Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2022/1455 E. , 2024/4418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/835 E., 2019/133 K. SUÇLAR : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece 20. Asliye Ceza M
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2022/1455 E. , 2024/4418 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/835 E., 2019/133 K. SUÇLAR : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2017/835 Esas, 2019/133 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 30.04.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.03.2022 tarihli ve 2020/6651 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/39328 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.04.2022 tarihli ve KYB-2022/39328 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “1-Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 14/06/2016 tarihli ve 2015/2401 esas, 2016/5531 karar sayılı ilamında "....Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunun oluşması için kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır..." şeklinde belirtildiği üzere, Sanığın 16/07/2017 tarihinde gerçekleşen kasten yaralama ve cinsel saldırı olayı nedeniyle polisler tarafından yakalandığında ismini ... olduğunu beyan ettiği ve tutanakların bu şekilde düzenlendiği, 16/07/2017 tarihli olay tutanaklarında ve aynı tarihli sanığın susma hakkını kullandığı kolluktaki beyanında isim olarak ... belirtilmiş ise de sanığın tutanaklarda imzasının bulunmadığı; ancak kollukça 17/07/2017 tarihinde sanığın gerçek ismi olan ... olarak alınan ifadesi sonucunda herhangi bir tutanak düzenlenmeden gerçek kimliğini söylemesi üzerine, sanığın karakoldaki ifadesinin de gerçek kimlik bilgilerine göre alınmış olması karşısında, sanığa atılı 5237 sayılı Kanun'un 267/1. maddesinde düzenlenen başkalarına ait kimlik bilgilerini kullanmak suçunun oluşmayacağı, eylemin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesi kapsamında idarî para cezası yaptırımını gerektiren kabahât olarak nitelendirilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde, 2-Sanık hakkında şüphelisi olarak yakalandığı kasten yaralama ve cinsel saldırı suçundan soruşturma ve kovuşturma bulunup bulunmadığı ve akıbeti araştırıldıktan dosyanın aslı yada onaylı örneği getirildikten sonra hukuki durumunun tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırmayla karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu; "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır." şeklinde, atıf yapılan iftira suçu ise aynı Kanun'un 267 nci maddesinde; "Yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır..." şeklinde düzenlenmiştir. 2. İftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, bunun dışında resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise aynı Kanun'un 206 ncı maddesine düzenlenen suçu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40 ıncı maddesine aykırılık olarak değerlendirileceği belirlenmiştir. 3. Nitekim, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli ve 2021/8-257 Esas, 2023/82 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanan failin bu eyleminin, gerek bireylerin adil yargılanma haklarını güvenceye alan yargı organının işleyiş düzenini bozabilecek gerekse soruşturmanın bir başka kişi aleyhine yürütülmesine neden olarak kimlik veya kimlik bilgileri kullanılan kişinin şeref, saygınlık, hürriyet ve haksız yere yargılanmama haklarını ihlal edebilecek nitelikte olması karşısında, kanun koyucunun bahse konu suçu düzenlemesindeki gerçek amacının gerek işlenmiş gerekse işlendiğinden şüphelenilen bir suçun soruşturulması ve kovuşturulmasına yönelik işlemleri gerçekleştiren görevlilere kimlik veya kimlik bilgisi olarak gerçeğe aykırı bilgi verilmesinin önlenmesidir. 4. Bu kapsamda inceleme konusu olay; hükümlü ...'nin suç tarihinde Fatma Seda K. isimli şahsa karşı cinsel taciz ve kasten yaralama suçlarından dolayı kolluk görevlilerince gözaltına alınması esnasında kendisini kardeşi olan mağdur ...'nin kimlik bilgileriyle tanıtıp soruşturma işlemlerinin başlatılmasına neden olmasına, hükümlünün gerçek kimliğinin ise parmak izi incelemesi sonucunda verdiği parmak izleriyle mağdur ...'nin parmak izlerinin uyuşmaması üzerine hükümlünün babasına yaptırılan teşhis ile tespit edilmesine ve hükümlü hakkındaki kasten yaralama ve cinsel taciz soruşturmasından dolayı gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıkmaması amacıyla mağdura ait kimlik bilgilerini kullanmasına ilişkindir. Dosya kapsamında mevcut Yakalama ve Gözaltına Alma Tutanağı'nda mağdurun kimlik bilgilerinin yer aldığı ve tutanağın hükümlü tarafından mağdurun adı altında imzalandığı ayrıca Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ortamında yapılan araştırmada hükümlü hakkında basit yaralama ve cinsel taciz suçlarından açılan kamu davasında Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.03.2021 tarihli ve 2019/81 Esas, 2021/370 Karar sayılı kararıyla mağdur Fatma Seda K.'nin şikayetten vazgeçmesi nedeniyle düşme kararı verildiği tespit olunmuştur. Her ne kadar, hükümlü hakkında Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen kamu davasına ilişkin tutanaklar dosya kapsamında yer almasa da, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.02.2023 tarihli kararınında da belirtildiği üzere, gerek işlenmiş gerekse işlendiğinden şüphelenilen bir suçun soruşturulması ve kovuşturulmasına yönelik işlemleri gerçekleştiren görevlilere kimlik veya kimlik bilgisi olarak gerçeğe aykırı bilgi verilmesinin 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşması için yeterli olduğunun anlaşılması karşısında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.