KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/3371 E., 2024/3032 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/914 E., 2023/539 K.
- Dava tarihi
- 15.02.2019
- Arar
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Tüketici Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/59 E., 2019/649 K.
Karar Metni
1.031 kelime·5 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun harç ve vekalet ücreti yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 05/07/2015 tarihinde "... Konutları Alım Satım Sözleşmesi" adı altında 6502 sayılı yasanın 40. ve devamı maddelerinde düzenlenen ön ödemeli konut satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye göre dava konusu Ankara İli, ... İlçesi, 1. Bölge ... Mahallesi 41744 ada, 1 parselde kayıtlı kat irtifakı tesisli L-1 Blokta bulunan 4 numaralı bağımsız bölümün davacıya satıldığını ve satış bedeli olan 400.000,00 TL'nin tamamının sözleşme dahilinde 06/07/2015 tarihinde ödenerek 2015 yılı Temmuz ayında fiilen teslim alındığını ancak tapu devrinin yapılmadığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil, kabul edilmezse rayiç bedelin tahsilini, rayiç bedelin tespit edilememesi halinde satış bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunarak davacının sözleşmenin 8. maddesi gereğince süresinde dairenin teslimini talep etmediğini, konutun teslime ve kullanıma hazır olduğunu, müvekkilinin konutları tapuda devre hazır hale getirmesine rağmen davacının tapu devrini de talep etmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... taraflar arasında ön ödemeli konut satış sözleşmesi düzenlendiği, davalı arsa sahibinin aynı zamanda yüklenici sıfatıyla hareket ederek (yapsatçı konumunda) inşa etmekte olduğu binadan davacının dava konusu bağımsız bölümü satın aldığı, binanın tamamlanma oranının %98 olduğunun tespit edildiği ve davacı tarafın sözleşme gereği 400.000,00 TL bedeli ödediği ve davacıya 2015 yılı Temmuz ayında taşınmazın fiilen teslim edildiği..." gerekçesiyle, davanın kabulü ile Ankara İli, ... İlçesi, 1. Bölge ... Mahallesi 41744 ada 1 parsel üzerinde bulunan L-1 Bloktaki 4 No.lu dava konusu tapu kaydının iptaline ve davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Yetki itirazında bulunduklarını, Dava konusu taşınmaza ait tapu kütüğündeki tüm haciz takyidatları yönünden haciz alacaklılarının tamamının dosyaya ihbar yoluyla dahil edilmesi gerektiğini,
Davacı tarafın edimini yerine getirmediğini ve ödemelerinin hepsini yapmadığını,
Taraflar arasındaki sözleşmenin 'Konut Teslimi' başlıklı 8. maddesi; ne göre davacının taşınmazın teslimini talep etmediğini, ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...taraflar arasında dava konusu taşınmazın temlikine dair 05.07.2015 günlü temlik sözleşmesi düzenlendiği, kat irtifakı kurulu 41744 ada 1 sayılı parselde konut nitelikli (L-1) blok 4 numaralı bağımsız bölümün kat irtifakı nedeniyle 21.02.2013 tarihinde davalı adına tescil edildiği, davacının temlik sözleşmesinde belirtilen taşınmaz bedelini 06.07.2015 tarihinde davalıya ödediğine ilişkin banka makbuzunu dosyaya sunduğu, dava konusu 4 nolu dairenin bulunduğu bloğun %98 oranında tamamlandığı ve taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin 420.000,00 TL olduğu,
davacı sözleşmeden doğan ediminin tamamını yerine getirdiği halde davalının taşınmaz mülkiyetini sınırlandırma olmaksızın devir edimini yerine getirmediği..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun harç ve vekalet ücreti yönünden kabulü ile. Ankara 5. Tüketici Mahkemesinin 19/12/2019 tarih ve 2019/59 Esas, 2019/649 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile: Ankara İli, ... İlçesi, 1. Bölge ...
Mahallesi 41744 ada, 1 parsel üzerinde bulunan L-1 Bloktaki 4 No.lu dava konusu bağımsız bölümün tapu kaydının iptaline ve bağımsız bölümün davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yolu ile davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesindeki sebeplerle hükmü temyiz etmiştir.
2. Davacı vekili katılma yolu ile temyiz dilekçesinde; yargılma giderlerinin eksik hesaplandığını, şimdilik sözleşme bedeli olan 400.000,00 TL dava değeri olarak gösterilmek suretiyle dava açıldığını, yargılama esnasında alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın dava tarihindeki rayiç değerinin 420.000,00 TL olarak tespit edildiğini, buna karşın İlk Derece Mahkemesi tarafından dava değerinin 400.000,00 TL kabul edilerek harç ve vekalet ücreti hesaplandığını, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin de söz konusu aykırılığı tespit ederek "Dolayısıyla, dava değeri 420.000,00 TL olmakla,
bu değer üzerinden harç ve vekalet ücreti belirlenmesi gerekirken temlik sözleşmesinde ve dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden değerlendirme yapılması doğru bulunmamıştır" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermişse de, 30.03.2023 tarihli yeni hükmünde İlk Derece Mahkemesince belirlenmiş olan harç miktarını artırdığı halde, vekalet ücretinde herhangi bir değişiklik yapmadığını,
tespit ettiği 420.000,00 TL tutarındaki yeni dava değeri üzerinden ve 30.03.2023 tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 61.800,00 TL olması gereken yeni vekalet ücretini hüküm altına almadığını ileri sürerek hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek onanmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3. Davacı, katılma yoluyla temyiz dilekçesi sunmuş ise de, muhtıra tebliğine rağmen temyiz harcını yatırmadığından temyiz etmemiş sayılmasına karar verilmesi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilince temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacının HMK'nin 366. maddesi yollamasıyla 344. maddesi uyarınca temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına,
Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/3371, K. 2024/3032, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama