İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2024/4340 Karar: 2024/8622 Tarih: 2024

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2024/4340 K.2024/8622

7. Ceza Dairesi 2024/4340 E. , 2024/8622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1418 E., 2024/549 K. SUÇ : 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hük

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2024/4340 E. , 2024/8622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1418 E., 2024/549 K. SUÇ : 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hük

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2024/4340 E. , 2024/8622 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1418 E., 2024/549 K. SUÇ : 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma sonrası verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I.TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri; eylemin nitelikli zimmet suçunu oluşturduğuna, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğine, banka zararının yanlış hesaplandığına, diğer sanık hakkında kaçak kararı verilmesi nedeniyle zamanaşımının durduğuna, üst sınırı gösterilmeyen ağır hapis cezalarında zamanaşımının 24 yıl olarak hesaplanması gerektiğine, bu nedenle zamanaşımının gerçekleşmediğine, usul ve kanuna aykırı olması nedeniyle hükmün bozulması istemine ilişkindir. II.OLAY VE OLGULAR A.İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Temyiz incelemesi dışındaki sanık ...'ın katılan bankanın Tahtakale şubesinde görevli olması nedeniyle görevi gereği kendisine teslim edilen muhafaza denetim ve sorumluluğu altındaki paraları diğer sanık ... ile işbirliği içinde birlikte usulsüz şekilde alarak zimmetlerine geçirmek suretiyle sanık ... 'ın 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na (4389 sayılı Kanun) muhalefet ettiği, bu kapsamda sanığın eylemleri ele alınıp incelendiğinde, dava dosyasındaki olayda sanık ...'ın mevcut hesaplardaki eylemlerinin şube yöneticileri ve muhasebe servisinin gerekli mutabakat ve denetimleri yapması halinde, hemen ortaya çıkabilecek türden olduğu şeklinde değerlendirilmiş olup, sanık...'le birlikte atılı suçu işlediği değerlendirilen sanık ...'ın eyleminin basit zimmet suçu kapsamında kabul edilerek, sanık ... hakkında 4389 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca basit banka zimmeti suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirlenmiştir. B.Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Dosya bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ele geçen mudilere atfen atılmış imzalar bulunan dekontlar üzerinde yapılan incelemelerde, bir kısmının sahte olarak oluşturulduğunun anlaşıldığı, ancak iğfal kabiliyetlerinin bulunmadığının bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, bankacılık konularında uzman bilirkişi heyetince hazırlanan bilirkişi raporunda da, zimmete konu işlemlerin büyük kısmının müşteriler adına alınmış banka kartlarının ve şifrelerinin, sanık...'in uhdesinde tutularak gerçekleştirildiği, banka yetkililerince yapılacak kontrolde fark edilebileceğinin belirtildiği dikkate alındığında, zimmetin tamamının basit zimmet kapsamında olduğunun anlaşıldığı, sanık ...'ın diğer sanığın eylemine bağlılık kuralı gereği feri fail olarak katıldığı, suç tarihi itibari ile eyleminin 4389 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) zamanaşımı hükümleri ile suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) zamanaşımı hükümleri karşılaştırıldığında 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrasındaki düzenlemelerin sanık lehine olduğu, buna göre 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddisinin üçüncü fıkrası ve 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca uzamış zamanaşımı süresinin 15 yıl olacağı, suç tarihi itibari ile ilk derece mahkemesince 14.11.2019 tarihinde kurulan mahkûmiyet hükmünden önce dava zamanaşımı süresinin dolduğu dikkate alınıp, mahkemece zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu anlaşılmakla, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle sanık hakkındaki kamu davasının, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği düşmesine, ilk derece mahkemesi hükmündeki hukuka aykırılığın bu şekilde düzletilmesi suretiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır. III.GEREKÇE Sanığın yargılama konusu eylemi için belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanığın lehine olan 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı Kanun'un 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği 10 yıllık olağan ve 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır. 765 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile aynı Kanun'un 104 üncü maddesinin ikinci fıkrası gereği suçun işlendiği 10.01.2002 tarihinden itibaren 15 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin, ilk derece mahkemesi hüküm tarihine kadar gerçekleşmiş olduğu anlaşıldığından, zamanaşımı nedeniyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. IV.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin, 13.03.2024 tarihli ve 2022/1418 Esas, 2024/549 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.10.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla