İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14636 Karar: 2025/7873 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14636 K.2025/7873

8. Ceza Dairesi 2024/14636 E. , 2025/7873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/564 D.İş. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14636 E. , 2025/7873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/564 D.İş. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14636 E. , 2025/7873 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/564 D.İş. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddi KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Suça sürüklenen çocuk hakkında Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2018 tarihli kararı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan açılan kamu davasında sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-10, 31/3, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın aynı Kanun'un 51. maddesi uyarınca cezanın ertelenmesine karar verildiği, erteleme süresinde tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile 22.01.2020 tarihli ek karar ile 1 yıl 8 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, karara yapılan itirazın değerlendirilmesinde ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarih, 2020/564 D.İş sayılı kararı ile kesin olarak itirazın reddine karar verildiği, anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 07.05.2023 tarihli ve 2022/9802 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58062 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51/7. maddesinde ''Hükümlünün denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir." şeklinde yer alan düzenlemeye nazaran, Dosya kapsamına göre, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 29/01/2018 tarihli kararı ile sanık hakkında hükmolunan hapis cezasının ertelenmesine ve sanığın uyuşturucu madde bağımlılığından kurtulabilmesi için uzman bir kişi görevlendirmek suretiyle iki yıl süreyle denetime tabi tutulmasına dair kararın istinaf edilmeden kesinleşmesini müteakip, sanığın usulüne uygun tebligatlara rağmen süresinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmadığı gerekçesiyle denetimli serbestlik dosyasının kapatılmasına ve mahkemesine ihbarda bulunularak erteli hapis cezasının aynen infazına karar verildiği anlaşılmış ise de, somut olayda, sanık hakkında Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 51/5. maddesi gereğince verilen karara ilişkin denetime yönelik infazın ...Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce başlatıldığı ve anılan Müdürlüğün 08/10/2019 tarihli ve 2019/3884 sayılı yazısıyla sanığa uyarılı davetname gönderildiği, ilgili yazının sanığa 11/10/2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen on gün içerisinde gerekli müracaatı yapmadığından bahisle dosyanın kapatılarak Mahkemesine ihbarda bulunulduğu, bu haliyle sanığa bir kez tebliğ işleminin yapılarak çağrı yazısının gönderilmesi karşısında; benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 22/12/2015 tarihli ve 2015/1717 Esas, 2015/33429 Karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, sanığa 10 gün içinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurması gerektiği uyarısını içeren tebligatın yapılması ve sanığın başvuruda bulunmaması üzerine, yüklenen yükümlülüklere veya tedavinin gereklerine uygun davranmamakta "ısrar" ettiğinin kabul edilebilmesi için sanığa "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılması, bu tebligata rağmen de başvuruda bulunmadığı takdirde sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uymamakta ısrar edeceği nazara alındığında, tedavi ve denetime uymamakta ısrar şartının gerçekleşmediği gözetilerek kovuşturma şartı bulunmadığından durma kararı verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın bu yönden kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. " Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Suça sürüklenen çocuk hakkında, 08.08.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığının 17.10.2015 tarih, 2016/665 Soruşturma, 2016/5 sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, B. Suça sürüklenen çocuğun 20.09.2015 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemi ile erteleme kararını ihlal etmesi üzerine, erteleme kararı kaldırılarak Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2015 tarihli, 2016/665 Soruşturma, 2017/268 Esas, ... numaralı iddianamesi ile Çubuk Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli ve 2015/394 Esas, 2016/22 Karar sayılı kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği, C. Durma kararı sonrası Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığının 09.03.2016 tarihli kararı ile tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, kararın suça sürüklenen çocuğa 14.03.2016 tarihinde tebliğ edildiği, D. Suça sürüklenen çocuğun tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararı kaldırılarak Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığının 10.04.2017 tarihli iddianamesi ile açılan kamu davasında 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 23.02.2018 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı Kanun'un 51/3. maddesi ile belirlenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile dosya yeniden ele alınarak Çubuk 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.01.2020 tarihli ve 2017/378 Esas, 2018/79 Karar sayılı ek kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezasının aynen infazına karar verildiği, karara yapılan itirazın değerlendirilmesinde ...1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19.03.2020 tarih, 2020/564 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği, anlaşılmıştır. Somut kanun yararına bozma istemine ilişkin olarak, E. 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesinde yer alan, “Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.” şeklindeki düzenleme gereğince aynı eylemden dolayı suça sürüklenen çocuk hakkında 09.11.2015 tarihli iddianame ile kamu davası açıldığı, Çubuk Asliye Ceza Mahkemesinin 13.01.2016 tarihli kararı ile kamu davasının durmasına karar verildiği, durma kararı sonrası suça sürüklenen çocuk hakkında tekrar 09.03.2016 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği ve erteleme kararı ile belirtilenen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile 10.04.2017 tarihli ikinci bir iddianame düzenlenerek kamu davası açıldığı, ikinci iddianame ile açılan davanın mükerrer dava olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 223/7. maddesi gereğince ikinci iddianame ile açılan mükerrer kamu davasının reddine ya da her iki iddianamenin birleştirilerek 09.11.2015 tarihli ilk iddianame ile açılan kamu davası hakkında karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yazılı şekilde 10.04.2017 tarihli ikinci iddianameye ilişkin hüküm kurulması suretiyle mükerrer yargılamaya sebebiyet verilmesi, F. Denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından, suça sürüklenen çocuğa çıkarılan ilk başvuru davetiyesinin tebliğ edildiği 20.06.2016 tarihinde uygulanan ve 3.7.2005 tarihli ve 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu'nun (5402 sayılı Kanun) 15/A ve 27. maddeleri, 13.12.2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu'nun (5275 sayılı Kanun) 105/A maddesi ile 3.7.2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu'nun (5395 sayılı Kanun) 47. maddesine dayanılarak hazırlanıp 05.03.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği'nde çağrı yazısının suça sürüklenen çocuk velisi adına düzenlenip velisi adına tebliğe çıkarılacağına dair bir hüküm bulunmadığı, yürürlükten kaldırılan ve 18.04.2007 tarihi ile 05.03.2013 tarihi arasında uygulanan önceki Yönetmeliğin 121. maddesinde bulunan bu yöndeki hüküm de sözü edilen 05.03.2013 tarihinde yürürlüğe giren yeni Yönetmelik'te yer almadığı için çağrı yazısının, suça sürüklenen çocuk adına düzenlenip tebliğe çıkarılması yerine, suça sürüklenen çocuğun velisi sıfatı ile babası adına düzenlenip tebliğe çıkarılması ve tebliğ edilmesi şeklinde gelişen işlemlerinin, usulüne uygun olmaması nedeniyle, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilmesi gerektiği gözetilmemesi, G. 5237 sayılı Kanun'un, 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 191. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve suça sürüklenen çocuk ve 5271 sayılı Kanun'un 150. maddesi uyarınca atanmış olan zorunlu müdafiine tebliğ edilmesi gerektiği, suça sürüklenen çocuk ve zorunlu müdafiine usulüne uygun şekilde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi üç yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, somut olayda; suça sürüklenen çocuk hakkında Çubuk Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 17.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve tedaviye tabi tutulmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın suça sürüklenen çocuğa 09.10.2015 tarihinde tebliğ edildiği, yaşı küçük şüpheliyi "temsilen" zorunlu müdafiine tebliğ edilmediği, bu nedenle erteleme kararı kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla ihlal kabul edilen 20.09.2015 tarihli eylemin erteleme süresi içerisinde işlendiğinden sözedilemeyeceği, 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesinde yer alan kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından, mahkemesince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi uyarınca "durma" kararı verilerek, suça sürüklenen çocuk hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, usulüne uygun bir şekilde zorunlu müdafiine tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmemesi, hususlarında oluşan hukuka aykırılıklar hakkında kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına oy birliğiyle TEVDİİNE, 21.10.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla