KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2011/5433 E., 2012/4002 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2012
Karar Metni
531 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı.
Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 145 ada 68, 74, 189 ada 19, 130 ada 2 ve 191 ada 29 parsel sayılı sırasıyla 14302,74 m2, 12192,95 m2, 25507,96 m2, 10085,93 m2,2048,92 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar davalı olduğundan söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
Tespit gününden önce davacı ... ve ... tarafından davalı ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan muvazaa nedenine dayalı satış senedinin iptali ve tenkis davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
Mahkemece davanın kabulüne, 15.10.1999 tarihli senedin iptaline, dava konusu taşınmazların muris ... mirasçıları adına veraset ilamında belirtilen payları oranında adlarına tapuya tesciline, dava dışı 191 ada 30, 68, 20, 18, 192 ada 66, 145 ada 73, 67 ve 130 ada 3 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanak asıllarının olağan usulünce işlem yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava ve temyize konu 145 ada 68, 74, 189 ada 19, 130 ada 2 ve 191 ada 29 parsel sayılı taşınmazların öncesinde tarafların ortak miras bırakanı ...'a ait olduğu, mirasçılar arasında usulüne uygun olarak paylaşılmadığı gibi murisin sağlığında verdiği bir kısım yerlerin tek taraflı kazandırmalar olduğu, davalı ile muris ... tarafından düzenlenen 15.10.1999 tarihli senedin ise muvazaa nedeni ile geçersiz olduğu, taşınmazların zilyetliğinin davalıya teslim edilmediği,
aynı zamanda Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/74-2009/108 E.K. sayılı ilamının taraflar açısından güçlü delil olduğu ve kesin hüküm oluşturduğu gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Dava konusu taşınmazların öncesinde tarafların ortak miras bırakanı ...'a ait olduğu konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık yoktur.
Uyuşmazlık muris ... ile davalı ... arasında düzenlenen 15.10.1999 tarihli senedin geçerli olup olmadığı, muvazaa iddiasının dinlenilip dinlenilmeyeceği ve de satış senedinin geçerli olduğu kabul edildiğinde dava konusu taşınmazların zilyetliğinin davalıya teslim edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda,dava konusu taşınmazların tapusuz oldukları, tapusuz taşınmazların hukuki nitelikleri gereği menkul mal hükmünde bulundukları, menkul mallarda mülkiyetin naklinin hiçbir şekil şartına tabi olmadığı, menkul mal hükmünde olan tapusuz taşınmazlarda muvazaa iddiasının dinlenilme olanağının da bulunmadığı,davalının dayanağı 15.10.1999 tarihli senette dava konusu taşınmazların zilyetliğinin devir edilerek teslim alındığının açıklandığı, davalı ... ile miras bırakan ...'ın aynı konutta ikamet ettikleri dosya kapsamından anlaşılmakla somut olayda kısa elden teslimin mevcut bulunduğu,
davacıların ise senette belirtilen devir ve teslim olgusunun aksini ispat edemedikleri dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2004/74-2009/108 E.K. sayılı dosyasına konu olan 41 ada 2 parsel sayılı taşınmaz ise tapulu olup bu hali ile her iki davanın hukuksal nedenleri birbirinden farklı olduğundan taraflar arasında kesin hükmün varlığından da söz edilemez.
Açıklanan bu nedenlerle davanın reddine, dava konusu taşınmazların davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi davacılar Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sundukları 06.04.2005 havale tarihli dava dilekçelerinde tenkis talebinde bulunduklarına göre ve tenkis davaları 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 25/son maddesi gereğince Kadastro Mahkemesinin görevi dışında kalıp, bu davalara Kadastro Mahkemesinde bakılamayacağı gözetilmeksizin,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2011/5433, K. 2012/4002, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama