İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2023/467 Karar: 2024/4488 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2023/467 K.2024/4488

8. Ceza Dairesi 2023/467 E. , 2024/4488 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2019/585 E. 2019/776 K. SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.20

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2023/467 E. , 2024/4488 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2019/585 E. 2019/776 K. SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.20

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2023/467 E. , 2024/4488 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Çocuk Mahkemesi SAYISI : 2019/585 E. 2019/776 K. SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17.03.2015 tarihli iddianamesi ile suça sürüklenen çocuk hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 245 inci maddesinin birinci fıkrası, 168 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İstanbul Anadolu 1. Çocuk Mahkemesinin 19.01.2016 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 168 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi nedeniyle İstanbul Anadolu 1. Çocuk Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli kararı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği, hükme yönelik suça sürüklenen çocuğun süresinden sonra istinaf başvurusunda bulunduğu gerekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin 18.10.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurusunun süreden reddine karar verildiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 23.11.2022 tarihli ve 2022/12025 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/153711 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.02.2023 tarihli ve KYB-2022/153711 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1- Benzer bir duruma ilişkin Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 11/11/2020 tarihli 2020/3855 esas, 2020/12533 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere; "...Suça sürüklenen çocuğun, savunmasının alındığı 13/03/2015 tarihli celsede savunmasını müdafi huzurunda yapacağını beyan etmesine karşın, baro tarafından bir müdafi görevlendirilmesi sağlanmadan ve bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden, yargılamaya devam edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması suretiyle 5271 sayılı CMK'nın 147/1-c maddesine aykırı davranılması;,...BOZULMASINA..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun 19/11/2019 tarihli duruşmada alınan savunmasında müdafi yardımından yararlanmak istediğini, savunmasını müdafi huzurunda yapacağını belirtmesine karşın bu hususta karar verilmeden suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine karar verilmesinde, 2- Sanığın müştekiye ait kredi kartı bilgilerini internet üzerinden ele geçirerek alışveriş yapması şeklindeki eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245/1. maddesinde sayılan suçu oluşturduğu ve İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 17/03/2015 tarihli ve 2015/26868 soruşturma, 2015/13282 esas, 2015/823 sayılı iddianamesinde de anılan Kanun'un 245/1. maddesi gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmasına karşın, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 245/3. maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 226. maddesine aykırı davranılmasında ve sanığa fazla ceza verilmesinde, Kabule göre de, 3- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 168/1. maddesinde yer alan " Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…)(1) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, somut olayda müştekinin kovuşturmaya başlanılmadan zararının giderildiği Mahkemesince kabul edilmesine rağmen, Mahkemesince soruşturma aşamasında gerçekleşen iadeden dolayı 5237 sayılı Kanun’un 168/1. maddesi gereğince uygulanan etkin pişmanlık indirim oranının 2/3 olması gerektiği gözetilmeden, anılan Kanunun 168/2. maddesi uygulanarak 1/2 oranında indirim yapılmak suretiyle fazla ceza tayin edilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. a) Mağdurun kolluğa yaptığı müracaatında, Yapıkredi Bankasına ait kredi kartından 15.12.2014, 24.12.2014 ve 25.12.2014 tarihlerinde toplamda 8.334,65 TL alışveriş yapıldığına dair şikayetçi olduğu belirlenmiştir. b) Suça sürüklenen çocuğun babası olan Vedat A. tarafından kolluğa müracaatında, oğlunun elinde farklı bir model telefon gördüğünü, ceplerini karıştırdığında faturasını bulduğunu, bu şekilde mağdura ulaştığını beyan ederek zararı karşılamak istediklerini ifade ettiği, c) Suça sürüklenen çocuğun savunmasında, internet üzerinde dolaşırken bir forumda başkalarına ait kart bilgilerinin paylaşılması üzerine kendisinin de bu bilgilerden birini alarak n11.com isimli internet sitesinden üç adet telefon ve iki adet kulaklık sipariş verdiğini ifade ettiği, d) Mağdurun 19.01.2016 tarihli duruşmada alınan beyanında, şikayetinden vazgeçtiğini, zararının tamamının kovuşturma başlamadan önce karşılandığını ifade ettiği belirlenmiştir. 2. Yukarıda anlatılan olay ve dava dosyası kapsamına göre kanun yararına bozma istemi ile sınırlı olarak yapılan incelemede; a) 5271 sayılı Kanun'un "Müdafiin görevlendirilmesi" başlıklı 150 nci maddesinin, inceleme konusu ile ilgili olan birinci ve ikinci fıkralarında yer alan; "(1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir. (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir." Şeklindeki düzenleme uyarınca, suç tarihinde 18 yaşından küçük ancak yargılama sırasında 18 yaşını ikmal etmiş olan ve kendisine bir müdafii görevlendirilmeyen suça sürüklenen çocuğun 19.11.2019 tarihli duruşmada, savunmasını müdafii huzurunda yapmak istediğini belirtmesine rağmen müdafii görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi, b) Suça sürüklenen çocuğun mağdura ait kredi kartı bilgilerini internet üzerinden ele geçirerek alışveriş yapması şeklinde gerçekleştirdiği eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturacağı gözetilmeden, ek savunma hakkı tanınmadan iddianamede gösterilmeyen aynı Kanun'un 245 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi, Mahkemenin kabulü bu şekilde olmasa da Kanun yararına bozma isteminde gösterilen hukuki sebebin sonucu itibariyle isabetli olduğu görülerek yapılan incelemede; c) 5237 sayılı Kanun'un 245 inci maddesinin beşinci fıkrası; "(5) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri uygulanır." Aynı Kanun'un 168 inci maddesinin ikinci fıkrası; "(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs (…) suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. (2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir." Şeklindeki düzenlemeler uyarınca, mağdurun 19.01.2016 tarihli duruşmada zararının tamamının kovuşturma başlamadan önce giderildiğini beyan etmesine rağmen, suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun'un 168 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden, aynı Kanun maddesinin ikinci fıkrasının uygulanması suretiyle fazla ceza tayini, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İstanbul Anadolu 1. Çocuk Mahkemesinin 19.11.2019 tarihli ve 2019/585 Esas, 2019/776 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.05.2024 tarihinde karar verildi. ...

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla