İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2021/29124 Karar: 2025/9528 Tarih: 2025

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2021/29124 K.2025/9528

7. Ceza Dairesi 2021/29124 E. , 2025/9528 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2021/434 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tari

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2021/29124 E. , 2025/9528 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2021/434 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tari

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2021/29124 E. , 2025/9528 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2021/56 E., 2021/434 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. Sanık hakkında hem adlî para cezası, hem de hapis cezası verildiği ve adlî para cezaları için 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre erteleme hükümleri uygulanamayacağı halde, erteleme hükümlerinin uygulanmasına karar verilirken hiçbir ayrım yapmaksızın sanığın cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilerek giderilmiştir. Açıklanan nedenlerle sanığın temyiz isteği temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322. maddesi gereği hükmün sanık hakkında verilen cezanın ertelenmesine ilişkin bendinden "cezanın" ifadesi çıkartılarak yerine "hapis cezasının" ifadesinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy çokluğuyla DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 19.06.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın daire çoğunluğuyla ihtilafımız sanıktan ele geçen suça konu eşyanın hukuka aykırı yöntem ile elde edilip edilmediğine ilişkindir. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2013/610-512 ve 2019/569-2022/10 EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere; Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir. Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: “Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır. Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasa koyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme bağlamıştır (Örneğin, E. 1985/31. K. 1986/1, KT. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi’nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa’nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir” denilmektedir. Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir. 5271 sayılı CMK7nın 119/4.maddesinde; Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. 5271 sayılı CMK7nın 119/2-C maddesinde; Arama karar veya emrinde, karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi açıkça gösterilir. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Bu açıklamalar ışığında; 20/11/2015 günü Şube Müdürlüğü görevlilerince alınan ihbar üzerine, konu Cumhuriyet Savcısına ayrıntılı olarak izah edilmiş, aynı gün Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 20/11/2015 tarihli Yazılı Arama İzni/Kararına istinaden aynı gün saat 14.00 sıralarında söz konusu işyerine gelinmiş, işyerinde bulunan sanık ...’ya polis tanıtma karneleri ve Yazılı Arama İzni/Kararı gösterildikten sonra işyeri içerisinde hazurun olan Mahalle Muhtarı refakate alınarak yapılan aramada siyah poşetler içerisinde toplamda 75 karton (750 paket) muhtelif markalarda gümrük kaçağı sigara ve 1900 adet cinsel uyarıcı hapın ele geçirilmesi şeklindeki olayda; 5271 sayılı CMK’nın 119. maddesinin ikinci fıkrasında, ‘’Arama karar veya emrinde, karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi açıkça gösterilir.’’ şeklindeki düzenlemenin ve yine 5271 sayılı CMK’nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘’Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur.’’ şeklindeki düzenlemelerin aksine, verilen arama kararında arama işleminin 5271 sayılı CMK’nın 119/2-C maddesi ve 119/4 maddesi gereğince yapılması istenmesine karşın, yapılan ihbar üzerine alınan arama kararında arama süresinin belirtilmediği ve yeterli işlem tanığı olmadan aramanın gerçekleştirildiği ve tutanak altına alındığı görülerek yapılan incelemede; sanığa ait işyerinde yapılan arama işlemi sonucu ele geçirilen ürünlerin hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğu ve mahkumiyet hükmüne esas alınamayacağı gözetilerek sanığa atılı suçtan beraati düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla