KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/5445 E., 2010/3075 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mayıs 2010
Karar Metni
469 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu, tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında 104 ada 40 parsel sayılı 12436.72 m2 yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan söz edilerek mera niteliğiyle sınırlandırılmıştır. Davacı ..., miras yoluyla gelen hakka ve paylaşmaya dayanarak dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen 5/5/2009 günlü rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 11457.76 m2 yüzölçümündeki bölümünün davacı ... adına tapuya tesciline, aynı rapor ve haridata (B) harfi ile işaretli 979.00 m2 yüzölçümündeki bölümün mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillere, tespitte saptanan hukuksal olgulara, dosya içeriğine ve dava niteliğine göre davalı Hazinenin dava konusu 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın (A) harfi ile işaretli bölüme yönelik sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, dava konusu 104 ada 40 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 26.7.1972 tarihinden sonra yapılmıştır.
3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Her ne kadar, mahkemece davanın dayanağını oluşturan 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü uyarınca araştırma ve soruşturma yapılmış ise de, bu doğrultuda yapılan araştırma ve soruşturma da yöntemine uygun olmadığı gibi ayrıca yetersizdir.
UYAP'tan temin edilen nüfus kaydına göre davacının miras bırakanı ...'ın ölüm tarihi ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık sürenin geçmediği anlaşılmaktadır.
O halde bu konuda sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için adına tescile karar verilen zilyet davacı ... bayii ... ...'ın onaylı nüfus kayıt örneği getirtilerek kimliği bu yolla sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra aynı çalışma alanı içerisinde bayii ... ... mirasçılarının adlarına kayıtsız ve belgesizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla başkaca taşınmaz mal tespit yada tescil edilip edilmediği Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, tespit edilen taşınmazlar varsa sözü edilen taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar,
davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, paylı tespit edilen taşınmazlar varsa taşınmazın yüzölçümü payda kabul edilerek ilgiliye o taşınmazda payı karşılığında kaç m2 taşınmaz mal isabet edeceği duraksamasız belirlenmeli, davalı olan ve hükme bağlanmayan dava dışı taşınmazlar varsa etkili bir denetim ve kontrol için usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü ile 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmündeki kısıtlamalar dikkate alınarak birleştirilip birleştirilmeyeceği düşünülmeli, hükme bağlanıp kesinleşen davalar var ise sonuçları göz önüne alınmalı, bu yolla sağlıklı biçimde bir kontrol ve denetim yapılmalı,
bundan sonra sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/5445, K. 2010/3075, 24 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama