Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2024/4722 E. , 2024/9445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3148 E., 2022/4834 K. SUÇ : 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî bozma, kısmî temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahk
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2024/4722 E. , 2024/9445 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/3148 E., 2022/4834 K. SUÇ : 4389 sayılı Bankalar Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî bozma, kısmî temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılan BDDK vekilinin temyiz nedenleri; sanık ... hakkında alt sınırdan temel cezanın belirlenmesine, takdiri indirim uygulanmasına, hükmün bozulması talebine ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri; suç tarihinde yürürlükte olan 4389 sayılı Kanun'da 'başkasının zimmetine geçirme eylemi'nin yer almadığı halde bu hususun göz ardı edildiğine, suçun maddi unsurunun oluşmadığına, sanığın yetkileri dahilinde kredi kullandırdığına, birleşen 2013/40 Esas sayılı dava dosyasında sanığın hukuki durumunun açıklanmadığına, hükmün bozulması talebine ilişkindir. 3.Sanık ... müdafiinin temyiz nedenleri; sanığın uhdesine para geçirdiğine ilişkin somut delilin bulunmadığına, mahkûmiyet hükmünün hukuka aykırı olduğuna, diğer sanık tarafından yanıltıldığına, zimmet suçu kapsamında azmettiren olarak kabul edilemeyeceğine, dava zamanaşımının dolduğuna, hükmün bozulması talebine ilişkindir. II. GEREKÇE İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Türkiye İş Bankası A.Ş..... şubesinde suç tarihinde müdür olarak görev yapan ...'in 16.06.2005, 05.06.2005 tarihlerinde müştekiler ... ve ... adına usulsüz kredi tahsil ettiği, kredilerin 16.06.2006, 20.06.2006 tarihlerinde nakit olarak kullandırıldığına ilişkin dekontların dosyada yer aldığı, kredi ödemelerinde gecikmeler yaşanması ile banka tarafından yapılan tebligat sonrasında haberdar olan ... ve ...'nın şikayetçi olması üzerine araştırmaların başladığı, her iki kredi sözleşmesinde de müteselsil kefil olarak sanık ... ile temyiz inceleme dışı ...'ın yer aldığı, sanık ...'ın ortağı ve yetkilisi olduğu ... Tekstil firmasının Türkiye İş Bankası A.Ş. Fatih şubesinin müşterisi olduğu, o dönemlerde ...'in de .... şubesinde müdür olduğu, sanıkların tanışıklıklarının buna dayandığı, kredi sözleşmelerinde ... ve ... adına atılan imzaların ve yazılan yazıların ilgili tarafların eli ürünü olmadığının dosya kapsamında yer alan raporlarla sabit olduğu, yine banka ile yapılan yazışmalarda 2005 yılı ve öncesinde ilgililerin bankada herhangi bir imza örneğinin bulunmadığı, kredi sözleşmelerinde, kredi ödeme dekontunda imzası bulunan temyiz dışı sanıklar ... ve ...'un kredi servisinde görev ve yetkilerinin bulunmadığı, alınan beyanlarında banka müdürü ... tarafından imzalanmış halde gelen bu kredi sözleşmelerine imza attıkları, kredi kullandırılmasında yetkili ve sorumlu olan ...'in usulsüz kredi kullandırarak ... Tekstil firmasına finansman sağladığı, kredilerin paravan nitelikte olduğu, sanık ...'ın azmettirmesiyle banka müdürü sanık ...'in eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 4389 sayılı Kanun kapsamında kaldığı, dosya kapsamındaki bilirkişi raporlarına göre, borçlu adına atılan imzaların ... ve ...'nın mevcut mukayese imzalarıyla benzerlik taşımadığı, iğfal kabiliyetinin bulunmadığı bu suretle basit zimmet suçunun oluştuğu kabul edilmiştir. Türkiye İş Bankası A.Ş. 28.02.2006 tarihli teftiş raporuna göre; şube müdürü ... tarafından ... Tekstil firması çalışanlarına verilen krediler incelendiğinde, kredi temin edilirken ... Tekstil tarafından verilen imzalı belgelerle yetinildiği, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının sitesinden SSK numaraları sorgulandığında kayıtlı olmadığının anlaşıldığı, dolayısıyla bu sorgulama yapılmadan kredilerin tahsis edildiği, söz konusu usulsüz kredilerle yaratılan kaynağın ... Tekstil firmasının finansmanı olarak kullanıldığı, ilgili personelin bankayı zarara uğrattığı, ancak hesap özetlerinin ve harcama alışkanlıklarının incelenmesinde herhangi bir çıkar sağlanmadığı kanaati ile şube müdürü ...'in kusurlu bulunduğu bildirilmiştir. Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik suçlarından açılan ve birleşen davalarda duruşma savcısının eylemin zimmet suçu kapsamında kalacağı görüşü üzerine, Türkiye İş Bankası A.Ş.'ye yargılama aşamasında yeniden yazılı başvurularının bulunup bulunmadığı sorulmuş, yazılı başvuruda bulunulmadığı bildirilmiştir. BDDK tarafından ise 18.02.2013 tarihli dilekçe ile yazılı başvuru şartının sağlandığı görülmüştür. Dosya kapsamında yer alan uzman bilirkişi raporlarına göre, her iki usulsüz kredi kullanımında da borçlu adına atılan imzaların ... ve ...'nın mevcut mukayese yazı ve imza örneklerine göre eli ürünü olmadığı, bu imzaların sanıklar ... veya ... tarafından atıldığının tespitine de gidilemediği, kefil kısmında kendi adı altında atılan imzaların ise sanık ... ve temyiz inceleme dışı sanık ...'a ait olduğu saptanmıştır. Türkiye İş Bankası A.Ş. tarafından düzenlenen ve dosyaya gelen evraka göre, banka şubesinde ... ve ...'nın 2005 yılı ve öncesinde imzalarının bulunmadığı anlaşılmıştır. Müştekiler beyanlarında, ... Tekstil firmasında suç tarihlerinde çalıştıklarını, sanık ...'ın sigorta başlatacağını söyleyerek kimlik fotokopilerini, ikametgah belgelerini istemesi üzerine verdiklerini, ancak sonrasında belgeleri kaybettiğini söyleyerek geri vermediğini beyan ettikleri, bankada yapılan işlemlerin kendilerine ait olmadığını, kredi ödemelerinde gecikme olunca yapılan tebligat ile durumdan haberdar olarak bankayla görüştüklerini, banka tarafından herhangi bir tahsile gidilmediğini, maddi zararlarının bulunmadığını ifade etmişlerdir. Sanık ... savunmasında, çalışanları adına kredi talebinde bulunmadığını, şube müdürü ...'in çalışanların maaşlarının banka kanalıyla ödenmesi için teklifte bulunduğunu, bunu kabul ettiğini, böylelikle bir kısım evraklara imza attığını, suç kastıyla hareket etmediğini ifade etmiştir. Sanık ... savunmasında, kredi tahsisinde son onay mercii olduğunu, usulüne uygun gördüğü için onayladığını, kefilleri tanıdığını, güven ilişkisi olduğundan söz konusu kredileri imzaladığını, suçu kabul etmediğini ifade etmiştir. Dosya kapsamında yargılanarak haklarındaki beraat kararları kesinleşen banka çalışanları ... ve ... ise aşamalardaki ifadelerinde, ... Tekstil firmasının çalışanları ile ilgili kredi işlemlerinin direkt olarak şube müdürü ... tarafından tamamlandığını, son aşamada kendilerine imzaya geldiğini, işlemler şube müdüründen geldiği için de imzaladıklarını beyan etmişlerdir. Dosyaya alınan heyet bilirkişi raporuna göre; ...'in kredilendirme sürecinde yetkili ve sorumlu olduğu, dava konusu kredilerin bankacılık teammüllerine uygun kullandırılmadığı, adına kredi tahsis edilen müşterilerle kredi arasında illiyet bağının kurulamadığı, huzurda alınması gereken imzaların alınmadığı, usulsüz kredilerle ... Tekstil firmasına menfaat temin edildiği, kredinin ödenmediği, her iki krediden kaynaklı 28.034,93 TL anapara zararının bulunduğu, kredi sözleşmelerinde imzaları bulunan gişe yetkilisi ... ve stajyer memur ...'un ise kredilendirmede yetkilerinin ve sorumluluklarının bulunmadığı dolayısıyla suçun faili olamayacakları belirtilmektedir. Her iki krediye ilişkin ilk beş taksidin aynı gün gecikmeli olarak ödendiği, ancak ödeme sırasında banka tarafından kaydedilen bilgi olmadığından ödemeleri yapan ya da yapanların kim olduğu bilgisine erişilemediği görülmektedir. Banka soruşturma raporu ve kovuşturma aşamasında alınan müzekkere cevabi yazısına göre bankanın zararının karşılanmadığı görülmektedir. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. A. Katılan BDDK Vekilinin Temyiz Dilekçesinin Münhasıran Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Olduğu Anlaşılmakla; Anılan Kurum Vekilinin ve Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden 1.Müştekiler ... ve ...'nın bilgisi ve rızası dışında kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle her biri için 15.000,00 TL tutarında kredi çekilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; Mahkemece, sanıklardan ve müştekilerden alınan imza örnekleri ile suça konu kredi sözleşmelerindeki imzaların karşılaştırılması neticesinde sahteliği kolayca anlaşılabilecek, iğfal kabiliyeti olmayan sahte imzalı belgelerin banka içi araştırma ile ortaya çıkarılmasının mümkün olduğundan bahisle eylem basit zimmet olarak kabul edilmiş ise de; banka parasının zimmete geçirilmesinde fiilin basit ya da nitelikli zimmet suçunu oluşturup oluşturmayacağının değerlendirilmesi bakımından, zimmetin banka içi kayıtların olağan bir denetimi, araştırma ve karşılaştırılması suretiyle kesin bir biçimde ortaya çıkarılabilecek durumda olması halinde, eylemin basit zimmet olarak nitelendirilmesi hususunun, ... ve ...'nın suç tarihinde kayıtlı bankanın müşterisi olup yine suç tarihinde sistemde mukayese edilebilecek imzalarının veya banka nezdinde imza kartonetlerinin bulunması halinde mümkün olduğu, ancak dosya kapsamındaki bankadan gelen cevabi yazıya göre müştekilerin suç tarihi ve öncesinde banka müşterisi olmadıklarının ve sistemde kayıtlı imzalarının veya banka nezdinde imza kartonetlerinin bulunmadığı cihetle, zimmet eyleminin banka içi kayıtların olağan bir denetimiyle ortaya çıkmasının mümkün olmaması nedeniyle eylemin nitelikli zimmet olarak kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi, 2.Birleşen 2013/40 Esas sayılı dava dosyasına konu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.03.2013 tarihli ve 2013/37650 soruşturma numaralı iddianamesinde sanık ... hakkında dava açılan eylemlerin ana dosyadaki İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2012 tarihli ve 2012/38804 soruşturma numaralı iddianamesinde dava açılan eylemler ile aynı olduğu, iddianamelerde yalnızca eylemin nitelendirilmesinde kısmen farklılık bulunduğu cihetle; eylemlerin kül halinde bankacılık zimmeti olup bu davalar hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı bulunmuştur. B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Sanığın, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi’nden temin olunan güncel nüfus kayıt örneğine göre hüküm tarihinden sonra 25.04.2024 tarihinde vefat ettiğinin anlaşılması karşısında, bu durumun Mahkemece duruşma açılmak suretiyle araştırılarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 64 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının düşürülüp düşürülmeyeceğinin karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. III. KARAR A. Katılan BDDK Vekilinin Temyiz Dilekçesinin Münhasıran Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Olduğu Anlaşılmakla; Anılan Kurum Vekilinin ve Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle katılan BDDK vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle sanık ... müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.10.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.