Karar Özeti
7. Ceza Dairesi 2025/1156 E. , 2025/5787 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/454 E., 2023/750 K. SUÇ : Firar İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Firar suçundan sanık ...'in 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1
Karar Detayı
7. Ceza Dairesi 2025/1156 E. , 2025/5787 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2023/454 E., 2023/750 K. SUÇ : Firar İNCELEME KONUSU KARAR: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Firar suçundan sanık ...'in 1632 sayılı Askerî Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 66/1-a ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair (Kapatılan) Erzincan 3. Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 23.05.2016 tarihli ve 2014/608 Esas, 2016/203 Karar sayılı kararının itiraz edilmeksizin 14.06.2016 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 13.11.2020 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, Erzincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.11.2023 tarihli ve 2023/454 Esas, 2023/750 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanarak sanığın 1632 sayılı Kanun'un 66/1-a ve 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf edilmeksizin 03.01.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/1. maddesi uyarınca, 06.02.2025 tarihli ve 94660652-105-24-11252-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/19970 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.02.2025 tarihli ve KYB-2025/19970 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Dosya kapsamına göre, sanığın Söke Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunduğunun anlaşılması üzerine, adı geçen infaz kurumuna hitaben, sanığın duruşmanın bırakıldığı 07/11/2023 tarihinde SEGBİS sistemi ile hazır edilmesi amacıyla müzekkere gönderildiği, anılan müzekkerenin sanığın firar etmesi nedeniyle tebliğ edilemediği, sanığın savunması alınmadan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı açıklanarak sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulduğu anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca, sanık tarafından denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülükleri yerine getirmemesi hâlinde, duruşma açılmasını müteakip, sanıkça beyan edilen adrese, duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına ilişkin ihtarı içeren meşruhatlı davetiye ile duruşmadan haberdar edilerek savunması alındıktan sonra, hükmün açıklanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin, sanığın savunması alınmadan ve duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda duruşmaya devam edilerek hükmün açıklanacağına dair meşruhatlı davetiye de tebliğ olunmadan, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 23.05.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilk kararda, sanık ... hakkında 08.09.2013-21.01.2014 tarihleri arasında işlediği firar suçundan da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği halde bu hükmün açıklanmadığı, sadece 24.01.2014-06.08.2014 tarihleri arasında işlediği firar suçuna ilişkin hükmün açıklandığı anlaşılmakla, 08.09.2013-21.01.2014 tarihleri arasında işlediği firar suçu yönünden mahallinde her zaman bir hüküm kurulmasının mümkün olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10. maddesinde, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği dikkate alındığında, İncelemeye konu dosyada; sanığın 07.05.2015 tarihinde alınan savunmasında, adresini "Muradiye İzzet Kani Örgün Sokak No:13 Orhangazi/Bursa" olarak bildirdiği, söz konusu ifadesi haricinde başkaca geçerli bir adres beyanının bulunmadığı, bu haliyle sanığın yokluğunda verilen 30.11.2023 tarihli Mahkeme kararının öncelikle duruşmada bildirdiği bilinen en son adresine normal tebligat çıkarılması ve bu tebligatın "iade gelmesi halinde" ise bu kez aynı Kanun'un 21/2. maddesine göre mernis adresine tebliğ yapılması gerektiği halde, bilinen son adres dışında bir adres olan ve aynı zamanda mernis adresi olan "Muradiye Mahallesi D.S.İ. Kanal Yolu 2 Nolu Sokak no:6 İç Kapı No:3 Orhangazi/Bursa" adresine tebliğe çıkartılıp anılan tebliğin, sanığın adresten sürekli olarak ayrıldığından/tanınmadığından bahisle iade edilmesi üzerine bu defa 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre mernis şerhiyle muhtara tebliğ edilmesi nedeniyle yapılan tebligatın usulsüz olduğunun ve anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında; kanun yararına bozma talebine esas teşkil eden Erzincan 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.11.2023 tarihli ve 2023/454 Esas, 2023/750 Karar sayılı kararının kesinleşmediği ve olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği anlaşılmıştır. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2025 tarihinde karar verildi.