İçeriğe geç
AC
7. Ceza Dairesi Esas: 2025/4500 Karar: 2025/12203 Tarih: 2025

Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2025/4500 K.2025/12203

7. Ceza Dairesi 2025/4500 E. , 2025/12203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2022/287 E., 2023/107 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Hükmün

Karar Özeti

7. Ceza Dairesi 2025/4500 E. , 2025/12203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2022/287 E., 2023/107 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Hükmün

Karar Detayı

7. Ceza Dairesi 2025/4500 E. , 2025/12203 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2022/287 E., 2023/107 K. SUÇ : 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefet HÜKÜM : Mahkûmiyet, kaçak eşyanın müsaderesi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İTİRAZA KONU KARAR : Düzeltilerek onama İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Hükmün bozulması İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 13.05.2025 tarihli ve 2023/13203 Esas, 2025/7228 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.07.2025 tarihli ve 7-2023/57456 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 308/1. maddesi gereği yapılan itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun'un 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "İtiraz konusu uyuşmazlık, suça konu eşyaların ele geçirilmesi amacıyla iş yerinde, ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmadan, yapılan aramanın hukuka uygun olup olmadığına ilişkindir. Çiçekçi dükkanında arama yapılması için Sincan 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 04/10/2013 tarihli ve 2013/887 değişik iş sayılı kararıyla arama kararı verilmiş ve bu arama kararı üzerine, ssç'nin bulunduğu iş yerinde 05/10/2013 tarihinde saat 11.30'da yapılan aramada suça konu toplam 425 adet kaçak sigara yakalanmış, arama tutanağı işlem yapan 6 polis memuru ile ssç tarafından imzalanmıştır. 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" açık, amir hükmüne rağmen, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması sebebiyle 5271 sayılı Kanun'un 119. maddesinin 4. fıkrasında öngörülen yasal güvencenin sanığın işyerinde yapılan arama açısından sağlanmadığı (Anayasa Mahkemesi (AYM), ... ve ... (2. B.), B. No: 2019/21704, 20/9/2023, § 75), bir başka ifade ile aramanın CMK'nın 119. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olduğu anlaşılmıştır. (AYM. ... (1. B.), B. No: 2013/6183, 19/11/2014, § 55: CGK. 28/04/2025, 2013/9-464-2015/132; CGK. 06/02/2020, 2016/18-1146-2020 68). Ceza Muhakemesinde, şeklî gerçekle yetinilmeyip işin esası araştırılır. Ceza muhakemesinin amacı, maddî gerçeğin hiç bir duraksamaya yer verilmeden ortaya çıkarılmasıdır. Ancak, hukuk devletinde, maddî gerçeğin 'her ne pahasına olursa olsun' araştırılması kabul edilmemekte, delil yasakları ile bunların sonucu olarak ortaya çıkan yasak delillerle bu ilkeye bazı sınırlar getirilmektedir. Hukuk devleti esaslarına uygun bir şekilde yapılandırılmış bulunan bir ceza muhakemesinde delil elde edilmesi ve değerlendirilmesi işlemlerine getirilen sınırlamalara delil yasakları denilmektedir. AYM'nin de benzer olayla ilgili başvurular üzerine, (... ve ... (2. B.), B. No: 2019/21704, 20/9/2023, § 95-96; (... (1. B.), B. No: 2013/6183, 19/11/2014, § 59) mahkûmiyet hükmünün esaslı ve belirleyici delillerinin, hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen koruma tedbiri niteliğindeki arama işlemi sonucu ele geçirilen deliller olması ve dolayısıyla mahkûmiyet hükmünün, belirleyici olarak hukuka aykırı arama sonucunda elde edilen delillere dayandırılmış olmasının bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedeleyeceği ve sonuç olarak aramanın icrasındaki kanuna aykırılığının, yargılamanın bütünü yönünden İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin 6. ve Anayasanın 36. maddelerinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olacağının kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinin altıncı fıkrasında, kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Bu açıklamalar ışığında, somut olayda, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulmaksızın iş yerinde arama yapılması şeklinde gerçekleşen özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelik müdahalenin kanunilik şartını sağlamadığı anlaşılmıştır. Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir. Aramanın hukuka aykırı olmasının ceza muhakemesi açısından sonucu da arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınamamasıdır. Anayasa ’nın 38/6. madde düzenlemesi, 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde, hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alınmış olması, anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağının ifade edilerek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceğinin ve hükme esas alınmayacağının açıklanması öte yandan hukukun uygulanmasında meşru ve hukuka uygun olmayan bir şeyin üzerine meşru ve hukuka uygun bir şey bina edilemeyeceğinden ya da zehirli ağacın meyvesinin de zehirli olacağının kabulü gerekeceğinden, yasak delilin uzak (dolaylı) etkisi olarak, bu delilden türeyen ikrarında karara etkisinin olamayacağı gözetilerek, ssç'nin atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen ve yerel mahkemece mahkûmiyet hükmüne esas alınan delillerin de “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olması ve hükme esas alınamayacağının gözetilmemesi sebebiyle hükmün bozulması yerine, anılan şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu" talebine ilişkindir. II. GEREKÇE 05.10.2013 tarihinde Sulh Ceza Hâkimliğinden alınan arama kararına istinaden suça sürüklenen çocuğa ait işyerinde yapılan aramada 425 adet muhtelif markalarda kaçak sigara ele geçirilmesi şeklinde gerçekleşen olayda; usulüne göre alınmış bir arama kararı bulunduğu, suça sürüklenen çocuğun bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itirazın olmadığı, suça sürüklenen çocuğun arama sonucunda ele geçirilen kaçak sigaraları Sincan'da satarken yakalandığına dair açık ikrarının mevcut olduğu, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım hakların ihlal edildiğine yönelik olarak suça sürüklenen çocuktan gelen herhangi bir yakınmanın bulunmadığı, Anayasa Mahkemesinin 15.04.2015 tarihli ve 2013/2392 başvuru no'lu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.06.2007 tarihli ve 2007/7-147 E.-2007/159 K. sayılı kararlarında belirtildiği üzere; usulüne göre alınmış arama kararına istinaden, herhangi bir hak ihlaline neden olunmadan yapılan arama sonunda ele geçen delillerin, sırf arama sırasında bulunması gereken kişilerin orada bulundurulmaması suretiyle şekle aykırı hareket edildiğinden bahisle “hukuka aykırı olarak elde edilmiş, delil" sayılmalarının ve mahkûmiyet hükmüne dayanak teşkil etmemelerinin kabul edilemeyeceği, arama işlemindeki kanunda belirlenen usule ilişkin eksikliğin bu işlemin sıhhatini ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin gerçekliğini şüpheli hale getirmediği gibi, suça sürüklenen çocuğun da bu kapsamda herhangi bir itirazının olmadığı, dolayısıyla hukuka aykırı bir delilden söz edilemeyeceğinden, suça sürüklenen çocuğun sabit olan eyleminden dolayı hakkında verilen mahkûmiyet kararının düzeltilerek onanmasına dair kararda hukuka aykırılık görülmediğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ, Sayın Üye ...'in itirazın kabulü gerektiğine dair karşı oyu ve oyçokluğuyla REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 13.05.2025 tarihli ve 2023/13203 Esas, 2025/7228 Karar sayılı kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın daire çoğunluğuyla görüş ayrılığımız yapılan ihbar üzerine kolluk kuvvetinin usulüne uygun arama kararı alarak işyerinde yaptığı arama işlemi sonucu kanunun amir hükmüne aykırı olarak işlem tanığı sayısının eksik tutulması sonucu düzenlenen tutanağın hükme esas alınıp alınmayacağına ilişkindir. Yargıtay Yüksek Ceza Genel Kurulunun 2013/610-5 12... /569-2022/10 EK sayılı kararlarında da izah edildiği üzere: Aramanın hukuka aykırı olması, arama karar veya emrinin ya da aramanın icrasının hukuka aykırı olması anlamına gelmektedir. Hukuka aykırılık bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanmasıdır. Kanuna aykırılıktan daha geniş bir içeriğe sahip olan hukuka aykırılık kavramının çerçevesi ve kapsamı belirlenirken gerek pozitif hukuk kurallarına gerekse temel hak ve hürriyetlere ilişkin evrensel hukuk ilkelerine aykırılık bulunup bulunmadığı gözetilmeli ve aykırılığın varlığı hâlinde hukuka aykırılığın mevcudiyeti kabul edilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 22.06.2001 tarihli ve 2-2 sayılı kararında: "Hukuka aykırılık en başta milli hukuk sistemimiz içinde yürürlükteki tüm hukuk kurallarına aykırılık anlamına gelir. Bu çerçeve içinde, anayasaya, usulüne uygun olarak kabul edilmiş uluslararası sözleşmelere, kanunlara, kanun hükmünde kararnamelere, tüzüklere, yönetmeliklere, içtihadı birleştirme kararlarına ve teamül hukukuna aykırı uygulamaların tümü hukuka aykırılık kavramı içinde yer alır. Bunun dışında, hukuk sistemimiz, hukukun genel ilkeleri adı verilen ve uygar dünyanın tüm medeni ülkelerinde uygulanan kuralları da hukuk kuralı olarak kabul etmektedir. Hukukun genel ilkelerinin neler olduğu konusunda bir belirsizlik olsa da, hukukun genel ilkelerinin hukuki bağlayıcılığı bulunduğu gerek uygulamada gerekse doktrinde tartışmasız olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkememiz de birçok kararında, hukukun genel ilkelerinin varlığını kabul etmenin hukuk devletinin gereklerinden biri olduğunu ve bu ilkelerin yasa koyucu tarafından dahi yok edilemeyeceğini hükme bağlamıştır (Örneğin, E. 1985/31. K. 1986/1, K.T. 17.3.1986, Anayasa Mahkemesi Kararlar Dergisi, S.22. s.115). Anayasa Mahkemesi'nin bu görüşleri çerçevesinde hukukun genel ilkeleri, yasalardan, hatta Anayasa'nın değiştirilebilir hükümlerinden de üstün bir konuma getirilmiştir” denilmektedir. Bu itibarla aramanın hukuka uygun olup olmadığı arama tedbirine başvurulma şartları ve uygulanmasıyla ilgili gerek pozitif hukuk kuralları gerekse evrensel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak bütüncül bir bakış açısıyla belirlenmelidir. 5271 sayılı CMK'nın 119/4. maddesinde; Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur. 5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinde; "1) Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir. (2) Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir" şeklindeki düzenlemeyle hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceği hüküm altına alınmıştır. Anılan Kanun'un 206. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde de, ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykın olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı ifade edilerek hukuka uygun olarak elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı açıklanmıştır. Kaldı ki, aynı Kanun'un 230. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin belirtilmesi; bu kapsamda dosya içerisinde bulunan ve hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin ayrıca ve açıkça gösterilmesi de zorunludur. Bu açıklamalar ışığında; Sanığa ait işyerinde kaçak sigara satıldığının ihbarı üzerine ... S.C. Hakimliğinden alınan 2013/887 d.iş sayılı arama kararının infazı için söz konusu işyerine gidilerek yapılan aramada 425 adet kaçak sigara paketi ele geçirilmesi şeklindeki olayda; 5271 sayılı CMK'nın 119. maddesinin dördüncü fıkrasında, ‘"Cumhuriyet Savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur."’ şeklindeki düzenlemenin aksine, işlem tanığı olmadan aramanın gerçekleştirildiği ve tutanak altına alındığı görülerek yapılan incelemede; sanığa ait işyerinde yapılan arama işlemi sonucu ele geçirilen sigaraların hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil niteliğinde olduğu ve mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacağı gözetildiğinde mahkûmiyet hükmünün bozulması gerektiği, bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazın kabulü gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir. 08.10.2025

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla