KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5293 E., 2010/3956 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2010
Karar Metni
419 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 134 ada 31 parsel sayılı 8416.14 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak niteliğiyle davalı hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., Hazine ve Tapu Kadastro Müdürlüğünü hasım göstererek, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın davacı ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere, tespitte saptanan hukuksal olgulara, dosya içeriğine ve dava niteliğine göre davalı hazinenin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, temyiz konusu 134 ada 31 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davacı ...'un bayii babası ... ...'un onaylı nüfus kayıt örneği getirtilerek kimliği bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde davacının bayii olan ... ... ile öldüğü belirlendiği takdirde ... ... mirasçılarının adlarına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı,
tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar, davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m² taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli,
hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununda öngörülen şartlar gerçekleştiği taktirde mirasçıların pay oranları belirtilerek hüküm kurulmalı, kabule göre de tespit maliki olmayan ancak kendisine husumet yöneltilen Kadastro Müdürlüğüne karşı açılan davanın husumetten reddine karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5293, K. 2010/3956, 21 Haziran 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama