İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /7. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 7. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2022/7425 K.2024/679

Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, davanın kabulü ile su rejimi kurulmasına karar verilmiştir.

Esas2022/7425Karar2024/679Tarih7 Şubat 2024Okuma8 dk · 1.575 kelime

KÜNYE

7. Hukuk Dairesi 2022/7425 E., 2024/679 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
7 Şubat 2024
Mahkemesi
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
Sayısı
2022/2675 E., 2022/2971 K.
Karar
Hükmün kaldırılmasına ve yeniden su rejimi kurulmasına
İlk derece mahkemesi
Kavak Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2021/305 E., 2022/144 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.575 kelime·8 dk okuma·11 bölüm

Taraflar arasındaki suya el atmanın önlenmesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, davanın kabulü ile su rejimi kurulmasına karar verilmiştir.

Hükmün davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince hükmün kaldırılmasına ve yeniden su rejimi kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 105 ada 30 parsel sayılı taşınmazın davacıya, aynı ada 36 parsel sayılı taşınmazın ise davalı ...'e ait olduğunu, 105 ada 30 No.lu parselin içinden asırlardan beri kaynak suyu çıkmakta olduğunu, davalı ...'nin 36 parsel sayılı taşınmazda iş makinası ile kazı yaptırarak su çıkarması nedeniyle davacıya ait taşınmazdaki suyun tamamen kesilmiş olduğunu, suyun mecrasını değiştirdiklerini, müvekkillerinin taşınmazı yerine davalıların taşınmazından su çıktığını, davalıların müdahaleden vazgeçmediğini, suyun kadim mecrasına dönmesini engellediklerini ileri sürerek davalıların suya haksız el atmalarının önlenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; dava konusu suyun çıktığı 105 ada 36 parsel sayılı taşınmazın kendisine ait olduğunu, suyu kendisinin çıkarttığını, gelininin kendisine yardımcı olduğunu, davacıya ait 105 ada 30 parsel ile kendisine ait 105 ada 36 parsel arasında tahmini 500-600 metre mesafe ve kot farkı olduğunu, kendi tarlasında kuyu açması nedeniyle davacıların sularının kesilmesinin mümkün olmadığını, 1,5 metreden suyun çıktığını, önceden de toprak yüzeyine çıkan suyun bulunduğunu belirterek, haksız olarak açılan davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı ... vekili duruşmada, davanın müvekkili ile ilgisi olmadığını beyanla, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "davanın kabulü ile davalıların suya el atmasının önlenmesi ile su rejimi kurulmasına" karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davalı ... vekili, davalı ... ve davacılar vekili istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.

B.İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu suyun genel su olmayıp müvekkillerinin tapulu arazilerinden doğal yolla kaynayan ve çıkan kaynak suyu olduğunu, özel su niteliğinde olduğunu, kurulan su rejiminin bir haftayı geçmeyecek şekilde dönüşümlü olarak kurulması gerektiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

2. Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında objektiflik olmadığını, DSİ'ye başvuru yaparak yer altı suyunu temin ettiğini, davacılar ile kendi parseli arasında mesafe olduğunu, davacıların arazileri üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet yapmadıklarını, raporların aynı bilirkişiler tarafından hazırlandığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

3. Davalı ... vekili; bölgede açılmış başkaca kaynaklar da mevcut olmasına rağmen işbu kaynakların davaya konu su kaynağının akımına etki edip etmediğinin araştırılmadığını, müvekkilinin kaynağının da kuruduğunu, tarafların aralarında iyi komşuluk ilişkileri olması nedeniyle düzenli olarak aynı kaynaktan su kullanmalarının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki alternatif çözüm yollarının uygulanması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...dava konusu su davalı arazisinden mevcut haliyle çıkıyor olsa da bu suyun davalı arazisindeki kazı çalışması sonucu davacı arazisinden çıkan suyu etkileyerek davacı arazisinden çıkan suyun kurumasına neden olduğu, bu nedenle özel su olarak kabul edilemeyeceği, suya her iki tarafın da tarla sulamak için ihtiyacı olduğu, kadimden beri kullanılan su olmadığı,

dava konusu suyun davacının ihtiyacından fazla olması nedeniyle genel su olup davalıların da ihtiyacı oranında bu sudan faydalanması gerektiği, ihtiyaç durumuna göre su rejiminin kurulması gerektiği, ancak mahkemece kurulan su rejiminin infazında sıkıntı olduğu, 31 çeken aylar için ve şubat ayının 28 ve dört yılda bir 29 çektiğinin dikkate alınmadığı,

tarafların ihtiyaç durumu gözetilmeden her ay 15'er gün dönüşümlü olarak yarı yarıya su rejimi kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353-1-b-2 maddesi uyarınca kabulü ile haftanın iki günü (pazar-pazartesi) davacıların, haftanın geri kalan günleri (salı-çarşamba-perşembe-cuma ve cumartesi günleri) davalının, davaya konuyu suyu kullanması şeklinde su rejimi kurulmasına" karar vermiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri

1. Davacılar vekili; dava konusu suyun davalıların müdahalesinden önce davacılara ait tapulu taşınmazdan kendiliğinden doğal kaynak şeklinde çıkmakta olduğunu ve müvekkillerin taşınmazının ihtiyacını karşılamaya ancak yettiğini, davalıların müdahalesi sonucu müvekkillerin parselinden kaynayan suyun tamamen kesildiğini, dava konusu suyun özel su olduğunu, su rejiminin bölge şartlarına ve hakkaniyete uygun olmadığını, haftada 2 gün davacılar, 5 gün davalılar yararlanacak şekilde su rejimi kurulmasının doğru olmadığını, su rejimi kurulmasına ilişkin kısmının karar metninden çıkarılarak düzeltilmesini istemiştir.

2. Davalı ..., hakkaniyete göre yargılama giderlerinin bölüştürülmesi gerektiğini dile getirmiştir.

3. Davalı ... vekili; her iki tarafın karardan menfaati bulunduğunu, yalnız davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu dile getirmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, suya el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gereğince; arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.

2. Bu madde hükmüne paralel olarak düzenlenen Türk Medeni Kanunu'nun 756 ncı maddesi gereğince de; "Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabilir. Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz. Arazi maliklerinin yer altı sularından yararlanma biçimi ve ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır."

3. Gerek Türk Medeni Kanunu'nun 718 inci maddesi gerekse 756/2 nci maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.

4. Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabî ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması hâlinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanunu'na tâbidir.

5. Başka bir ifadeyle kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debide ise ya da malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular da yararlanabilir. Bunun yanında kaynak suyu tapulu olmayan araziden (örneğin mera, orman vb.) çıkıyorsa suyun debisine bakılmaksızın genel sudur. Bu sudan ise kadim ve öncelik hakkı ihlâl edilmemek suretiyle herkes ihtiyacı oranında yararlanabilir.

6. Özel su ise tapulu taşınmazdan çıkan ve sadece o taşınmazın ve malikinin kişisel ihtiyacını karşılamaya yeterli olan sudur. Arazinin mülkiyetine tâbi olan kaynak suyu yani özel su üzerinde, hak sahibi dilediği gibi tasarruf etme yetkisine sahiptir. Bu suyu kendisi kullanabileceği gibi kaynağındaki suyu kullanması hususunda bir başkasına irtifak hakkı da tanıyabilir. Ayrıca mülkiyet hakkına dayanarak kaynağa el atma varsa el atmanın giderilmesi için davalar açmak yetkisi de bulunmaktadır.

7. Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 nci maddesi gereğince "Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak bir irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur" hükmü doğrultusunda kaynak hakkı; ancak tapuda düzenlenecek resmî senetle tapu malikinin rızası ile kurulabilir.

8. Yine benzer şekilde Türk Medeni Kanunu'nun 837 nci maddesi de "Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar. Bu hak, aksi kararlaştırılmadıkça başkasına devredilebilir ve mirasçıya geçer. Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az 30 yıl için kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir” şeklinde düzenlenmiştir.

9. Madde hükmünde belirtildiği üzere, kaynak irtifakı doğrudan kişiye bağlı olarak kurulabileceği gibi başkalarına devri de kararlaştırılabilir. Bağımsız ve daimi hak olarak tesis edildiğinde tapu kütüğüne ayrı bir sayfaya kaydı da mümkündür. Kaynak hakkının kazanılmasına ilişkin kanunda açık bir hüküm olmamakla birlikte eşyaya bağlı diğer irtifakların kazanılması hükümleri uyarınca Türk Medeni Kanunu'nun 780 inci maddesinden kıyasen yararlanarak taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına ilişkin hükümlerin uygulanacağı kabul edilmektedir (m.704/2). Bu durumda kaynak hakkının, resmî şekilde düzenlenecek sözleşme ile tapu siciline tescil ile kazanılması mümkündür.

10. Gerçekten Türk Medeni Kanunu'nun 756/2 ve 837 nci maddelerinde belirtilen kaynak irtifakına konu olabilecek su özel su olup genel su niteliğindeki yeraltı suyu bu düzenlemelerin dışındadır. Nitekim genel sular taşınmaz mülkiyetinin kapsamı içinde kabul edilemez.

3. Değerlendirme Somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak hafta esasına göre yeniden su rejimi kurulmasına dair hüküm tesisinin doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Zira davacıya ait 105 ada 30 parselde bulunan su kaynağının, davalıya ait 105 ada 36 parselde davalılar tarafından kuyu açılması sonrası etkilendiği ve kuruduğu dosya kapsamı ve bilirkişi raporlarıyla belirlenmiştir. Yine jeoloji ve ziraat mühendisleri tarafından hazırlanan ve hükme esas alınan 12.02.2022 tarihli raporda da; birtakım tedbirlerin alınması halinde suyun davacıların kaynağına geri döneceğine değinilmiştir.

Mahkemece davanın kabulü ile suya müdahalenin önlenmesi şeklinde hüküm kurulmuş ise de; müdahalenin nasıl giderileceğine dair bir belirleme yapılmadığından hükmün infazı olanaklı değildir.

O halde bilirkişi raporundan istifade edilerek gerekirse bilirkişiden yeniden ek rapor alınmak suretiyle el atmanın hangi yöntemlerle giderilmesi gerektiği hükümde belirtilmek suretiyle infaza elverişli hüküm kurulması gerekmektedir.

Bunun yanı sıra davacının talebi, davalının eylemi sonucu suyun eski hale getirilmesine ilişkin olduğu halde talep dışına çıkılarak ve sınıraşan bir su bulunmadığı da gözetilmeden su rejimi kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

07.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2022/7425, K. 2024/679, 7 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Dava
  4. II. Cevap
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. C. Gerekçe ve Sonuç
  9. V. Temyiz
  10. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  11. B. Temyiz Sebepleri
  12. C. Gerekçe
  13. VI. Karar
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
7. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7425
Karar No
2024/679
Tarih
7 Şubat 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/7428 K.2024/844
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2022/7429 K.2024/823
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2022/7429 K.2024/1288
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2022/7430 K.2024/1058
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2022/7433 K.2024/834
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2022/7434 K.2024/1398

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.