Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2023/17999 E. , 2026/6426 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1448 E., 2023/325 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerikaldırılarak sanık hakkında mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esa
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2023/17999 E. , 2026/6426 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1448 E., 2023/325 K. SUÇ : 6831 sayılı Orman Kanunu'na muhalefet HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerikaldırılarak sanık hakkında mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli ve 2020/359 Esas, 2021/765 Karar sayılı kararı ile sanığın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 91/1-4 ve 93/1-2. maddelerine muhalefet suçlarından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi gereği beraatine karar verilmiştir. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 21.02.2023 tarihli ve 2021/1448 Esas, 2023/325 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvuruları üzerine İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılarak, sanığın 6831 sayılı Kanun'un 93/1, 93/2, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 53, 54, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, suça konu yerdeki zeytin ağaçlarının müsaderesine , sanığın 6831 sayılı Kanun'un 91/1, 91/4, 5237 sayılı Kanun'un 53,54, 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis ve 5000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, yediemindeki orman emvalinin müsaderesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanığın temyiz sebepleri; isnat edilen suçlarla ilgili İlk Derece Mahkemesinde iki kez beraat ettiğine, duruşma açılmadan üst sınırdan verilen cezanın hakkaniyete aykırı olduğuna, kendisine söz hakkı verilmediğine, tanık beyanları ve toplanan delillere göre ağaç kesme suçuyla ilgisinin olmadığı ispatlandığı halde cezalandırıldığına, suç tutanağının kanaate dayalı olarak düzenlendiğine, tanık beyanlarının savunmalarını doğruladığına, sırf tarlasına yakın olduğu için ağaç kesmeden sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğuna, ağaç kesme suçu işlemediğinin sabit olması nedeniyle işgal ve faydalanma suçundan da beraati gerektiğine, gerekçe gösterilmeksizin üst sınırdan ceza verildiğine ve resen tespit edilecek nedenlerle hükmün bozulması talebine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, davanın dayanağını oluşturan suç tutanağı, bilirkişi raporu, sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı, suçun yasal unsurlarının oluştuğu ve 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, sanığın temyiz istemi yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Değerlendirme ve Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin kararında, sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak kısmen oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.06.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY DÜŞÜNCESİ Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddianameleri ile; Sanık hakkında devlet ormanını taksirle yakma, yapacak nitelikle ağaç kesme, orman alanlarını açarak işgal ve faydalanma suçlarından dolayı 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 110/3, 91/1-4, 93/1-2 ve 5237 sayılı, TCK’nın 53 maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan kamu davalarının yapılan yargılama sürecinde ilk derece Akhisar 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03.06.2021 tarihli 2020/359 E. 2021/765 K. sayısı ile sanığın asıl dosyada orman alanında işgal ve faydalanma suçundan CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine; birleşen dosya bakımından orman alanından açma suçu mükerrer dava olduğundan CMK 223/7 madde gereğince davanın reddine, yine birleşen dosya bakımından sanığın motorlu testere ile ağaç kesme ile taksirle orman yangınına sebebiyet verme suçlarından CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatlerine yönelik verilen kararın istinaf incelenmesi sırasında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 21.02.2023 tarih ve 2021/1448 E. 2023/325 K. sayısıyla davanın reddine yönelik hüküm ile orman yangınına sebebiyet suçlarından verilen beraat hükümlerinin istinaf başvurusunun esastan reddine, CMK 280/2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesince sanığın dikiliden motorlu testereyle ağaç kesme ile işgal ve faydalanma suçlarından beraat hükümlerinin kaldırılmasına, sanığın ağaç kesme suçu yönünden 6831 sayılı Kanun’un 91/1-4 ve TCK 62 maddesi uygulaması ile sonuç olarak 2 yıl 1 ay hapis, taksitler halinde ödenmek üzere 5.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına, yine sanığın sabit olan işgal ve faydalanma suçundan 6831 sayılı Kanun’un 93/1-2 ve TCK 62 maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanık hakkında TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasının işgal edilen yerdeki 120 adet zeytin ağacının müsaderesine yönelik kararın mahkumiyet hükümlerine yönelik kısmının sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemiz çoğunluğunca mahkumiyet hükümlerinin onanmasına karar verilmiş ise de, sanığın sabit olan işgal ve faydalanma suçuna yönelik Dairemiz çoğunluk görüşüne iştirak edilmesine rağmen sanığın üzerine atılı ağaç kesme suçunda ise beraat etmesi gerekeceği düşüncesiyle karşı oy yazmak gerekmiştir. Çünkü; Dosya incelendiğinde sanık hakkında isnat edilen suçlara yönelik olarak orman görevlileri tarafından düzenlenen 29.03.2007 tarihli tutanak içeriğinde üzerinde 120 adet zeytin ağacı bulunan yer tespit edildiği, bu yeri sanığın sahiplendiği, olay günü çıkan orman yangınına müdahale edildiğinde sanığın sahiplendiği bu yerin yakınında 25 adet kızılçam ağaçlarının motorlu testere ile kesilip götürüldüğünün belirtildiği, bu tutanak üzerine sanık hakkında dava açıldığı, sanığın suç mahalli .... ilçesi .. Mahallesi ... mevkii 25 nolu bölmedeki yaklaşık 5.000 m² yerdeki tarlayı önceden satın aldığını ve yeni bir açma yapmadığını, üzerindeki zeytinleri kendisinin yetiştirdiğini, gerek orman yangını gerekse tarlasının yakınında ağaçların kesiminde bir ilgisinin olmadığını belirttiği, ilk derece mahkemesince mahallinde yapılan keşif, tanık beyanları nazarıyla sanığın üzerine atılı suçlardan beraat kararı verildiği, istinaf mahkemesince orman yangınına sebebiyet ve ağaç kesimlerinde usulünce dava açılmadığından bahisle tekrar dava açıldığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada tekrar beraat kararı verildiği, istinaf mahkemesinin sonraki incelemesinde sanığın üzerine atılı suçlardan ağaç kesme ile işgal ve faydalanma yönünden beraat hükümlerinin kaldırılarak mahkumiyet hükümleri oluşturulduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve Ceza Dairelerinin istikrarlı içtihatlarında belirtildiği üzere, amacı her somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suç işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan ve Latince; "in dubio pro reo" olarak da ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü bir ceza davasında sanığın cezalandırılmasına karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık lehine değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği ve gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi durumunda da geçerlidir. Sanığın üzerine atılı bulunan suçlardan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye yer vermeyecek kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaatlere değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa ihtimale dayanılarak sanığın mahkûmiyetine karar vermek, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm kurmak anlamına gelecektir. Ceza yargılaması, failin suçu işlediği yönünde ve hakkında kamu davası açılmasını gerektirir nitelikte şüphe bulunup bulunmadığının tespit edildiği soruşturma evresi ile başlar ve kamu davası açılmasını gerektirir yeterlilikte delil elde edilememesi veya en azından kuşku bulunamaması halinde kovuşturmaya yer olmadığına, dava açılmasını gerektirir yeterlilikte bir şüphe veya delil bulunması halinde ise iddianame tanzim olunarak açılan kamu davasının yapılan yargılaması neticesinde kanunda belirtilen hükümlerden birinin verilmesi ve hükmün kesinleşmesi ile sona erer. Kovuşturma evresi sonucunda mahkemece değerlendirilen deliller, suçun var olduğu ve yargılamaya konu olan fiilin sanık tarafından işlendiği hususunda yeterli vicdani kanaat oluşturuyorsa mahkûmiyet hükmü kurulacak, aksi durumda sanığın beraatına karar verilecektir. Yargılamanın tüm aşamasında sanık üzerine atılı orman envalini kesme suçunu kabul etmemiş, savunma tanıkları ağaçları sanığın kestiğine dair herhangi bir beyanda bulunmamışlar, hatta yangının çıktığı ve tutanak düzenlendiği gün sanığın olay mahallinde bulunmadığını söylemişler, tutanak mümzisi orman görevlilerince ağaçların sanık tarafından kesildiği yönünde herhangi kesin bir ifade de bulunmamışlardır. Bu durumda ağaç kesilen yer ile sanığın işgal ve faydalanmada bulunduğu arazinin bitişik olmamasına rağmen İstinaf Dairesinin ağaç kesilen yerin 75 metre mesafede olduğu anlaşılması, bu durumda ağaçların sanıktan başkasının kesmesinin HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI OLDUĞU kanaatiyle, şüphenin aleyhe yorumla sanığın bu suçunun sabit olduğunu tespit etmesi yerinde olmamıştır. Kısaca, sanığa isnat edilen suç ve olayların anlatımı ile tüm dosya kapsamından genel hukuk kuralları ve yargı uygulamalarında hukuk literatüründe kabul gördüğü üzere “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinden hareketle sanığın üzerine atılı devlet ormanından dikiliden ağaç kesme suçundan dolayı Bölge Adliye Mahkemesinin mahkumiyet kararının bozulması gerekeceği düşünülmüştür.