Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/16492 E. , 2024/8900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2216 E., 2023/557 K. SUÇ :Bilişim sistemindeki verileri bozma yoketme, erişilmez kılma,sisteme veri yerleştirme vb. HÜKÜMLER :Sanığın beraatine dair karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın atılı suçtan mahk
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/16492 E. , 2024/8900 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/2216 E., 2023/557 K. SUÇ :Bilişim sistemindeki verileri bozma yoketme, erişilmez kılma,sisteme veri yerleştirme vb. HÜKÜMLER :Sanığın beraatine dair karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerine yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararının; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafinin temyiz isteminin süresinde olduğu ve 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sanık müdafinin temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, Katılan ve katılan şirket vekili tarafından 15 günlük yasal süre içerisinde hiçbir gerekçe içermeyen süre tutum dilekçesi verildiği, akabinde gerekçeli kararın, katılanlar vekiline e- tebligat yöntemi ile 11.03.3023 tarihinde usulüne uygun bir şekilde tebliğ edildiği ancak vekilin anılan kararı 27.03.2023 tarihli ayrıntılı temyiz taleplerini içeren dilekçesiyle, 7 günlük yasal süresinden sonra temyiz ettiği anlaşılmış ise de; Bölge Adliye Mahkemesinin kararında 7 günlük süreden bahsedilmeyerek, süre konusunda hukuki yanıltma yapıldığı, bu nedenle temyiz talebinin süresinde kabul edilmesi gerektiği, Hususları yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 21.03.2019 tarihli iddianamesi ile sanığın, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, görevi kötüye kullanmak suçlarından cezalandırılması talep olunmuştur. 2. İzmir 3 Ağır Ceza Mahkemesinin 25/11/2019 tarih, 2019/122 Esas- 2019/441 Karar sayılı kararı ile sanığın, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, görevi kötüye kullanmak suçlarından ayrı ayrı beraatine karar verilmiştir. 3. Verilen karar ile ilgili katılan şirket vekili ve katılan kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.02.2023 tarihli, 2020/2216 Esas 2023/557 Karar sayılı kararı ile, istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kabulü ile, sanığın, zincirleme şekilde bilişim sistemindeki verileri bozma yoketme, erişilmez kılma,sisteme veri yerleştirme vb. suçundan, 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kısa süreli hapis cezasının 15.000,00 TL adli para cezasına çevrilmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A.Sanık Müdafinin Temyiz Sebepleri 1. Sanığa ek savunma hakkı verilmeden iddianamede gösterilenden farklı bir suçtan dolayı ceza verildiğine, 2. Atılı suçun yasal unsurları oluşmamasına rağmen sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, İlişkindir. B.Katılan Şirket Vekilinin Temyiz Sebepleri 1. Sanığın eylemleri nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve görevi kötüye kullanma suçlarını oluşturması karşısında, ... içtima hükümleri de dikkate alınarak sanığın bu suçlardan cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğuna 2. Aksi kanaat halinde ise hükmolunan ceza miktarının az olduğuna, 3. Sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmaması gerektiğine, İlişkindir III. OLAY VE OLGULAR 1. Dava konusu olay, muhasebeci olan sanığın, bir kısım kişileri çalışmadığı halde katılan şirkette çalışıyormuş gibi göstererek, SGK'ya ait sistem üzerinden işe giriş bildirgeleri düzenlediği iddiasına ilişkindir. 2. SGK ile yapılan yazışmalar neticesinde, ... ..., ... ..., ... (...), ..., ... ... ve ... ...'iın, katılan şirkette, sigortalı olarak çalıştıklarını gösterir işe giriş ve tamamının 2015 Nisan'da ayrıldığına dair işten ayrılış bildirgeleri dosyaya sunulmuştur. 3. Sanığın, ... Temizlik Turz ve Teks San. Ve Tic Ltd Şti nin temsilcisi olan ... tarafından azledildiğine dair İzmir 20. Noterliğinden düzenlenmiş 20.05.2015 tarih 08193 yevmiye numaralı azilname ve Korkmaz Kurt''un SGK şifrelerini kullanma, şifre alma, iş yerinde çalışan sigortalılara ilişkin aylık prim ve hizmet belgesini internet ortamında düzenleyerek kuruma gönderme konularında şirket çalışanı Şefik Akar'ı yetkilendirdiğine dair İzmir 20.Noterliğinden düzenlenmiş 27.09.2012 tarih 15739 yevmiye numaralı vekaletname 4. 08.03.2019 tarihli bilirkişi raporu ile, ... ...'in 01/01/2012- 23/01/2012 tarihlerinde çalışan gösterildiği, bu süre zarfında 932,26 TL kurumdan fayda sağladığı, ...'ın 03.03.2012- 20/05/2015 tarihleri arasında çalışan gösterildiği, bu süre zarfında 24.560,44 TL kurumdan fayda sağladığı, ...'ın 13/02/2012- 20/05/2015 tarihleri arasında çalışan gösterildiği, bu süre zarfında 24.560,44 TL kurumdan fayda sağladığı, ... ...'in 09/03/2011-20/05/2015 tarihleri arasında çalışan gösterildiği ve bu süre zarfında 23.058,16 TL kurumdan fayda sağladığı, ... ...'ın 11.09.2013- 20.05.2015 tarihleri arasında çalışan gösterildiği, bu süre zarfında 16.587,07 TL kurumdan fayda sağladığı belirlenmiştir. 5. İzmir 9. İş Mahkemesinin 2015/528 Esas sayılı dosyasının 12.05.2016 tarihli celsesinde tanık olarak dinlenen F.G "Sanığa kendisini sigortalı olarak göstermesi için para verdiğini, Onun da kendisini katılan şirkette sigortalı gösterdiğini, oysa ki o şirkette çalışmadığını" beyan etmiştir. 6. Tanıklar R.K ve Ş.A alınan ifadelerinde "Kendilerinin yıllardır katılan şirkette çalıştıklarını, sigortalı gösterilen şahısların, sanığın akrabası olduklarını ve bu şahısları tanımadıklarını, şahısların belirtilen tarihlerde şirkette çalışmadıklarını" belirtmişlerdir. IV. GEREKÇE A.Savunma Hakkının Kısıtlandığına İlişkin 5271 sayılı Kanun'un, yargılama tarihinde yürürlükte olan 226/4 maddesinde "Ek savunma hakkının, sanık yerine hazır olan müdafiye tanınabileceğinin" belirtilmesi karşısında, 08.02.2023 tarihli celsede, iddia makamının, "Sanığın 5237 sayılı Kanun'un 244/2 maddesi gereğince cezalandırılması" talebini içerir esas hakkındaki mütalaasına karşı, sanık müdafinin beyanda bulunması ek savunma olarak değerlendirileceğinden, yapılan yargılama ve kararda herhangi bir usule aykırılık görülmemiştir. B.Sanık Müdafinin Sübuta İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden Muhasebeci olan sanığın, ... ..., ... ..., (...), ..., ... ... ve ... ...'i, katılan şirkette çalışmadıkları halde, elektronik ortamda işe giriş bildirgeleri düzenleyerek, sigortalarının başlaması için kuruma bildirildiği iddiasına dayanan olayda; 2015 yılına kadar katılan şirkette çalışıyor görünen şahısların bir çoğu, "Fiilen çalıştıkları" yönünde beyanda bulunmuş ise de; ... ... ve ... ...'in ifadelerinde "Çalışmadıklarını, sanığa para vererek kendilerini sigortalı gösterdiğini" belirtmeleri, katılan şirket çalışanları tanıklar R.K ve Ş.A'nın da " "Kendilerinin yıllardır katılan şirkette çalıştıklarını, sigortalı gösterilen şahısların, sanığın akrabası olduklarını ve bu şahısları tanımadıklarını, şahısların belirtilen tarihlerde şirkette çalışmadıklarını" ifade etmeleri karşısında, şahısların bahsi geçen şirkette çalışmadıklarının sabit olduğu, yine sanık her ne kadar suça konu bildirgelerin kendisi tarafından düzenlenmediğini beyan etmiş ise de; sigortalı gösterilen şahısların tamamının, şirketin muhasebe işlerini takip eden sanığın akrabaları veya tanıdığı olmaları karşısında, suça konu bildirgelerin sanık tarafından düzenlendiği anlaşılmakla, mahkemenin kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık görülmemiştir. C.Sanık Müdafinin Suçun Yasal Unsurlarına İlişkin Temyiz Sebepleri Yönünden "Bilişim sistemine girmek", bir bilişim sisteminde bulunan verilerin bir kısmına veya tamamına, fiziken ya da uzaktan başka bir cihaz yoluyla erişilmesidir. Suç, başkasına ait bilgisayarın açılarak içindeki verilerin görülmesi biçiminde olabileceği gibi bir ağ aracılığıyla bilişim sisteminde oturum açılması yoluyla da işlenebilir. Veri, bir bilgisayar sisteminin belli bir işlevi yerine getirmesini sağlayan yazılımlarda dahil olmak üzere, bir bilgisayar sisteminde işlenmeye uygun nitelikteki her türlü bilgiyi ifade eder. (Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesi madde 1, TBMM onay tarihi: 22.04.2014) Türk Ceza Kanunu'nun 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve mala zarar verme suçunun özel bir biçimi olarak düzenlenen suç ile var olan sistem ve sistemdeki verilerin korunması, hem sistemin hem de sistem içerisindeki verilerin zarar görmemesi amaçlanmıştır. Ancak sistemdeki verilere zarar verme dışında bu madde de tehlike suçu olarak nitelendirilebilecek iki seçimlik hareket daha düzenlenmiştir. Bunlar, sisteme veri yerleştirmek veya sistemdeki mevcut verilerin başka yere gönderilmesidir. Sistemdeki verilere müdahale niteliğindeki bu eylemleri gerçekleştiren kişi sisteme, hukuka aykırı şekilde erişim sağlamış olabileceği gibi, yetkisi dahilinde girdiği bir sistemde hukuka aykırı şekilde veri değişiklikleri de yapmış olabilir. Dolayısıyla, Türk Ceza Kanunu'nun 244 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan suçun oluşumu için, aynı kanunun 243 üncü maddesinde yer alan suçun aksine, failin sisteme hukuka aykırı girmiş olma şartı aranmayacaktır. Bu bağlamda; kamu kurumunun sistemine, kurumun verdiği kullanıcı adı ve şifreyle hukuka uygun şekilde giriş yapılmış ise de; sanık tarafından, ... ...'in 01/01/2012- 23/01/2012 tarihleri arasında, ...'ın 03/03/2012- 20/05/2015 tarihleri arasında, ...'ın 13/02/2012- 20/05/2015 tarihleri arasında, ... ...'in 09/03/2011-20/05/2015 tarihleri arasında, ... ...'ın 11/09/2013- 20/05/2015 tarihleri arasında çalıştıklarını gösterir, içeriği doğru olmayan işe giriş bildirgelerini düzenlemek suretiyle sisteme, hukuka aykırı veri yerleştirdiği anlaşılmakla, suçun yasal unsurları itibariyle oluştuğu görülmüş ve sanık müdafinin bu yöndeki temyiz talebi reddedilmiştir. C. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Yönünden 5237 Sayılı Kanun'un 157 ve 158. maddelerinde tanımlanan dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerektiği, hilenin nitelikli bir yalan olduğu, fail tarafından yapılan hileli davranışın belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olması ve sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte olması gerektiği, kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmesi ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından şüpheli veya bir başkasına haksız çıkar sağlanması gerektiği, devlet tüzel kişiliğinin basit bir hile ile kandırılabilecek nitelikte olmadığı, bu bağlamda, sahte sigortalılık durumunda hile unsuru oluşmadığı gibi kurumun denetim imkanı da ortadan kaldırılmadığı için, eylemin dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirilemeyeceği, Yine 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinde yer alan görevi kötüye kullanma suçu, "Kamu görevlisinin görevi kapsamındaki bir işi yapmaması, ihmal etmesi veya geciktirmesi suretiyle görevinin gereklerine aykırı hareket etmesi" şeklinde tanımlanmış olup, atılı suçun oluşması için öncelikle failin kamu görevlisi olma şartı arandığından, muhasebeci olan sanığın eyleminin bu suçu oluşturmayacağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 100 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, katılan kurum ile yapılan sözleşmeye istinaden kurumun verdiği şifreyle elektronik ortamda hazırlanan işe giriş bildirgelerinin, adli ve idari makamlar nezdinde resmi belge niteliğinde olduğunun kabul edilmesi üzerine, eylemin ayrıca resmi belgede sahtecilik suçunu da oluşturduğundan bahsedilse de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2020 tarih, 2017/11-1122 Esas, 2020/381 Karar sayılı ilamında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, 5237 sayılı Kanun'un 244/2 maddesindeki düzenlemenin, elektronik belgelerde yapılacak sahtecilik eylemlerine ilişkin özel norm niteliğinde olduğu ve özel normun önceliği ilkesi gereğince de genel normun değil özel normun uygulanması gerektiği hususları göz önünde bulundurulduğunda,işveren veya yetki verdiği kişi tarafından elektronik ortamda sahte işe giriş bildirgesi düzenlemenin, resmî belgede sahtecilik suçuna göre özel norm niteliğinde olan bilişim sistemine veri yerleştirme suçunu oluşturduğunun kabul edildiği, Hususları belirlenmekle, katılan vekilinin suçun vasfına yönelik temyiz talepleri reddedilmiş, Bununla birlikte; Bir kamu kurumu olan SGK'nın sistemine hukuka aykırı veri yerleştiren sanık hakkında cezalandırma yapılırken, 5237 sayılı Kanun'un 244/3 maddesinin uygulanmaması ve bu şekilde sanık hakkında eksik ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde C bendinde açıklanan nedenle katılan ile katılan şirket vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.02.2023 tarihli, 2020/2216 E., 2023/557 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY TCK.’nın 244. maddesi ‘’topluma karşı suçlar’’ kısmında düzenlenmiş olup madde gerekçesinde de açıklandığı üzere ’’bilişim sistemlerine yöneltilen ızrar fiilleri özel bir suç haline getirilmiştir’’. Mala zarar verme suçunun özel bir şekli olarak düzenlenen bu suçla korunan hukuki yarar, sistemin usulüne uygunçalışmasını sağlamak, bilgileri otomatik olarak işleme tabi tutulmuş sistemin sorunsuz çalışmasını sağlamasıdır. Ancak bunun yanında bilişim sistemine olan ... de koruma altına alınmıştır. Sisteme veri yerleştirme suçunda, diğer verilere bir zarar verilmemekte, ancak sistem ve diğer veriler zarar görme tehlikesi ile karşı karşıya kalmaktadır. Oysa yetkili kişi tarafından, işyerlerinde çalışmayan bir kişinin çalışmış gibi sisteme girilmesi sisteme zarar verdiği gibi zarar verme tehlikesi de yaratmamaktadır. Eylemin sabit görülmesi halinde ancak idari bir tasarrufla işlemin iptali ve başka idari yaptırımlar söz konusu olabilecektir. Bu nedenle sanığın eyleminde bilişim sistemine veri yerleştirme suçunun unsurları oluşmadığından, beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan çoğunluğun görüşüne katılmak mümkün olmamıştır. 20.11.2024