Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/17033 E. , 2025/3275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TARİHLERİ : 26.11.2006, 22.02.2008 (Ek karar), 23.10.2014 SAYILARI : 2014/468 E., 2014/561 2007/301 E., 2007 878 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLU
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/17033 E. , 2025/3275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi TARİHLERİ : 26.11.2006, 22.02.2008 (Ek karar), 23.10.2014 SAYILARI : 2014/468 E., 2014/561 2007/301 E., 2007 878 K. HÜKÜMLÜ : ... SUÇ : 6136 sayılı Kanun'a aykırılık İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.11.2007 tarihli kararı ile hükümlü hakkından 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunuun 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 375,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının 5237 sayılı Kanunun 51. maddesi gereğince ertelenmesine karar verildiği kararın temyiz edilmeksizin 03.12.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun uyarınca hükümlünün hukukî durumunun yeniden değerlendirilerek uyarlama yapılması üzerine, hükümlü hakkındaki 375,00 Türk Lirası adli para cezasına ilişkin hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 231. maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresine tabi tutulmasına dair Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2008 tarihli ek kararının 17.04.2008 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesimleştirme şerhi düzenlendiği anlaşılmıştır. Hükümlünün kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına ve hükümlünün 6136 sayılı Kanun’un 13/1 ve 5237 sayılı Kanun’un 62/1. maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 375,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve 2014/468 Esas, 2014/561 Karar sayılı kararını temyiz edilmeksizin 15.12.2014 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309/1. maddesi uyarınca, 10.01.2024 tarihli ve 2023/23803 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9516 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: : I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 29.02.2024 tarihli ve KYB-2024/9516 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1- Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23/10/2014 tarihli ve 2014/468 Esas, 2014/561 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; a- Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2008 tarihli ve 2007/301 Esas, 2007/878 sayılı ek kararının sanığa tebliğ edilmemesi nedeniyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın kesinleşmediği ve denetim süresinin işlemeye başlamayacağı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlendiği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeden, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde, b- 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır..." şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti halinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanuni usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılması gerektiği, Somut olayda, duruşma çağrı kağıdının "... .. Mah. ..evran Sok. No: 1/1 ../.." adresine çıkarılan tebligatın iade geldiği, bunu üzerine başkaca işlem yapılmaksızın hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, dosya kapsamında anılan adrese daha önce kanuni usullere göre yapılmış bir tebligat bulunmadığı ve yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu gibi duruşma davetiyesinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 195. maddesi uyarınca duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceğinin ihtarını da içermediği anlaşıldığından, sanığın savunması alınmadan yazılı şekilde karar verilmesinde, c- Kabule göre de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün, sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle yeniden ele alınıp hükmün açıklanmasına karar verildiğinde, aynı Kanun'un 231/11. maddesi hükmü uyarınca önceki hükümde değişiklik yapılmadan aynen açıklanması, ancak kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek, cezanın yarısına kadar belirlenecek bir kısmının infaz edilmemesi ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesi veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine dair cezanın bireyselleştirilmesi hükümlerinin tatbik edilebileceği, bunun dışındaki hususlarda hükmün değiştirilemeyeceği gözetilmeden, denetim süresi içerisinde suç işlediği anlaşılan sanık hakkında 375,00 Türk lirası adli para cezasına ilişkin hükmün aynen açıklanması ile ertelenen hapis cezası ilişkin ise aynen infaz kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına karar verilmesinde, 2- Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2008 tarihli ve 2007/301 Esas, 2007/878 sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede; Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2007 tarihli ve 2007/301 esas, 2007/878 sayılı kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinde tanımlanan suçtan dolayı sanığın 10 ay hapis ve 375,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, tayin edilen hapis cezası ile adli para cezasının bir bütün olarak hükmü oluşturduğu ve hükmün bölünemeyeceği gözetilmeden sadece adli para cezası ile ilgili olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinde, 3- Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/11/2007 tarihli ve 2007/301 Esas, 2007/878 sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51/1. maddesinde yer alan “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir” şeklindeki düzenleme karşısında, adli para cezalarının ertelenmesinin mümkün olmadığı, sanık hakkında hükmolunan 375,00 Türk lirası adli para cezasının ertelenemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1- Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2007 tarihli ve 2007/301 Esas, 2007/878 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Kanun' un 51/1. maddesinde yer alan “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir” şeklindeki düzenleme karşısında, adli para cezalarının ertelenmesinin mümkün olmadığı, sanık hakkında hükmolunan 375,00 Türk lirası adli para cezasının ertelenemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 2.Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2008 tarihli 2007/301 Esas, 2007/878 Karar sayılı ek kararı yönünden yapılan incelemede; Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.11.2007 tarihli ve 2007/301 Esas, 2007/878 Karar sayılı kararı ile 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesinde tanımlanan suçtan dolayı sanığın 10 ay hapis ve 375,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve mahkemesinin nihai karar ile dosyadan el çektiği, 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562. maddesindeki değişikliğin sanığın mevcut hukuki durumunun değerlendirilmesinde tayin edilen hapis cezası ile adli para cezasının bir bütün olarak hükmü oluşturduğu ve hükmün bölünemeyeceği gözetilmeden sadece adli para cezası ile ilgili olarak değerlendirme yapılarak ek kararla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 3- Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.10.2014 tarihli ve 2014/468 Esas, 2014/561 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede; Dosya kapsamına göre, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2008 tarihli ek kararının 10.04.2008 tarihinde tebliğ edildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının17.04.2008 tarihinde kesinleştiği anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının hükmün tebliğ edilmediğinden bahisle kesinleşmediğine ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir, ancak; Somut olayda, duruşma çağrı kağıdına ilişkin tebligatın iade geldiği, bunun üzerine başkaca işlem yapılmaksızın hükmün açıklanmasına karar verilmiş ise de, duruşma gününü bildirir usulüne uygun bir tebliğatın dosya içerisinde olmadığı gibi duruşma davetiyesinin 5271 sayılı Kanun'un 195. maddesi uyarınca duruşmaya gelmediği takdirde yokluğunda karar verileceğinin ihtarını da içermediği anlaşıldığından, sanığın savunma hakkı kısıtlanarak yazılı şekilde karar verilmesi, Kabule göre ise; Sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlemesi sebebiyle dosyanın yeniden ele alınıp sanık hakkında ertelenen hapis ve adli para cezasına ilişkin hükmün ( 26.11.2007 tarihli ve 2007/301 Esas, 2007/878 Karar) aynen infaz kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde sanığın cezalandırılmasına karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma sebebi yerinde görülmüşütür. III. KARAR 1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2.Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2014 tarihli 2014/468 Esas, 2014/561 Karar sayılı kararı ile aynı mahkemenin 26.11.2007 tarihli 2007/301 Esas, 2007/878 Karar sayılı kararı ile aynı dosyanın 22.02.2008 tarihli ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, ( 1 ve 2 numaraları bozma nedenleri yönünden yeniden yargılama yapılmamasına) 5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.04.2025 tarihinde karar verildi.