İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14699 Karar: 2025/5499 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14699 K.2025/5499

8. Ceza Dairesi 2024/14699 E. , 2025/5499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/744 E. 2015/1025 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında Ada

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14699 E. , 2025/5499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/744 E. 2015/1025 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında Ada

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14699 E. , 2025/5499 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/744 E. 2015/1025 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma İNCELEME KONUSU KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Hükümlü hakkında Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarih, 2015/744 Esas 2015/1025 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 15.01.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 02.05.2023 tarihli ve 2022/24718 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.06.2023 tarihli ve KYB-2023/52861 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1-Dosya kapsamına göre; 6545 sayılı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7/2. maddede yer alan "Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Türk Ceza Kanununun 191 inci maddesinde tanımlanan suç nedeniyle yürütülen kovuşturmalarda, hakkında daha önce denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanmayan kişilerle ilgili olarak 191 inci madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." şeklindeki düzenleme uyarınca sanık hakkında daha önceden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilmiş olması nedeniyle anılan Kanun'a eklenen geçici 7/2. madde kapsamında zorunlu olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceğinin gözetilmemesinde; 2-Kabule göre de; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, atılı suçtan öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 191. maddesine gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasındaki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223 üncü maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya aynı suçu yeniden işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için evvelce bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, ortada açıklanacak bir hüküm bulunmaması hâlinde anılan hükmün nasıl işletileceğinin karışıklığa da yol açabileceği, öncelikle mahkemece anılan Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Şüpheli hakkında, 20.11.2012 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 26.11.2012 tarihli ve 2012/64590 Soruşturma, 2012/22996 Esas, 2012/8502 sayılı iddianamesi ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.06.2013 tarihli ve 2012/2096 Esas, 2013/386 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesini takiben Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedavi ve denetimli serbestlik yükümlülüklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine, Adanma 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 19.12.2013 tarihli ve 2013/1071 Esas, 2013/1230 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1, 62, ve 53. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, kararın temyizi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 15.09.2015 tarihli ve 2015/3193 Esas, 2015/3634 Karar sayılı ilamı ile 6545 sayılı Kanun değişiklikleri nedeni ile bozma kararı verildiği, bozma sonrası yapılan yargılamada Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 24.12.2015 tarihli ve 2015/744 Esas, 2015/1025 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. B. 5271 sayılı Kanun'un 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, atılı suçtan öncelikli olarak sübut bulan eylemine ilişkin lehe olan hükümler de gözetilmek suretiyle 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesi gereğince hüküm kurulmadığı anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesindeki "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar." ve anılan Kanun'un 232/6. maddesindeki "Hüküm fıkrasında, 223. maddeye göre verilen kararın ne olduğunun, uygulanan kanun maddelerinin, verilen ceza miktarının, kanun yollarına başvurma ve tazminat isteme olanağının bulunup bulunmadığının, başvuru olanağı varsa süresi ve merciinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerekir." şeklindeki düzenlemeler dikkate alındığında, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yeniden suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için bir cezanın belirlenerek bir hüküm kurulması gerektiği, öncelikle mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması, ardından sanık hakkında daha önce Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 10.06.2013 tarihli kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve ihlâl üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 6545 sayılı Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7/3. maddesi uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre genel hükümler uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/744 Esas, 2015/1025 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-a maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2025 tarihinde karar verildi.

Özgün Analiz

Olay Özeti: Kullanmak icin uyusturucu madde bulundurma sucunda daha once tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanan sanik yukumluluklere uymayinca, aynen infazin kaldirilmasi sonrasi yapilan yargilamada cezalandirma maddeleri yazilmadan HAGB karari verilmistir.

Hukuki İlke: 5320 sayili Kanun geciici 7/2 uyarinca daha once denetimli serbestlik veya tedavi tedbiri uygulanan kisiler hakkinda zorunlu HAGB verilemez; bu kisiler icin geciici 7/3 uyarinca yargilamaya devam edilir. Ayrica CMK 231/11 ve 232/6 uyarinca once TCK 191 geregi ceza belirlenip bir hukum kurulmasi zorunludur.

Uygulama Sonucu: kanun yararina bozma

Dava Strateji Notu: Zorunlu HAGB (geciici 7/2) yalnizca daha once tedbir uygulanmayan sanik icindir; daha once denetimli serbestlik uygulanmis sanik icin bu yol kapali olup geciici 7/3 uyarinca takdiri degerlendirme yapilmasi gerektigi vurgulanmalidir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla