KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2009/7849 E., 2010/137 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2010
Karar Metni
278 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi.
Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 102 ada 327 parsel sayılı 7318,27 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras hakkına, pay satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak, davalı ... ile dava dışı mirasçı ... ... adına tespit edilmiştir. Davacı, ... miras hakkına dayanarak mirasçılar adına tescil istemi ile dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
İddia ve savunmaya, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu 102 ada 327 parsel sayılı taşınmazın tarafların ortak miras bırakanlarından kaldığı yönünde yanlar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun biçimde bir paylaşmanın yapılıp yapılmadığı yönünde toplanmıştır.
Kural olarak, mirasçılar arasında yöntemine uygun bir paylaşmanın varlığından söz edilebilmesi için ortak miras bırakanın ölüm gününden sonra tüm mirasçılarının bir araya gelerek, terekeyi kendi aralarında pay etmeleri, her bir mirasçının kendi payına düşeni aldıktan sonra terekedeki diğer miras haklarından vazgeçmesi gerekir.
Somut olayda tarafların ortak miras bırakanları ... ... ve ... ...’ın ölüm gününden sonra davacı ...’nın 2.5.2002 tarihli anlaşma senedi ile annesi ve babasından gelen tüm miras haklarını kardeşi ...’a bıraktığı ve senetteki imzanın da kendisine ait olduğunu duruşma sırasındaki beyanı ile teyit ettiğine göre davacının terekeden gelen bir miras hakkının kalmadığının kabulü gerekir.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2009/7849, K. 2010/137, 19 Ocak 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama