Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14583 E. , 2025/5400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/319 E., 2022/13 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Hükümlünün 05.06.2020 tarihli eylemi hakkında
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14583 E. , 2025/5400 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/319 E., 2022/13 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Hükümlünün 05.06.2020 tarihli eylemi hakkında Bergama 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli kararı ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191/1, 62 ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasın ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 14.07.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 09.05.2023 tarihli ve 2022/24470 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57868 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, sanık hakkında ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına esas alınan Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/01/2019 tarihli ve 2018/554 esas, 2019/11 sayılı kararı ile sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmadığının anlaşılması karşısında, 05/06/2020 tarihinde işlenen inceleme konusu suça ilişkin olarak sanığın dosya içerisinde mevcut adlî sicil kaydına göre mükerrir olduğu sabit olmakla beraber, ikinci kez tekerrüre esas alınabilecek başka adli sicil kaydının da bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun’un 58/1. maddesinde yer alan “Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde, tekerrür hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme gereğince sanık hakkında sadece tekerrür hükümleri uygulanması yerine ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanarak, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Hükümlü hakkında, 05.06.2020 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 06.07.2020 tarihli iddianamesi ile Bergama 3. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, Bergama 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.01.2022 tarihli ve 2020/319 Esas, 2022/13 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62/1 ve 58. maddeleri uyarınca verilen 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümleri uygulanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. B. Kanun yararına bozmaya konu dava dosyasınında, hükümlü hakkında sadece tekerrür hükümleri uygulanması yerine ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanması nedeniyle kanun yararına bozma talebinin kabul edilmesi gerekmekte ise de; Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesi kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. C. Tüm bu açıklamalar doğrultusunda; hükümlü hakkında kanun yararına bozmaya konu doğrudan dava açılmasına dayanak teşkil eden ve kamu davasının açılmasının ertelenmesine konu olan dava dosyasının, UYAP sistemi üzerinden ilgili dava dosyası arasına alınarak incelenmiştir. Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/554 Esas ve 2019/11 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde: Hükümlü hakkında, 11.09.2017 ve 25.11.2017 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından yapılan soruşturma sonunda, Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2018 tarihli ve 2018/739 Soruşturma, 2018/36 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, kararın kesin olarak verildiği, hükümlüye 16.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için İzmir Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, Hükümlünün, erteleme süresi içerisinde yeniden uyuşturucu madde kullanma suçunu işleyerek yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi nedeniyle, erteleme kararının kaldırıldığı ve Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 27.11.2018 tarihli, 2018/739 Soruşturma, 2018/1612 Esas ve 2018/1370 sayılı iddianamesi ile Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası açıldığı, Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2019 tarihli ve 2018/554 Esas, 2019/11 Karar sayılı kararı ile hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 53 ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.02.2020 tarihli ve 2019/1029 Esas, 2020/750 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir. Bergama Cumhuriyet Başsavcılığının 20.02.2018 tarihli, kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararında, itiraz kanun yolu gösterilmediği ve tedavi ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karara karşı 7 gün içerisinde Sulh Ceza Mahkemesine itiraz edilebileceği bildirildiği; söz konusu kararda, usulüne uygun şekilde verilmiş ve kesinleşmiş bir erteleme kararı bulunmadığı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi ihlâl kabul edilen eylemin de erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, ayrıca istinaf incelemesinden geçmiş kararlara karşı kanun yararına bozma yoluna gidilemeyeceği, 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca yalnızca itiraz yoluna başvurulmasının mümkün olduğu anlaşıldığından; Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi ihlâl kabul edilen eylemin de erteleme süresi içerisinde işlendiğinden söz edilemeyeceği, dolayısıyla kanun yararına bozma konusu 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi uyarınca doğrudan açılan kamu davasında da kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin kabulü gerektiği, yukarıda belirtildiği üzere inceleme tarihinde gelinen aşamada, Öncelikle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 27.02.2020 tarihli ve 2019/1029 Esas, 2020/750 Karar sayılı kararına karşı, 5271 sayılı Kanun’un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilmesi için ihbarda bulunulması; Bergama 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2019 tarihli ve 2018/554 Esas, 2019/11 Karar sayılı mahkûmiyet kararının itirazen bozulmasının sağlanarak dosyanın alacağı yeni esas numarasının tespit edilmesi ve davaların birleştirilmesine karar verilmesi; davaların birleştirilmesinden sonra ise, tüm eylemler hakkında tek bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmek üzere, 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına karar verilmesi ve gereği için Cumhuriyet Başsavcılığına bildirimde bulunulması gerekmektedir. Bu nedenle, hükümlü hakkında incelemeye konu ilamda ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanması kanuna aykırı hâle geleceğinden, kanun yararına bozma talebi içeriği itibarıyla yerinde olsa da, talebin reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.06.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmadan doğrudan açılan davada mahkûmiyet verilip ikinci kez tekerrür hükümleri uygulanmıştır. Adalet Bakanlığı, ikinci kez tekerrüre esas kayıt bulunmadığından kanun yararına bozma istemiştir; Daire ise dayanak erteleme kararının usulsüzlüğünü incelemiştir.
Hukuki İlke: Dayanak erteleme kararında itiraz kanun yolu gösterilmediğinden usulüne uygun kesinleşme bulunmamakta olup 191/6 doğrudan dava koşulu oluşmamıştır; ayrıca istinaf incelemesinden geçmiş kararlara karşı kanun yararına bozma değil, yalnızca 5271 sayılı Kanun'un 308/A maddesi uyarınca itiraz yoluna gidilebilir.
Uygulama Sonucu: Tekerrüre ilişkin talep içerik olarak yerinde görülse de, doğrudan dava koşulu gerçekleşmediği ve istinaftan geçmiş karara kanun yararına bozma yolu kapalı olduğu için istem REDDEDİLMİŞTİR.
Dava Strateji Notu: İstinaf incelemesinden geçmiş uyuşturucu dosyalarında kanun yararına bozma değil 308/A itiraz yolu işletilmelidir; ayrıca itiraz yolu gösterilmeyen usulsüz erteleme kararları doğrudan dava ve tekerrür uygulamasının dayanağı olamaz.