KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/1513 E., 2023/2113 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2023
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
1.295 kelime·6 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen (asıl dava) el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; (birleştirilen dava) temliken tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay 8. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar-birleşen davacılar vekil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Asıl davada davacılar vekili; davacıların murisi ... ...'ın ... olduğu 127 ada 3 parsel sayılı taşınmaza davalılar tarafından ev yapılmak sureti ile işgal edildiği, ihtara rağmen bu durumun devam ettiği ileri sürülerek, davalıların taşınmaza elatmalarının önlenmesine, yapının kâl'ine ve fazlaya dair haklar saklı tutularak 8.000,00 TL ecrimisilin yasal faizi ile davalılardan tahsili istenmiştir. 2. Birleştirilen dava davacılar vekili, temliken tescil isteğinde bulunmuştur.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili; taşınmazın gayri menkul satış vaadi sözleşmesi ile kök murisleri dedeleri ... tarafından 1975 yılında Yusuf adlı kişiden satın alındığı ve taşınmaz üzerine ... sıfatı ve iyiniyetle ev yaptığı belirtilerek davanın reddini savunmuştur.
2. Asıl dava dahili davalıları davanın reddini savunmuştur.
3. Birleştirilen davada davalılar vekili davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.02.2016 tarihli ve 2011/229 Esas, 2016/153 Karar sayılı kararıyla; asıl davanın kabulüne, fen raporunda belirtilen evin kâl'i ile davalıların taşınmaza yapmış oldukları müdahalenin men'ine, 2.907,21 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline, birleştirilen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar- birleştirilen davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.10.2020 tarih ve 2018/5535 Esas, 2020/6205 Karar sayılı ilamıyla; birleşen dava yönünden yapılan temyiz itirazlarının reddine, davalılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince; “... yıkım istekli davalarda, yıkılması istenen ve mütemmim cüz niteliği taşıyan binanın, ana nüvesinin yer aldığı taşınmaz maliklerinin tümünün davada yer alması gerekir.
Ne var ki, dava konusu evin bulunduğu 127 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalıların murisi ... dışında ... ile ... adında iki paydaşın daha bulunduğu, kaldı ki yıkım kararı verilen evinde davacıların murisi ...
Hamaratlar ile diğer paydaşlar dava dışı ... ve ...'a ait olduğu şerhinin mevcut olduğu, bu durumda dava dışı paydaşlarında davaya dahil edilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, taraf teşkiline dair bu husus üzerinde durulmadan eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir...” gerekçesiyle hükmün bozulmasına, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince (özetle), asıl dava yönünden iddianın sabit olduğu ve birleştirilen temliken tescil davasının şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, evin kâl'i ile davalıların taşınmaza yapmış oldukları müdahalenin men'ine, karar kesinleştiğinde depo edilen 5.365,44 TL'nin davalılara ödenmesine, 2.907,21 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar-birleştirilen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar-birleştirilen davacılar vekili temyiz dilekçesinde (özetle),
1. Belediyenin imar uygulaması ile ... ...’a hisse verildiğini,
2. 1975 yılından beri taşınmaz ve üzerideki evin vekil edenleri tarafından kullanıldığını,
3. ...’e verilen hisse üzerinde bina olması nedeniyle tapu iptali ve tescil davası açıldığını,
4. Yerel mahkemece, satış sözleşmesinin davacıları neden kapsamadığının açıklanmadığını,
5. Noterden yapılan sözleşmenin geçersizliği konusunda yasal açıklama yapılmadığı gibi zilyetliğin geçersizliği de izah edilmeden karar verildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, paylı mülkiyete tabi çapa bağlanmış taşınmazda paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; birleştirilen dava ise temliken tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere; yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın (mütemmim cüz’ün) mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus HMK'nın 684 üncü maddesinde açıkca vurgulanmıştır.
2. 10.07.2019 gün ve 30827 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7181 sayılı Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile yürürlükten kalkan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesinin 9 uncu fıkrası şöyledir:
"Düzenleme sırasında, plan ve mevzuata göre muhafazasında mahzur bulunmayan bir yapı, ancak bir imar parseli içinde bırakılabilir. Tamamının veya bir kısmının plan ve mevzuat hükümlerine göre muhafazası mümkün görülemeyen yapılar ise, birden fazla imar parseline de rastlayabilir. Hisseli bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunur."
3. 4722 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un “Geçmişe etkili olmama kuralı” kenar başlıklı 1 inci maddesi ise şöyledir:
"Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki olayların hukukî sonuçlarına, bu olaylar hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse kural olarak o kanun hükümleri uygulanır.
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılmış olan işlemlerin hukuken bağlayıcı olup olmadıkları ve sonuçları, bu tarihten sonra dahi, yapıldıkları sırada yürürlükte bulunan kanunlara göre belirlenir.
Türk Medenî Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşen olaylara, Kanunda öngörülmüş ayrık durumlar saklı kalmak kaydıyla, Türk Medenî Kanunu hükümleri uygulanır."
4. "Geçmişe etkili olmama kuralı" Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki 6101 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi ile 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 2 inci maddesinin birinci fıkrasının a bendinde de düzenlenmiştir.
5. Gerçekten, bir kimse kendisine veya yasanın himaye ettiği bir hakka dayanarak üçüncü bir şahsa ait bir taşınmaz üzerine ayrılmaz parça (mütemmim cüz) niteliğinde yapı inşaa etmiş imar uygulaması sonucu bu yer davacıya ait imar parseli içerisinde kalmış ise, kendi arzu ve iradesi dışında idari kararla oluşan bir durum söz konusu olduğundan kusurlu sayılamaz.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre gerekçelere göre davalılar- birleştirilen davacılar vekilinin (birleştirilen davaya yönelik) temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar-birleştirilen davada davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarına gelince, a. 7181 sayılı Kanun ile yürürlükten kaldırılan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesinin 9 uncu fıkrasının geçmişe etkili olmama kuralı nazara alınarak somut olayda uygulanması gerektiği kuşkusuzdur. Anılan maddede, bir veya birkaç parsel üzerinde kalan yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe bu yapıların eski malikleri tarafından kullanılmasına devam olunacağı hüküm altına alınmıştır.
b. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu 127 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 02.09.2002 tarihli yapılan imar uygulaması ile tapu kaydının oluştuğu, taşınmazın evveliyatında davalıların kök murisi...oğlu ...'nın paydaş olduğu 195 parsel sayılı, davacıların kök murisi ... oğlu ...'in paydaş olduğu 190 parsel sayılı taşınmazların 30.11.1983 tarihli Kadastro Komisyon kararı ile tapuya tescil edildiği, güncel tapu kaydına göre, davacıların murisi ...'in taşınmazda 94/97 oranında, davalıların murisi-babaları ...'in 1/97 oranında ve dava dışı ...'ın 1/97, ...'ın 1/97 oranında paydaş oldukları, tapunun beyanlar hanesinde taşınmazın üzerindeki evin...ve ... Hamaratlar ve ...'a ait olduğu şerhinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
c. Somut olayda, davalılara ait binanın 58,85 m2 olduğu, mevcut durumun imar uygulaması neticesinde meydana geldiği, davalıların iradesi dışında idari işleme dayalı olarak paydaş olduğu gözetilerek, yapının kaim bedelinin hesaplanarak ilgili bedelin depo edilmesi için süre verilmesi, depo edildiği takdirde davanın kabulüne karar verilmesi, depo edilmediği takdirde davanın reddedilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde enkaz bedeli üzerinden hüküm tesis edilmiş olması doğru görülmemiş bu sebeple hüküm bozulmuştur.
d. Diğer taraftan; davalıların çekişmeli binayı kullanmalarının haksızlığından ve hukuka aykırılığından söz edilemeyeceği için ecrimisille sorumlu tutulamayacakları da açıktır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Yukarıda (3.1.) numaralı bentte açıklanan davalılar-birleştirilen davada davacılar vekilinin birleştirilen davaya yönelik temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. (3.2.b, 3.2.c, 3.2.d,) No.lu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar-birleştirilen davacılar vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/1513, K. 2023/2113, 11 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama