KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5007 E., 2011/7436 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Kasım 2011
Karar Metni
333 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetinin tespiti ve tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne, taşınmaz üzerinde bulunan binanın davacıya ait olduğunun tespitine, şerhe yönelik istemin reddine karar verilmiş ise de, kabul yönünden varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir. Toplanan delillerden davacı tarafın taşınmazda paydaş olmadığı, taşınmazın mülkiyetinin davalıya ortaklığın giderilmesi davası sonunda verilen karar uyarınca satın alma yolu ile geçtiği anlaşılmaktadır.
Aidiyet tespiti davaları kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Taşınmaz üzerinde bulunan muhdesat yönünden derdest ortaklığın giderilmesi davası ya da kamulaştırma işlemi bulunmadığı takdirde bu dava görülemez. Kural olarak, öğretide ve yerleşik Yargıtay uygulamasında eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmiştir.
Bu hukuksal olguların ışığı altında duraksamasız belirtmek gerekirse hukuki yarar dava koşuludur.
Somut olaya gelince; davacı tarafın dava konusu taşınmazın maliki ya da paydaşı olmadığı, taşınmaz hakkında yapılan bir kamulaştırma işlemi bulunmadığı, bu nedenle tespit davası açılabilmesine imkan tanıyan HUMK.un 567 ve Kamulaştırma Kanununun 19.maddesi hükmünün somut olayda uygulanmasına imkan olmadığı bu olgular gözetildiğinde de az yukarıda açıklandığı üzere davacının tespit davası açmakta hukuki yararının olmadığı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; mahkemece hukuki yarar bulunmadığı gerekçesiyle davanın tümüyle reddine karar verilmesi gerekirken, işin esası incelenerek ve yersiz gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de gerek eski Medeni Kanun ve gerekse sonradan yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre arz üzerindeki bütünleyici parça nitelikli muhtesatların mülkiyetinin arzın mülkiyetine tabi olduğu gözetildiğinde, sadece muhtesatın davacı tarafça meydana getirildiğinin tespitine karar verilmekle yetinilmesi gerekirken, mülkiyet olgusunu doğuracak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması dahi isabetsiz,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5007, K. 2011/7436, 29 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama