İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14428 Karar: 2025/386 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14428 K.2025/386

8. Ceza Dairesi 2024/14428 E. , 2025/386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2007 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 523

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14428 E. , 2025/386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2007 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 523

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14428 E. , 2025/386 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 18.04.2007 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-2, 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.03.2008 tarihli ve 2007/867 Esas, 2008/305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verildiği, sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.12.2009 tarihli ve 2007/867 Esas, 2008/305 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62, 50/1-a. maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına karar verilmiştir. Kararın sanık tarafından temyiz edilmesi ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 26.05.2016 tarihli ve 2015/5302 Esas, 2016/598 Karar sayılı ilamı ile bozma kararı verilmiştir. Bozma kararı sonrası yapılan yargılamada İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 28.03.2017 tarihli ve 2016/598 Esas, 2017/262 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 16.05.2017 tarihinde kesinleştiği, sanığın 25.11.2017 tarihli eyleminin ihbarı ile İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2020/531 Esas, 2021/310 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına karar verildiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 24.03.2023 tarihli ve 2022/13766 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2023 tarihli ve KYB-2023/38840 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanığın eylemine uyan suç için kanunda öngörülen cezanın türü ve üst sınırına göre olağan dava zamanaşımının aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, anılan Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca da olağanüstü dava zamanaşımı süresinin 12 yıl olduğu, suç tarihinin 28/11/2006 olduğu ve sanık hakkında verilen 28/03/2017 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 16/05/2017 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içerisinde 25/11/2017 tarihinde yeniden suç işlediği, 5271 sayılı Kanun'un 231/8-son cümlesi gereğince 16/05/2017 ile 25/11/2017 tarihleri arasında dava zamanaşımı süresinin duracağı, denetim süresinde işlenen suçun tarihi olan 25/11/2017 tarihinden itibaren zamanaşımının yeniden işlemeye başlayacağı, suç tarihi olan 28/11/2006 ile hükmün açıklandığı 20/05/2021 tarihine kadar geçen 14 yıl 5 ay 22 günlük süre geçtiği, sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 16/05/2017 tarihi ile denetim süresi içerisinde işlenen suçun tarihi olan 25/11/2017 tarihleri arasında geçen 6 ay 9 günlük durma süresi de çıkarıldığında 13 yıl 9 ay 13 günlük sürenin geçmiş olduğu cihetle, olağan ve olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin dolduğu nazara alınmadan davanın düşürülmesi yerine, yargılamaya devamla sanığın mahkûmiyetine dair yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 191/1. maddesi kapsamında işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunun aynı Kanun'un 66/1-e maddesi gereğince 8 yıllık olağan, 67/4. maddesi gereğince de 12 yıl olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğu dikkate alındığında; Sanığın atılı suçu 28.11.2006 tarihinde işlediği, sanık hakkında İzmir 4. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.03.2008 tarihli ve 2007/867 Esas, 2008/305 Karar sayılı kararı ile verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tâbi tutulmasına dair karar ile, zamanaşımının, kararın kesinleştiği 06.05.2008 tarihi ile mahkemece sanığın tedbire uymaması üzerine yeniden yargılamaya başladığı 18.05.2009 tarihine kadar durduğu, bu tarihte yeniden işlemeye başladığı, yine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 16.05.2017 tarihinde zamanaşımı süresinin durduğu, sanığın denetim süresi içerisinde 25.11.2017 tarihinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle duran zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başladığı, zamanaşımını kesen ve durduran sürelerin hesaplanması sonucunda, olağanüstü zamanaşımı süresinin dolduğu anlaşıldığından, davanın düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlenmiş olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. İzmir 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.05.2021 tarihli ve 2020/531 Esas, 2021/310 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, hükümlü hakkında mahkemece hükmedilen bu CEZANIN KALDIRILMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.01.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla