Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/14586 E. , 2025/4202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/346 Esas 2019/50 Karar SUÇLAR : 2313 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ...Asliye Ceza Mahkemesinin
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/14586 E. , 2025/4202 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/346 Esas 2019/50 Karar SUÇLAR : 2313 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ...Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2018/346 Esas, 2019/50 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2313 sayılı Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun'a (2313 sayılı Kanun) aykırılık suçundan 2313 sayılı Kanun'un 23. maddesinin 2. cümlesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 26.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2023 tarihli 2022/29060 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve ... sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "...Dosya kapsamına göre, 1- Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/1, 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1 ve 230/1-c maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının denetime olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması, gerekçede iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin açık olarak belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, Anayasa ve 5271 sayılı Kanun'un amir hükümlerine aykırı şekilde gerekçesiz karar verilmesinde, 2- Mahkemesince işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel ceza belirlendikten sonra, belirlenen cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç cezanın belirlenmesi gerektiği cihetle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesindeki takdiri indirim hükmünün uygulanmasının mümkün olup olmadığının gerekçeli kararda tartışılmamasında, 3- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 221. maddesinde yer alan, "1) Duruşma tutanağında; a) Oturumlara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı, b) Duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar, c) Sanık açıklamaları, d) Tanık ifadeleri, e) Bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları, f) Okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar, g) İstemler, reddi halinde gerekçesi, h) Verilen kararlar, i) Hüküm yer alır." şeklindeki düzenleme nazara alındığında, ...Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/346 esas sayılı dosyasının 18/09/2019 tarihli karar duruşma tutanağında hüküm kurulmadan karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Sanıklar hakkında, 17.07.2018 tarihli 2313 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan cezalandırılmaları istemi ile ...Cumhuriyet Başsavcılığının 25.10.2018 tarihli iddianamesi ile ...Asliye Ceza Mahkemesi'ne kamu davası açıldığı, B. ...Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.09.2019 tarihli ve 2018/346 Esas, 2019/50 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 2313 sayılı Kanun'a aykırılık suçundan 2313 sayılı Kanun'un 23/5-2. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Anlaşılmıştır. C. Dosya kapsamına göre; Duruşmaların aleni olmasına ilişkin, aleniyet ilkesi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve 5271 sayılı Kanun'da belirtilen maddelerle güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 36. maddesine göre, "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." Yine Anayasa’nın 141. maddesine göre, " Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır. Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar verilebilir. Küçüklerin yargılanması hakkında kanunla özel hükümler konulur. Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir." Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesine göre, "Herkes davasının, … kamuya acık olarak gorulmesini isteme hakkına sahiptir. Karar aleni olarak verilir.". 5271 sayılı Kanun'un 182. maddesine göre, " Duruşma herkese açıktır. Genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hâllerde, duruşmanın bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına mahkemece karar verilebilir. Duruşmanın kapalı yapılması konusundaki gerekçeli karar ile hüküm açık duruşmada açıklanır." 5271 sayılı Kanun'un 221. maddesine göre,"(1) Duruşma tutanağında; a) Oturumlara katılan sanığın, müdafiin, katılanın, vekilinin, kanunî temsilcisinin, bilirkişinin, tercümanın, teknik danışmanın adı ve soyadı, b) Duruşmanın seyrini ve sonuçlarını yansıtan ve yargılama usulünün bütün temel kurallarına uyulduğunu gösteren unsurlar, c) Sanık açıklamaları, d) Tanık ifadeleri, e) Bilirkişi ve teknik danışman açıklamaları, f) Okunan veya okunmasından vazgeçilen belge ve yazılar, g) İstemler, reddi halinde gerekçesi, h) Verilen kararlar, i) Hüküm, Yer alır." 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesine göre, ''Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.'' 5271 sayılı Kanun'un 232. maddesine göre," Hükmün başına, "Türk Milleti adına" verildiği yazılır. Hükmün başında; a) Hükmü veren mahkemenin adı, b) Hükmü veren mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hâkimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt kâtibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanunî temsilcisinin ve müdafiin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği, c) Beraat kararı dışında, suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, d) Sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı, yazılır. (3) Hükmün gerekçesi ve varsa karşı oy gerekçesi (Ek ibare: 24/11/2016-6763 S.K./31. md) tümüyle tutanağa geçirilmemişse açıklanmasından itibaren en geç onbeş gün içinde dava dosyasına konulur. (4) Karar ve hükümler bunlara katılan hâkimler tarafından imzalanır. (5) (Değişik fıkra: 24/11/2016-6763 S.K./29. md)Hüküm sonucu tefhim edildikten sonra gerekçeli karar imzalanmadan hâkim ölür veya herhangi bir sebeple kararı imzalayamayacak hâle düşerse, yeni hâkim, tefhim edilen hükme uygun olarak gerekçeli kararı bizzat yazarak imzalar. Toplu mahkemelerde böyle bir durumun gerçekleşmesi hâlinde, hüküm diğer hâkimler tarafından imzalanır ve başkan veya en kıdemli hâkim tarafından, hükmün altına diğer hâkimin imza edememesinin sebebi yazılarak imza olunur. (6) Hüküm fıkrasında, 223 üncü Maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun Maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir. (7) Hükümlerin nüshaları ve özetleri mahkeme başkanı veya hâkim ile zabıt kâtibi tarafından imzalanır ve mühürlenir." 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre, " Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana çizgileriyle anlatılır. Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve süresi bildirilir..." düzenlemeleri gereği "gerekçeli kararın duruşmalarda aleni olarak açıklanması ilkesi" gözetildiğinde, 18.09.2019 tarihli aleni celsede dava konusu fiil ve failler haklarında usulüne uygun herhangi bir hüküm kurulmadığı gibi, davanın esasına ilişkin bir ara karar da verilmediği anlaşılmıştır. UYAP işlem kütüğünde yapılan araştırmada, duruşma tutanağının duruşma günü düzenlendiği, duruşmanın ertesi günü olan 19.09.2019 tarihinde onaylandığı, gerekçeli kararın da bu tarihte yazıldığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenle, aleni celsede kanuna uygun teşekkül etmiş mahkeme huzurunda usulünce açıklanan bir hüküm bulunmadığından, mahkemenin uyuşmazlığı çözdüğü ve davanın esası hakkında bir hüküm kurduğundan bahsedilemeyecektir. Bu itibarla fiziki imza da içeren duruşma tutanağının elektronik imza ile 19.09.2019 tarihinde imzalandığı; duruşmada usulüne uygun olarak açıklanmış bir kısa karara dayanmayan kararın başlığının "gerekçeli karar" sözcüğünü içerse dahi, böyle bir metnin Anayasa'nın ve 5271 sayılı Kanun'un söz edilen ilkeleri çerçevesinde usulüne göre verilmiş bir mahkeme kararı olarak kabulünün mümkün olmadığı anlaşılmakla, inceleme konusu kararın ''yok hükmünde'' bir karar olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle 18.09.2019 tarihli aleni celseyi yansıtan, hakim ile katip tarafından fiziki ve elektronik imza ile imzalanan duruşma tutanağına göre dava konusu fiil ve failler hakkında henüz bir karar verilmemiş olduğu anlaşılmakla; ortada kanun yollarına konu edilebilecek bir hüküm bulunmadığından Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309. maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2025 tarihinde karar verildi.