KÜNYE
7. Hukuk Dairesi 2025/143 E., 2025/3969 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3697 E., 2024/1561 K.
- İlk derece mahkemesi
- Mersin 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/157 E., 2022/117 K.
Karar Metni
506 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi ...'ın 26.11.2009 tarihinde vefat ettiğini, murisin ölmeden önce Almanya'da vasiyetname düzenlediğini, Nordlingen Yerel Mahkemesi tarafından 31.08.2010 tarihinde vasiyetnamenin tutanakla tespit edildiğini, murisin 04.11.2003 tarihli 2452 No.lu belge ile vasiyetnamesinde yegane mirasçı olarak kızı ...'i (...) yedek olarak da kızı ... mirasçı naspettiğini, bu nedenle vasiyetnamenin tanınmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; vasiyetname düzenlenirken şekil şartına uyulmadığı, 2 tanık huzurunda düzenlenmediği için geçerli olmadığını, lehine tasarrufta bulunulan davacı ...'in (...) serbest meslekle uğraşmaktayken 2003 yılında iflasın eşiğine geldiğini, hacizle karşılaşmamak için mallarını annesi muris ...'a devretmek üzere kendisini notere götürdüğünü, kızını sıkıntıdan kurtarmak amacıyla notere giden ve yeterli düzeyde Almanca bilmeyen ...'ın burada davalı tarafından kandırılarak vasiyetname düzenlemesinin sağlandığını, murisin kesinlikle böyle bir iradesi bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ... 04.11.2003 tarih ve ... sayılı vasiyetnamesinin yapıldığı yer itibarıyla tâbi olduğu Alman Hukuku açısından gerekli şekil ve şartları taşıdığı vasiyetnamenin Türkiye'de hüküm doğurması açısından Türk Hukukuna tâbi olacağı, vasiyetnamenin tanınması kararı verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusunu oluşturan belgenin vasıflandırması yapıldığında içeriği itibarıyla mahkeme kararı niteliğinde olmadığı, idari bir tasarruf olduğu, dava konusu belgeye yönelik yabancı mahkemeden verilmiş kesinleşme şerhi de sunulmadığı,
bu bakımdan da tanınması istenen yabancı belgenin 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunu'nun (MÖHUK) 50. maddesinde öngörülen tanıma ve tenfiz koşullarını taşımadığı anlaşıldığından davacının istinaf talebinin esastan reddine, davalının istinaf isteminin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hukuka uygun ve mahkemece onaylanmış bir vasiyetnamenin bulunduğunu, yerel Mahkemenin esasa ilişkin kararının yerinde ve MÖHUK düzenlemesine uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin tanınması istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, E. 2025/143, K. 2025/3969, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama