkin 01.06.2017 tarihli sözleşmenin "işin bedeli ve ödeme planı"na ilişkin bölümünde iş toplam bedelinin 7.265.000,00 Türk Lirası + KDV olduğu ve "En geç her ay tüketilen demir ay sonunda işveren yükleniciye nakliye dahil Konya daki Yardımcı Prefabrik tesisine indirecektir.
Demir birim fiyatı 2050 Türk Lirası/kg KDV dahil olarak hesap görülecektir. İşveren tarafından yüklenici deposuna indirilen demir bedeli sözleşme rakamlarından düşülecektir." şeklinde olduğu, davacının kabulüne göre davalı tarafça sadece 25,90 ton demir gönderildiği, bunun haricinde teslime konu imalatta davacı tarafından teslim edilen krişlerin 1557,988 ton daha demir ihtiva etmesi gerektiği alınan bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır.
Bu durumda somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşmede demirin davalı iş sahibi tarafından temin edilip birim fiyatı 2050 TL/kg üzerinden davacı hak edişinden mahsup edilmesi kabul edilmiştir. Dosya kapsamına göre davalı iş sahibi imalat sırasında demirleri davacıya teslim ettiğini kanıtlayamamıştır. Bu nedenle davacı yüklenicinin demir bedeli fiyat farkı talep edebileceğinin kabulü gerekirken götürü bedelle sözleşme akdedildiğinden bahisle bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun görülmüştür.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2023/2752, K. 2024/4973, 18 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama