Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/13133 E. , 2024/8350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/469 E., 2019/2090 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/13133 E. , 2024/8350 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/469 E., 2019/2090 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. I. HUKUKİ SÜREÇ A. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.03.2017 tarihli iddianame ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemi ile açılan kamu davasında İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 30.11.2017 tarih, 2017/215 Esas, 2017/716 Karar sayılı kararı ile kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. B. Kararın Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi'nin 13.11.2019 tarihli, 2018/469 Esas, 2019/2090 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi tarafından verilen hüküm kaldırılarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; ilk derece mahkemesinin kararının doğru olduğuna, inceleme konusu dosyanın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Dava konusu olay, kimlik kontrolü yapılmak istenen sanığın yere bir gazete parçası attığı görülerek yapılan kontrolde uyuşturucu madde olduğunun tespiti ile sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Sanığın işlemiş olduğu 11.01.2017 tarihli suçu daha önce 02.10.2015 tarihinde işlemiş olduğu suçtan dolayı İzmir 5. Çocuk Mahkemesinin 2016/573 esas sayılı dosyasında soruşturma aşamasında İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen 11.02.2016 tarih, 2015/86808-695 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile belirlenen erteleme süresi içerisinde işlemiş olduğu anlaşıldığından sanık hakkında kamu davasının düşürülmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü Sanığın 11.01.2017 tarihi itibariyle kolluk kuvvetlerinin kimlik kontrolü yapmak istediği sırada elinde bulunan gazete kağıdını yere attığı, sanığın yere attığı kağıt incelendiğinde, içinde uyuşturucu madde bulunduğunun tespit edildiği, sanığın emniyet ifadesinde yere uyuşturucu madde atmadığını beyan ederek inkar içeren ifade verdiği, buna binaen ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında tutanak mümzilerinin celp edilerek dinlendiği, mümzilerin yeminli beyanlarında tutanak içeriğini doğruladıkları, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 09.03.2017 tarihli iddianamesinin İzmir 5. Çocuk Mahkemesinin 2016/573 Esas sayılı dosyası dayanak alınarak 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tanzim edildiği, buna göre 11.01.2017 tarihli ... sebebiyle sanık hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı safhasına girişilmeksizin iddianamenin tanzim edilmiş olduğu, İzmir 5. Çocuk Mahkemesinin 2016/573 Esas sayılı dosyasına konu suçun 02.10.2015 tarihinde işlediği, iddianamenin 04.10.2016 tarihinde tanzim edildiği, anılan dosya kapsamında yapılan yargılama neticesinde dosyanın devren İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin 2017/299 Esas numarasına kayıtlandığı, İzmir 2. Çocuk Mahkemesinin 2017/299-779 Esas-Karar sayılı dosyası kapsamında sanık hakkında 1 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasına karar verildiği ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, bu kararın 19.03.2018 tarihinde kesinleştiği görülmekle, söz konusu ilamın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası tatbikine dayanak olarak kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir. Her ne kadar ilk derece mahkemesi kararında sanığın 11.01.2017 tarihli eyleminin, İzmir 5. Çocuk Mahkemesinin 2016/573 Esas sayılı dosyası kapsamında soruşturma aşamasında verilen 11.02.2016 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı süreci içerisinde vuku bulduğundan bahisle düşme kararı verilmiş ise de, İzmir 5. Çocuk Mahkemesine hitaben tanzim edilen 04.10.2016 tarihli iddianamenin bulunduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sürecinin tamamlanmış olduğu, aksinin kabulü halinde sanık hakkında verilmiş herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra 5 yıl boyunca sanığın gerçekleştireceği tüm eylemlerin bu denetim içerisinde eriyeceği ve eylemlerin yaptırımsız kalacağı, bu itibarla ilk derece mahkemesinin düşme kararının usul ve yasaya uygun bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanık savunması, tutanak mümzilerinin beyanı, kriminal rapora göre sanığın üzerine atılı 11.01.2017 tarihli eylemin sabit olduğu, yasal unsurlarının tamam olduğu sonuç ve kabulüne varılmıştır. Sanığa ait Uyap entegrasyon sistemindeki dosyalar incelendiğinde, inceleme konusu olan bu dosyaya konu suç ile İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/312-2018/275 Esas-Karar sayılı dosyasına konu ... arasında teselsül hükümlerinin tatbikinin gerektiği ve fakat İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin anılan bu dosyası kapsamında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 02.04.2018 tarihinde kesinlmeştiği, Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin 12.01.2016 tarih 2015/4087 Esas 2016/175 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının mahkumiyet kararı olmadığı gibi davayı esastan sonuçlandıran bir hüküm olmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.02.2008 gün ve 346-25 sayılı kararında belirtildiği gibi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının koşullu bir düşme kararı niteliğinde olduğu, denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde kamu davasının düşürüleceği, aksi halde açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanacağı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra deneme süresi içerisinde sanığın yeniden suç işlemesi söz konusu olmadığından mevcut şartlar altında sanık bakımından mahsup edilmesi gereken bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, anılan dosyada ileride hükmün açıklanması halinde yasa gereği önceki hükmün aynen açıklanacağı, bu karara karşı yasa yoluna müracaat durumunda teselsül hükümlerinin tatbiki ve mahsuben ceza tayininin gündeme gelebileceği dikkate alınarak bu aşamada mahsup yapılmadığı gibi, aynı gerekçelerle teselsül hükümleri de tatbik edilmeyeceği belirtilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, bilgi mahiyetinde karardan bir suretin İzmir 35. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/312-2018/275 Esas-Karar sayılı dosyasına bilgi mahiyetinde gönderilmesi uygun bulunmuştur. IV. GEREKÇE Olayın oluş şekli ve zamanı, tutanak tanıklarının beyanları, ekspertiz raporları ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, doğrudan dava açma koşullarının oluştuğu, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının ve yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz talebi yerinde görülmemekle, kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi'nin 13.11.2019 tarihli, 2018/469 Esas, 2019/2090 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.11.2024 tarihinde karar verildi.