İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/14719 Karar: 2025/8945 Tarih: 2025

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/14719 K.2025/8945

8. Ceza Dairesi 2024/14719 E. , 2025/8945 K. "İçtihat Metni" MAHKEMELERİ : 1- Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma7 İNCELEME KONUSU KARARLAR :1- Kamu davasının düşmesi 2- Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/14719 E. , 2025/8945 K. "İçtihat Metni" MAHKEMELERİ : 1- Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma7 İNCELEME KONUSU KARARLAR :1- Kamu davasının düşmesi 2- Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/14719 E. , 2025/8945 K. "İçtihat Metni" MAHKEMELERİ : 1- Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma7 İNCELEME KONUSU KARARLAR :1- Kamu davasının düşmesi 2- Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararların kanun yararına bozulması Siverek Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2016 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191/1. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli kararı ile kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın 02.06.2016 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2017 tarihli iddianamesi ile hükümlü hakkında 5237 sayılı Kanun'un 191/1-6. ve 53. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli kararı ile1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar verildiği, kararın 25.12.2017 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği, Anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 01.05.2023 tarihli ve 2022/22316 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.07.2023 tarihli ve KYB-2023/59389 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "1) Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/263 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında 10.08.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde bulundurmak suçundan dolayı Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesini müteakip, şüphelinin yükümlülüklere uymamakta ısrar etmesi nedeniyle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama neticesinde, Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli kararı ile "...Her ne kadar sanık somut olayda iki kere bireysel görüşmeye katılmamış ise de sanığın ilk ihlali üzerine haklı mazeret bildirmesi sebebiyle komisyon kararı ile mazeretinin kabulüne karar verilmesi nedeniyle sanığın 22.12.2015 tarihinde denetimini ihlal ettiğinden bahsedilmesi mümkün değildir. Öte yandan sanık hakkında 22.12.2015 tarihli bireysel görüşmesine katılmaması karşısında 05.01.2016 tarihli hastane raporuna binaen mazeretli sayılmasına karar verilirken rapora daha yakın tarihli bireysel görüşmesine gitmemesi hususunda mazeretli sayılmaması da usule ve mantığa aykırıdır. Sanığın haklı bulunan mazeretinin komisyon kararı ile kabulüne karar verilmesi nedeniyle sanığın denetime uymamakta ısrar gösterdiğinden bahsedilemeyeceği, sanık hakkında kovuşturma şartının hasıl olmadığı anlaşıldığından..." şeklindeki gerekçeyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmiş ise de, Somut olayda, adı geçen şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 06.10.2015 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, anılan kararın itiraz edilmeksizin kesinleşmesini müteakip, şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 06.11.2015 tarihinde müracaat etmesi üzerine burada kendisine yükümlülüklerinin yazılı olarak tebliğ edildiği, ayrıca yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar uyuşturucu madde kullanması halinde hakkında kamu davası açılacağının ihtar edildiği, dolayısı ile birinci uyarının doğrudan ilgili müdürlükçe yapılmış olduğu, ancak bu ihtar ve uyarıya rağmen, şüphelinin 22.12.2015 tarihli görüşmeye katılmadığı, ikinci kez uyarılmasına dair yazının usulüne uygun olarak 25.12.2015 tarihinde tebliğ edilmesine karşın, bu kez 18.01.2016 tarihinde yapılan seminer çalışmasına katılmayarak üzerine yüklenen yükümlülüğü yine ihlal ettiği, bu halde sanığın üzerine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinin kabulünün gerektiği, Öte yandan, benzer bir konuya ilişkin olarak Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 16.06.2021 tarihli ve 2020/18965 Esas, 2021/7640 Karar sayılı ve Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2020/21397 Esas, 2021/7865 Karar sayılı ilâmları ile benzer diğer ilamlarında da değinildiği üzere, şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, anılan kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği ile; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının öncelikle sanığın bilinen en son adresine, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğe çıkarılması, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresi bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının dosya içerisinde bulunmadığı ve Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli yazısı ile bildirildiği üzere tebligat aslının bulunamadığı, dava dosyasının tetkikinde sanığın 10.08.2015 tarihli ifadesinde bildirmiş olduğu "... mahallesi, 1266 Sokak, No:27 Kat:1 .../..." adresi yerine anılan erteleme kararının sanığın doğrudan adres kayıt sistemindeki adresine mernis şerhi verilmek suretiyle tebliğe çıkartıldığı ve ... veritabanından yapılan dosyada mevcut 21.12.2015 tarihli sorgulama sonucu uyarınca 06.10.2015 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre muhtara teslim edildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğinin ve usule aykırı şekilde yapılmış olduğunun kabulünün gerektiği, buna göre anılan kararın usulüne uygun olarak sanığa tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı ve ikinci eyleme konu suçun erteleme süresinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi sebebiyle sanık hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, hatalı gerekçe ile yazılı şekilde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. 2) Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/822 Esas, 2017/1726 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez yargılama konusu 08.02.20 17... .06.2017 tarihli suçlardan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden doğrudan kamu davası açılması üzerine, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, Hükümlü hakkında 10.08.2015 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde kullanma suçundan dolayı Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.09.2015 tarihli ve 2015/3446 soruşturma, 2015/54 sayılı 5 yıl süre ile kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere ve uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmadığından bahisle kamu davası açılması üzerine, Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/263 sayılı kararı ile ısrar koşulunun gerçekleşmediği ve kamu davası açılması şartlarının oluşmadığından bahisle kamu davasının düşürülmesine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, yukarıda açıklandığı üzere anılan kararın kanun yararına bozulması halinde ise kamu davasının durmasına karar verileceği anlaşılmakla, Önceden açılan kamu davası sonunda sanık hakkında düşme kararına hükmedilmiş olması sebebiyle, sanığın incelemeye konu 08.02.20 17... /06/2017 tarihli eylemlerinden ötürü 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi kapsamında doğrudan kamu davası açılamayacağı gibi söz konusu eylemin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulü ile kesinleşmemesi nedeniyle ihlali mahiyetinde de olmadığı, bu halde sanığın gerçekleştirmiş olduğu 10.08.2015, 08.02.20 17... .06.2017 tarihli eylemlerine ilişkin ortak bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi ile usulüne uygun tebliğ ve devamı işlemlerin icrası için kamu davasının durmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE A. Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/263 Karar sayılı kararının yapılan incemesinde; 1- Şüpheli hakkında, 10.08.2015 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2015 tarihli ve 2015/3446 Soruşturma, 2015/54 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 191/2. maddesi uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, dördüncü fıkrası uyarınca erteleme süresi içerisinde kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya da tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararda itiraz kanun yolunun gösterildiği, kararın şüpheliye 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, 2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine uymaması ile Siverek Cumhuriyet Başsavcılığının 19.02.2016 tarihli ve 2015/3446 Soruşturma, 2016/543 Esas, 2016/403 sayılı iddianamesi ile Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 3. Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/263 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191/4. maddesi (a) fıkrası uyarınca ısrar şartının gerçekleşmediğinden kamu davasının düşmesine karar verildiği, kararın 02.06.2016 tarihinde kesinleştiği, anlaşılmıştır. 4. Kanun yararına bozma istemine konu olayda, şüpheli hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı yapılan soruşturma sonucunda Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 06.10.2015 tarihinde şüpheliye tebliğ edildiği, kararın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, şüphelinin Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne 06.11.2015 tarihinde müracaat etmesi üzerine kendisine yükümlülüklerinin yazılı olarak tebliğ edildiği, ayrıca yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi veya tekrar uyuşturucu madde kullanması halinde hakkında kamu davası açılacağının ihtar edildiği, böylece birinci uyarının doğrudan ilgili müdürlükçe yapılmış olduğu, ancak bu ihtar ve uyarıya rağmen, şüphelinin 22.12.2015 tarihli görüşmeye katılmadığı, ikinci kez uyarı yazısının usulüne uygun olarak 25.12.2015 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen, şüpheli 18.01.2016 tarihinde yapılan seminer çalışmasına katılmayarak üzerine yüklenen yükümlülüğü yine ihlal ettiği, bu halde sanığın üzerine yüklenen yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiğinin kabulünün gerektiği, Şüpheli hakkında verilen "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların, şüpheliye usulüne uygun tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı, kararın infazına başlanmış olmasının hatta tedbirin infazının tamamlanmasının bir önem arz etmediği; 7201 sayılı Kanun'un 10/2. maddesinde yer alan “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenleme ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsendiği dikkate alındığında, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının öncelikle sanığın bilinen en son adresine, mernis adresi olduğu belirtilmeksizin, 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebliğe çıkarılması, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adresi bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23/1-8 ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, Siverek Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 16.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğine ilişkin tebliğ mazbatasının dosya içerisinde bulunmadığı ve Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 16.12.2022 tarihli yazısı ile bildirildiği üzere tebligat aslının bulunamadığı, dava dosyasının tetkikinde sanığın 10.08.2015 tarihli ifadesinde bildirmiş olduğu "Osman Yozgatlı mahallesi, 1266 Sokak, No:27 Kat:1 Efeler/Aydın" adresi yerine erteleme kararının sanığın doğrudan adres kayıt sistemindeki adresine mernis şerhi verilmek suretiyle tebliğe çıkartıldığı ve PTT veritabanından yapılan dosyada mevcut 21.12.2015 tarihli sorgulama sonucu uyarınca 06.10.2015 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre muhtara teslim edildiği hususları bir arada değerlendirildiğinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin mernis adresine doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiğinin ve usule aykırı şekilde yapılmış olduğunun kabulünün gerektiği, buna göre kararın usulüne uygun olarak şüpheliye tebliğ edilmemesi sebebiyle kesinleşmediğinden erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı ve ikinci eyleme konu suçun erteleme süresinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği, 5721 sayılı Kanun'un 223/8. maddesinde yer alan, "Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir." şeklindeki düzenleme karşısında, kovuşturma şartının gerçekleşmemesi sebebiyle hükümlü hakkında durma kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde kamu davasının düşürülmesi, B. Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/822 Esas, 2017/1726 Karar sayılı kararlarının yapılan incemesinde; 1. Şüpheli hakkında, 12.06.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2017 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1-6. ve 53. maddeleri uyarınca Aydın Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, 2. Şüpheli hakkında, 08.02.2017 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının 07.09.2017 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191/1-6. ve 53. maddeleri uyarınca Aydın Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2017 tarih, 2017/1146 Esas, 2017/1168 Karar sayılı kararı ile dava dosyasının aynı Mahkemenin 2017/822 Esas sayılı dava dosyası ile birleşmesine karar verildiği, 3. Aydın 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/822 Esas, 2017/1726 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 62., 53. ve 51. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ertelenmesine karar verildiği, kararın 25.12.2017 tarihinde kesinleştiği , Anlaşılmıştır. 4. Kanun yararına bozma istemine konu 08.02.20 17... .06.2017 tarihli eylemlerin, 10.08.2015 tarihli eylemine ilişkin verilen 16.09.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule uygun olarak şüpheliye tebliğ edilmemesi sebebi ile erteleme kararı usulûne uygun şekilde kesinleşmeden tedbirin infazına başlanamayacağı gibi müdürlük tarafından yapılan işlemlerin hukuken geçersiz olacağı, 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesindeki şart gerçekleşmediğinden sonraki eylemlerin tek başına dava konusu yapılamayacağı ve aynı nitelikte işlenen tüm suçlara ilişkin dosyaların birleştirilerek tek bir kamu davası açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerektiğinden kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere "durma" kararı verilerek Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hükümlü hakkında mahkumiyet kararları verilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür. III. KARAR A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, B. Siverek 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.04.2016 tarihli ve 2016/103 Esas, 2016/263 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-(a) maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, C. Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.11.2017 tarihli ve 2017/822 Esas, 2017/1726 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4-(b) maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.11.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla