KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2023/4362 E., 2024/4910 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/3413 E., 2023/1463 K.
- Davacılar
- ... vd. vekili Avukat ...
- Davalılar
- ... vd. vekilleri Avukat ... vd.
- Dava tarihi
- 17.10.2019
- Karar
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/616 E., 2021/589 K.
Karar Metni
1.308 kelime·7 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kamu düzeni yönünden kabulü ile hükmün kaldırılmasına ve yeniden kurulan hükümle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 05.11.2024 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde hükmü temyiz eden davalılar vekili Av. ... ile karşı taraftan davacılar vekili Av. ... ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu 396 ada 8 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, taşınmazdaki 109/160 oranındaki payın 16.09.2019 tarihinde 2.296.214 TL ve 568.786,00 TL bedel karşılığında davalılar adına tapuda devir ve tescil edildiğini haricen öğrendiklerini, tapudaki satış bedellerinin gerçeği yansıtmadığını, muvazaalı olduğunu belirterek davacının ön alım ... nedeniyle davalılar adına kayıtlı hissenin iptalini ve davacı adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; muvazaa iddialarının gerçek dışı ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, üst kattaki dükkanın kirasının 1974 yılından itibaren davacı tarafından alındığını, ayrıca taşınmazdaki yapıda farklı kiracılar bulunduğunu, her paydaşın kendi kullanım alanına ilişkin kira sözleşmesini kendisinin akdettiğini ve kiracısını kendisinin seçtiğini, fiili taksim nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "...taşınmazın bodrum+ giriş kat+ 2 normal kattan oluştuğu, davacıya fiili taksim kapsamında kalan son kata ayrı bir giriş bulunmadığı, tek başına kullanımının ve üzerinde tasarruf etmenin mümkün olmadığı, taşınmazın geçmiş yıllar ve halen malikler tarafından bütün olarak kiraya verildiğinin bu şekilde tasarrufta bulunulduğunun tanık anlatımları ile sabit olduğu, taşınmazın satışının gerçek değeri ile yapıldığı, muvazaalı olmadığı, gerekçesiyle davanın kabulüne" karar vermiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; bildirdikleri delilllerin tamamının incelenmediğini, fiili taksimin mevcut olduğunu ve gerekçeli kararın 4. sayfasının son paragrafının 13. satırında kullanılan "taşınmazın tüm maliklerce şimdi ve geçmişte bir bütün olarak kiraya verildiği" ifadesinin tamamen gerçek dışı olduğunu, yasal nedenlerden dolayı resmi senette satış bedelinin TL cinsinden belirlendiğini fakat toplamda 500.000 dolar üzerinden ödeme yapıldığını belirtmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "dosya kapsamı, mevcut delil durumu itibariyle davacı tarafın bedelde muvazaa iddiasını, davalı tarafın da fiili taksim iddiasını ispatlayamadığından kararın usul ve yasaya uygun olduğu,
ancak dosya istinaf incelemesinde iken dava konusu taşınmazın davacının mirasçılarından ... adına 3/40 ve ... adına 3/40 hissesinin miras taksimi nedeniyle 23.03.2023 tarihinde tescil edildiği gerekçesiyle mevcut son tapu kaydındaki hisse durumu gözetilerek kararın kaldırılmasına ve davanın kabulü ile 396 ada 8 parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına kayıtlı 109/160 hissesi ile davalı ... adına kayıtlı 27/160 hissenin iptali ile davacı ... ile ... adına tesciline; davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan redddine" karar vermiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili; dava konusu taşınmazda fiili taksim olduğunu, toplanmasını istedikleri delillerin toplanmadığını, bilirkişi raporunda fiili taksime dair değerlendirme olmadığını, tek bir kira sözleşmesi yerine davacıların murisi ve davalılara pay satanlar tarafından farklı kira kontratları akdedildiğini, tanıkların keşif mahallinde hazır edilerek dinlenmediğini, ayrıca dolar üzerinden satış bedelini ödedikleri halde mahkemece Türk Lirası üzerinden ön alım bedelinin depo ettirilmesinin hatalı olduğunu; süresi içinde sunduğu ek temyiz dilekçesinde ise, davacıların dinlenmeyen iki adet tanığın dinlenilmesinden vazgeçtiklerini fakat kendilerinin muvafakatı olmadığı halde mahkemenin tanıkları dinlemediğini dile getirmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2. Kural olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa göre, istinaf mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde, istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu halde, istinaf mahkemesi aşağıdaki kararları verebilir; a) İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın esası hakkında yeniden karar verilmesi,
b) İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesi ve davanın esası hakkında karar verilmesi Öte yandan, HMK’nın “Yargılama Giderlerinin Kapsamı” başlıklı 323 üncü maddesinde, karar ve ilam harçları yargılama giderleri arasında sayılmış, “Yargılama Giderlerinden Sorumluluk” başlıklı 326 ncı maddesinde, yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği düzenlenmiştir.
492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan kısmında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı alınacağı, Bölge Adliye Mahkemelerinin tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları için bu oranda karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmış ve aynı Kanun'un 16 ncı madde düzenlenmesi ile de temyize konu kararla ilgili davanın nispi harca tâbi olacağı öngörülmüştür.
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.09.2018 tarihli ve 2018/2 Esas, 2018/8 sayılı Kararının gerekçesinde ise; düzelterek onamanın yargılama giderlerinden olan onama harcı bakımından bozma kararı niteliğinde olması, aslında bozulması gereken bir kararın, bozma sebebinin yeniden yargılamayı gerektirmeyecek mahiyette görülmesi nedeniyle yasanın verdiği takdir yetkisine istinaden onanmasına karar verilmesi nedeniyle düzelterek onama kararlarında onama harcı alınmayacağı görüşü benimsenmiştir.
3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olaya gelince; Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırıp geçersiz hale getirdikten sonra, yeniden hüküm tesisi suretiyle karar verdiğinden İlk Derece Mahkemesi kararı tasdik edilmediği için karar ilam harcı yanında ayrıca istinaf harcına hükmedilmesi mümkün değildir. Başka bir deyişle Bölge Adliye Mahkemesi, tasdik etmediği bir karar için istinaf harcı alamaz.
3. Taraflardan birisinin istinaf talebinin kabulü ve yeniden hüküm kurulması işlemi, aslında başlı başına bir istinaf yargılaması işlemidir. Bölge Adliye Mahkemesi bu aşamada işin esası ile ilgili hüküm verdiğinden, hüküm altına alınan miktar üzerinden nispi harca hükmedilmeli ve ayrıca hükmün başka bir bölümünde istinaf yargılamasına yönelik mükerrer ve çelişkili hüküm kurulmamalıdır.
4. O halde, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yeniden kurulan hükümde nisbi karar ve ilam harcı alındıktan sonra istinaf yargılaması yapıldığından bahisle ayrıca istinaf karar ve ilam harcına hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
5. Ayrıca 6100 sayılı HMK’nın 297/2 nci maddesi gereğince, hükmün sonuç kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
Bölge Adliye Mahkemesince yeniden kurulan hükümde, iptaline karar verilen payın davacılar adına eşit hisselerle tesciline karar verilmesi gerekirken bu hususa değinilmemiş olması infazda tereddüt yaratacaktır.
Belirtilen hususlar kararın bozulmasını gerektirmiş ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HMK'nın 370/2 nci maddesi gereğince hüküm sonucunun aşağıdaki şekilde düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (V.C.3.1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının reddine; (V.C.3.2.3.4. ve 5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün 3 üncü bendinin hükümden çıkarılmasına, 2 nci bendinde yer alan "tesciline" ibaresinden önce gelmek üzere "eşit hisselerle" ibaresinin yazılması suretiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 nci maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2023/4362, K. 2024/4910, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama