KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2024/3917 E., 2025/2505 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/979 E., 2024/1119 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/25 E., 2022/103 K.
Karar Metni
541 kelime·3 dk okuma·9 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.05.2011 tarihli ve 2011/199 Esas, 2011/222 Karar sayılı kararı ile ... ilçesi, ... Köyünde bulunan 92 parsel sayılı taşınmazın maliklerinden olan ... ve ...'e ... Mal Müdürlüğünün kayyım olarak atandığını, söz konusu taşınmazın kamulaştırılması sebebi ile banka hesabında 47.582,02 TL bulunduğunu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 588. maddesi uyarınca malvarlığının on yıl resmen yönetilmesi hâlinde gaipliğe karar verileceğini belirterek taşınmazın sahipleri hakkında gaiplik kararı verilmesini ve taşınmazın idaresi sonucu elde edilen toplam 47.582,02 TL'nin Hazineye aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı tarafından davaya cevap verilmemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.04.2022 tarihli kararı ile kayyımın temsil kayyımı olduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli kararı ile davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.12.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine ilave yapılarak gerekçe değiştirildiğine göre 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2. hükmü gereğince kararın kaldırılıp yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği ve kayyımın da yönetim kayyımı olarak atanmayıp temsil kayyımı olarak atandığının gözönünde tutulması gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Bölge Adliye Mahkemesin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş olan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,
b. Kayyımın yönetim kayyımı olarak atandığının sabit olduğunu, kamulaştırma bedelinin kayyım hesabına yatırılması ile beraber temsil kayyımının yönetim kayyımına dönüştüğünü,
c. Karar tarihinden itibaren 10 yıllık sürenin geçtiğini, ilgili Yönetmelikte değişiklik yapıldığını ve kayyımın Çevre ve Şehircilik İl Müdürü olduğunu, taraf teşkilinde hataya düşülerek karar verildiğini, bu nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerektiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 588. maddesi gereğince gaiplik ve malvarlığının Hazineye devri istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2024/3917, K. 2025/2505, 8 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama