KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/3665 E., 2010/2025 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2010
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... ve paydaşları tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 103 ada 1 parsel sayılı 8561,50 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiş, taşınmaz üzerindeki evler sahipleri adına beyanlar hanesinde gösterilmiştir. Davacı ... ve paydaşları satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın ayrı ayrı bölümleri hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır.
Yargılama sırasında hazine davalı ve davacılar yararına edinme koşullarının gerçekleşmediğini öne sürerek dava konusu taşınmazın hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacıların davasının reddine, katılan davacı hazinenin davasının kabulüne, 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın katılan davacı hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ....., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ...., ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, tespit maliki ... tarafından özel parselasyon yapılarak taşınmazın davacılara satıldığı, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18/son maddesine göre bu şekilde yapılan satışın yasal olmadığı, ilk malik ...’ın da satışlar nedeni ile zilyetliğini devam ettirmediği ve taşınmaz ile ilgisinin kalmadığı gerekçe gösterilerek dava konusu taşınmazın katılan davacı hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma, soruşturma hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Dava ve temyize konu taşınmaz, davalı ...’ın tarla olarak 20 yılı aşkın süredir zilyetliğinde iken taşınmazını parselleyerek dava dosyasında bulunan satış senetleri ile 45 parçaya böldüğü ve davacılara metrekare belirterek ve belirlenen metrekare üzerinden pay olarak sattığı, davacıların satın aldıkları kısımların etrafını çevirdikleri, bahçe ve arsa niteliği ile ya da ev yapmak suretiyle kullandıkları anlaşılmakla, zilyet davacılar yararına 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir.
Kadastro Kanununda değişiklik yapılmasına dair 22.2.2005 tarihli 5304 sayılı Kanun'un 5.maddesi ile ayırmayı gerektiren taksimlerde ayırma tarihindeki imar mevzuatının dikkate alınacağına dair 3402 sayılı Yasanın 15/son fıkrası değiştirilerek Kadastrodan önce hissedarlar veya mirasçılar arasında ayırma veya birleştirme suretiyle taksime konu edilmiş ve sınırları doğal veya yapay işaret ya da tesislerle belirlenmiş taşınmaz malların imar planı bulunmayan yerlerde zeminde fiilen oluşmuş sınırlara göre tespit edileceği hükmü getirilmiştir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/3665, K. 2010/2025, 8 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama