İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14647 Karar: 2025/8656 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14647 K.2025/8656

8. Ceza Dairesi 2024/14647 E. , 2025/8656 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/731 E. 2021/398 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TE

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14647 E. , 2025/8656 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/731 E. 2021/398 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TE

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14647 E. , 2025/8656 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/731 E. 2021/398 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.12.2020 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1-6. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli kararı ile 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 07.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2022/25638 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 tarihli ve KYB-2023/60237 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1- Dosya kapsamına göre, sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez yargılama konusu suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, Sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.01.2016 tarihli ve 2015/179482 soruşturma, 2016/76 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın, doğrudan sanığın mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca 29.01.2016 tarihinde tebliğ edildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. madde ve fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise mernis adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, anılan Kanun'a göre mnormal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” şeklindeki şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, somut olayda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 07.01.2016 tarihli kamu davasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığın doğrudan mernis adresine 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesine göre yapılan tebliğin usulsüz olduğu, bu hâliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği cihetle, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Kabule göre de; Sanığın aynı neviden işlediği suç nedeniyle Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/1293 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 07.07.2020, iddianame düzenleme tarihinin ise 20.10.2020 olduğu, incelemeye konu Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/731 Esas sayılı dosyasındaki suç tarihinin 02.09.2020, iddianame düzenleme tarihinin ise 09.12.2020 olduğu, her iki suçun da 20.10.2020 tarihli ilk iddianamenin düzenlenme tarihinden önce işlendiği ve hukukî kesinti olmadığı, anılan iki dosyada da sanığın üzerine atılı eylemlerin aynı mahiyette olduğu dikkate alınarak, bu eylemlerin bir suç işleme kararı icrası kapsamında işlendiği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca birleştirme kararı verilerek, tek bir uyuşturucu madde kullanmak suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 29.05.2016 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 07.01.2016 tarihli ve 2015/179482 Soruşturma, 2016/76 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, B. Şüphelinin tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile erteleme kararının kaldırıldığı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 29.08.2016 tarih, 2015/179482 Soruşturma, 2016/33965 Esas, 2016/28774 sayılı iddianamesi ile Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, C. Ankara 40. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.12.2016 tarihli ve 2016/589 Esas, 2016/829 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 53. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 20.12.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, D. Şüphelinin 07.07.2020 tarihli eylemine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20.10.2020 tarihli iddianamesi ile doğrudan açılan kamu davasında Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2021 tarih, 2020/1293 Esas, 2021/331 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının Mahkemenin 2020/731 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği, E. Şüphelinin 02.09.2020 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 09.12.2010 tarih, 2020/144531 Soruşturma, 2020/50505 Esas, 2020/35222 sayılı iddianamesi ile Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesine doğrudan kamu davası açıldığı, F. Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.03.2021 tarihli ve 2020/731 Esas, 2021/398 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 53. ve 58. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrerliğe karar verildiği, kararın 07.04.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, anlaşılmıştır. G. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesi kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı nitelikte işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Hükümlü hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuki müesseselerin uygulanmasına esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Somut kanun yararına bozma istemine ilişkin olarak, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) entegrasyon ekranından yapılan incelemede sanığın 25.12.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma eylemine ilişkin Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 10.08.2015 tarihli kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebileceği anlaşılmakla, sanık hakkında verilen 29.05.2016 tarihli eyleme ilişkin dava dosyasının getirtilerek kanun yararına bozma istemine konu eylemlerin erteleme kararının ihlali veya doğrudan dava niteliğinde olup olmadığı hususunda kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,11.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla