İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2024/3919 Karar: 2024/10105 Tarih: 2024

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/3919 K.2024/10105

7. Ceza Dairesi 2024/3919 E. , 2024/10105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma sonrası verilen kararın; 527

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2024/3919 E. , 2024/10105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma sonrası verilen kararın; 527

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2024/3919 E. , 2024/10105 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'na muhalefet KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma sonrası verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri; sanığın banka şube müdürünün baskısına maruz kaldığına, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca cezasından 2/3 oranında indirim yapılması gerektiğine, sanığın geçim sıkıntısı nedeniyle zor durumdan kurtulmak maksadıyla kumar oynamak zorunda kaldığına zor durumdan kurtulmak amacıyla suça sürüklendiğinden 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’nun 25 inci maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması gerektiğine, sanığın beraati gerektiği belirtilerek hükmün bozulması istemine ilişkindir. II.OLAY VE OLGULAR Ziraat Bankası A.Ş. İzmir .... Şubesinde bireysel müşteri ilişkileri yetkilisi olarak çalışmakta olan sanığın, çok değerli bir müşterisinin banka kartını kaybettiğini, bu nedenle yeni bir kart oluşturması gerektiğini belirtmek suretiyle banka görevlisini aldatarak, ... isimli mudi adına hızlı bankkart tanımlattığı ve yine bir başka banka görevlisini de kartın annesine ait olduğunu belirtmek suretiyle aldatarak bankkarta şifre oluşturduğu, sanığın mudiler adına oluşturduğu banka kartı ile ATM den paralar çekmek suretiyle, mudi ...'in hesabından toplam 3.530,00 TL'yi zimmetine geçirdiği, benzer şekilde bir diğer mudi ... adına da bir hızlı bankkart çıkarttığı, banka kartını kullanmak suretiyle adı geçen mudinin hesabından toplam 21.900 Euro parayı zimmetine geçirdiği anlaşılmıştır. 1.Yargılama konusu Somut Olayın Sanık Yönünden İncelenmesi Sanığın üzerine atılı suç 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinde hüküm altına alınan zimmet suçu olup, anılan Kanun'un 160 ıncı maddesindeki düzenlemeye göre yapılan değerlendirme sonucunda; Ziraat Bankası .... şubesinde bireysel müşteri ilişkileri yetkilisi olarak çalışmakta olan sanığın, 03.03.2016 tarihinde yurt dışında yaşayan ve bankada mevduat hesapları bulunan mudi ... adına, tanık olarak dinlenen şube görevlisi A. Ö'ye müşterisinin kartını kaybettiğini, imzasını öğleden sonra tamamlayıp getireceğini belirterek banka kartı çıkarttırdığı, sanığın bu kart için, yine şubede çalışan tanık S. Y.den, annesine ait kart olduğunu belirtmek suretiyle şifre oluşturmada kullanılan POS cihazında şifre oluşturduğu, silip nüshasını alarak annesine imzalatıp getireceği beyan edip gittiği, banka çalışanı S. Y.nin POS cihazı slip nüshasında mudi ...'in ismini fark etmesi üzerine mudinin hesaplarında yapılan incelemede sanığın zimmetine para geçirdiğinin bu şekilde anlaşıldığı, Katılan banka şubesi kayıtlarında yapılan incelemede sanığın, mudi ...'in hesabından hızlı bankkart kullanılarak ATM vasıtası ile 03.03.2016 tarihinde 2.530,00 TL, 04.03.2016 tarihinde 1.000,00 TL olmak üzere toplam 3.530,00 TL'yi zimmetine geçirdiği, yine yurt dışında yaşayan şubede döviz hesabı bulunan mudi ... adına ek hesap açıp, mudi adına tanımlı mevcut bankkartını kayıp/çalıntı kaydı ile iptal ederek, çıkarttığı hızlı bankkartı mudi adına açtığı ek hesaba tanımlamak suretiyle, 30.11.2015-29.02.2016 tarihleri arasında ondokuz adet işlem ile adı geçen mudinin doviz hesabındaki toplam 21.900 Euro parayı, Türk Lirası'na çevirip ek hesaba virman yaptığı ve çıkarttığı hızlı bankkart ile ATM'den çekerek zimmetine geçirdiği, tanık olarak dinlenen banka çalışanları A. Ö., S. Y., B. T. ve Ö. Ü. Ö'nün anlatımlarının; tanık olarak dinlenen mudi ...'un, sanık tarafından bilgisi olmaksızın adına ek hesap açıldığı ve yapılan işlemlerin bilgisi ve onayı alınmaksızın yapıldığı yönündeki anlatımları ile örtüştüğü, bu kapsamda sanığın zimmet eylemini açığa çıkmaması için hileli davranışlar sergilemediği, diğer şube yetkililerine kart çıkartmak ve şifre oluşturmak için söylediklerinin gerçeği yansıtmadığının basit bir inceleme ile anlaşılabileceği, sanığın eylemleri basit zimmet suçu kapsamında kabul edilerek, sanık ... hakkında 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca basit banka zimmeti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirlenmiştir. 2.Sanık ... hakkında 5411 sayılı Kanun'un 160 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 3.Sanığın aşamalardaki savunmalarında, yurt dışında yaşayan mudiler ... ile ...'un hesaplarından paralar çektiğini beyan ederek, üzerine atılı suçlamayı tevil yoluyla ikrar ettiği sabittir. 4.Tanıklar A.Ö., S.Y., B.T. ve Ö.Ü.Ö'nün anlatımlarının, mudi ...'un beyanı dava dosyasında mevcuttur. 5.Ziraat Bankası Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından düzenlenen 07.04.2016 tarihli müfettiş raporuna göre, İzmir Yeşilyurt şubesinde bireysel müşteri ilişkileri yetkilisi olan sanığın, banka müşterisi ...'in hesabından toplam 3.530,00 TL'yi zimmetine geçirdiği, yine mudi ...'un bilgisi dışında kendisinin açtığı ek hesaba aynı yöntemle hızlı bankkart çıkartarak, 30.11.2015-29.02.2016 tarihleri arasında virman yaptığı ek hesaptan banka kartını kullanmak suretiyle mudinin hesabından toplam 21.900 Euro parayı zimmetine geçirdiği görüşüne yer verildiği belirlenmiştir. 6.Bozma sonrasında Bölge Adliye Mahkemesinin, Ziraat Bankası A. Ş.'ne gönderdiği yazılara karşılık; zimmet fiilleri ile sağlanan yararlarla ilgili, mudiler ..., ... ve ...'ın hesaplarında gerçekleştirilen işlem tutarları konusunda yapılan açıklamaya ilişkin 21.09.2023 tarihli banka cevabi yazısı ve ayrıca mudi ...'a ait hesaplarda yapılan işlemlere ait tediye fişlerine ve işlemelerle ilgili yazılı talimatlara arşivde rastlanmadığına ilişkin 04.10.2023 tarihli banka cevabi yazısı dava dosyasında bulunmaktadır. 7.İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 25.02.2020 tarihinde sanığın mahkumiyetine karar verildiği, anılan kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesi'nin 24.09.2020 tarihli kararı ile hüküm fıkrasındaki nispi harca ilişkin hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 8.Anılan kararın ise sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 09.05.2023 tarihli ve 2021/27475 Esas, 2023/4392 Karar sayılı bozma ilamı üzerine, duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanığın ekonomik yönden zorluğa düşmesi nedeniyle banka mudisi ...'in hesabından oluşturduğu banka kartı ile birden fazla işlem ile toplam 3.530,00 TL çektiği, ... isimli mudinin döviz hesabından, oluşturduğu Türk Lirası hesabına virman yaparak 21.900 Euro tutarındaki parayı eğişik zamanlarda birden fazla işlemle ve oluşturduğu banka kartı ile çektiği, banka mudisi ... lehine oluşturduğu tüketici kredisinin 4.000 TL'sini müşteriden habersiz olarak kendi lehine kullandığı, sanığın yaptığı bu işlemler için sahte olarak oluşturulan mudilerin yazılı talimatlarına ya da banka dekontlarına ulaşılamadığı, sanığın Bölge Adliye Mahkemesindeki savunmasında, sahte müşteri talimatı ya da dekont düzenlemediğini, hiçbir belgeye imza atmadığını, işlemleri sistem üzerinden yürüttüğünü beyan ettiği, sanığın eylemlerinin nitelikli zimmet oluşturduğuna ilişkin yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamadığından eylemlerin basit araştırma ile ortaya çıkabilecek nitelikte olması nedeniyle basit zimmet suçu kapsamında kaldığı kabul edilerek böylece atılı 5411 sayılı Kanun'a muhalefet suçunu işlediği kabul edilmek suretiyle, sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir. III.GEREKÇE A.Tebliğnamede Belirtilen Görüş Yönünden Her ne kadar Tebliğnamede; bozma ilamından sonra alınan 07.11.2023 tarihli bilirkişi raporunun "bankanın uğradığı zarar miktarının tespitine" yönelik olduğu, raporun sonuç kısmının da buna göre düzenlediği ve banka zararının 78.002,04 TL olarak belirlendiği, ancak bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamındaki "...bankacılık işlemleri konusunda uzman bir bilirkişinin görüşüne başvurulup her bir işlem bakımından duraksamaya yer bırakmayacak şekilde eylemlerin ayrı ayrı basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması" eksikliği nedeniyle önceki hükmün bozulduğu dikkate alınmaksızın belirtilen konuda bilirkişinin görüşüne başvurulmayarak hükmün gerekçe kısmında "...eylemlerin nitelikli zimmet oluşturduğuna ilişkin yeterli bilgi ve belgeye ulaşılamadığından ve eylemlerinin basit araştırma ile ortaya çıkabilecek nitelikte olması nedeniyle basit zimmet olarak nitelendirilmesi gerektiği" belirtilerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğu belirtilerek hükmün bozulması talep edilmiş ise de; Bozma ilamında belirtildiği gibi, banka mudisi ...’un döviz hesabındaki paraların Türk Lirasına çevrilmesi, adına ek hesap açılarak paraların ek hesaba gönderilmesi konusunda 30.11.2015-29.02.2016 tarihleri arasında düzenlenmiş tediye fişleri ve yazılı talimatların bulunup bulunmadığı araştırılarak gönderilmesi için, katılan Ziraat Bankası A. Ş.'ne yazılan yazıya karşılık banka tarafından gönderilen 04.10.2023 tarihli cevabi yazıda, mudi ...'a ait hesaplarda yapılan işlemlere ait tediye fişlerine ve işlemelerle ilgili yazılı talimatlara arşivde rastlanmadığının bildirildiği, keza, zimmet fiilleri ile ilgili faiz ve masraflar hariç bankaya verilen net zararın, başka bir değişle mal edinmek maksadıyla sağlanan yarar miktarının bildirilmesi için, katılan bankaya yazılan yazıya karşılık banka tarafından gönderilen 21.09.2023 tarihli cevabi yazıda, zimmet fiilleri ile sağlanan yararlarla ilgili mudiler ..., ... ve ...'ın hesaplarında gerçekleştirilen işlem tutarlarının bildirildiği, cevabi yazılar dava dosyasına eklendikten sonra banka zararının hesaplanması için bilirkişi incelemesi yaptırılarak, 07.11.2023 tarihli bilirkişi heyeti raporu ile banka zararının 78.002,04 TL olarak bildirildiği, katılan bankanın cevabi yazılarına göre sanığın zimmet eylemlerine ilişkin tediye fişlerine ve yazılı talimatlara ulaşılamadığı ve sanığın savunmasında da suça konu işlemleri yaparken hiç bir belge düzenlemediğini beyan ettiği de dikkate alındığında, her bir işlem bakımından basit ya da nitelikli zimmet olup olmadıklarının tespit edilmesi için yeniden bilirkişiden görüş alınmasının ulaşılan sonucu değiştirmeyeceği gözetilerek, Tebliğnamedeki görüşe iştirak olunmamıştır. B.Mahkûmiyet Hükmüne Yönelik Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. III.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin 20.02.2024 Tarihli ve 2023/1190 Esas, 2024/354 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, tazmine hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 5.328,32 TL nispi temyiz onama harcının sanıktan tahsiline, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi. (Kısmî Karşı Düşünce) KISMİ KARŞI DÜŞÜNCE Sanık ... hakkında, 5411 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükmün, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine sayın çoğunluğun Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına” ilişkin kararı yerinde değildir. Şöyle ki; Bölge Adliye Mahkemelerince verilip temyiz edilen kararlarla ilgili temyiz incelemesi yapan Yargıtay Ceza Dairelerinin verebilecekleri kararlar 5271 sayılı CMK.nun 302 ve 303. maddelerinde gösterilmiştir. Kanunun 302. maddesinde “temyiz isteminin esastan reddi” ile “bozma”, 303. maddesinde ise “hukuka aykırılığın düzeltilmesi” verilebilecek kararlar olarak sayılmıştır. Bu iki maddede de “temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması” diye bir tabir kullanılmamıştır. Kaldı ki 5271 sayılı CMK.ndaki temyiz incelemesi mantığına da “onama” tabiri uygun değildir. CMK.nda kural olarak temyiz nedenleriyle bağlılık esastır. CMK.nun 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık halleri dışında, yine Kanunun 301. maddesi uyarınca Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlarda temyiz incelemesi yapabilecektir. Temyize tabi kararda, hukuka kesin aykırılık dışında temyiz başvurusunda belirtilmeyen aykırılıklar olsa bile bozmaya konu edilemeyeceğinden, Kanun Koyucu bilinçli olarak denetime tabi “kararın onanması” tabirine de yer vermemiştir. Bu anlatılanlar nedeniyle “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ” yerine “TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASI” yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 20.11.2024

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla