İçeriğe geç
AC
8. Ceza Dairesi Esas: 2024/18431 Karar: 2024/5375 Tarih: 2024

Yargıtay 8. Ceza Dairesi E.2024/18431 K.2024/5375

8. Ceza Dairesi 2024/18431 E. , 2024/5375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza DAiresi SAYISI : 2020/4029 E., 2022/341 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Kamu davasının düşmesi İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 tarihli ve 2024/12596 Esas, 2024/

Karar Özeti

8. Ceza Dairesi 2024/18431 E. , 2024/5375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza DAiresi SAYISI : 2020/4029 E., 2022/341 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Kamu davasının düşmesi İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 tarihli ve 2024/12596 Esas, 2024/

Karar Detayı

8. Ceza Dairesi 2024/18431 E. , 2024/5375 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza DAiresi SAYISI : 2020/4029 E., 2022/341 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma HÜKÜM : Kamu davasının düşmesi İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 tarihli ve 2024/12596 Esas, 2024/2556 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 24.04.2024 tarihli ve 10-2022/36990 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan lehe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, "inceleme konusu dosyada, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesince, ilk derece mahkemesinin sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verdiği mahkûmiyet hükmünün kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi gereğince düşmesine karar verilmiş olması, belirtilen hükmün sadece sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi, Yüksek Dairenizin eksik araştırmaya ilişkin bozma nedeninin sanığın lehine olmaması ve ilk derece mahkemesince bozma nedenine konu dosyanın getirtilerek sanığın eylemlerinin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi hâlinde dahi sonuç olarak düşme kararı verilmesi gerektiği göz önüne alındığında, sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddiyle hükmün onanmasına karar verilmesi gerekirken, sanık hakkındaki düşme kararının, eksik araştırma nedeniyle ve kazanılmış hakkının saklı tutulması açıklamasıyla bozulmasının hukuka aykırı olduğundan" bahisle bozma ilamının kaldırılmasına ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin 08.02.2022 tarihli ve 2020/4029 Esas, 2022/341 Karar sayılı kararının "Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/703 Esas ve 2018/460 Karar sayılı dava dosyası getirtilmeden gerekçeli karar içeriğine göre kamu davasının düşmesine karar verilmesi hukuka aykırı ise de, aleyhe temyiz bulunmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır." açıklaması yapılarak onanması gerektiği talebine ilişkindir. II. GEREKÇE Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Bölge Adliye Mahkemesinin düşme kararı vermesine esas teşkil eden kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına konu kararı ile sanığın, temyiz incelemesine konu eylemi öncesinde, 20.09.2015 tarihinde uyuşturucu madde kullanması nedeniyle 08.12.2015 tarihinde hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı verildiği ancak sanığın kendisine yüklenen yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiği gerekçesiyle Tatvan Cumhuriyet Başsavcılığının 16.11.2017 tarihli iddianamesi ile Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesine hakkında dava açıldığı, adı geçen Mahkemenin 2017/703 Esas, 2018/460 Karar sayılı dava dosyası üzerinden de 28.11.2018 tarihinde mahkûmiyetine karar verildiği, bu hükmün istinaf edilmeksizin 27.12.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, sanığın temyiz incelemesine konu 17.02.2016 tarihli eyleminin, 20.09.2015 tarihli eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olduğu kabul edilip, ayrıca soruşturma veya kovuşturma konusu yapılamayacağı belirtilerek, ilk derece mahkemesince verilen mahkumiyet kararı kaldırılmış ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararı verilmiştir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ihlal edildiği kabul edilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile ilgili kararın usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin bir inceleme yapılmadığı, ilgili evrakların asıllarının ya da onaylı örneklerinin dosya arasına alınmadığı görülmüştür. Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre, yargılamanın her aşamasında KDAE kararının usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, KDAE kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, 5 yıl süre ile verilen KDAE kararında, suça sürüklenen çocuklar için de bu sürenin 5 yıl olduğu, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen KDAE kararının hukuken geçersiz sayılacağı, KDAE kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen KDAE kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin KDAE kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda KDAE kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği kabul edilmektedir. Ayrıca, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. KDAE kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. Bu açıklamalar ışığında, somut olayda, Dairemizin itiraza konu 19.03.2024 tarihli ve 2024/12596 Esas, 2024/2556 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, ihlal edildiği kabul edilen KDAE kararının verildiği Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/703 Esas, 2018/460 Karar sayılı dava dosyasının getirtilip bu dosya arasına alınıp, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usule uygun kesinleşip kesinleşmediği ve ihlal şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenip, 17.02.2016 tarihli eylemin, 20.09.2015 eylem nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının ihlali niteliğinde olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerekmektedir. Her ne kadar incelenen dava dosyası bakımından aleyhe temyiz talebinde bulunulmamış ise de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesi ve devamında düzenlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin hükümlerin hukuka uygun olarak tatbikinin sağlanması için sanık hakkında uygulanan ve istinaf edilmeksizin kesinleşen Tatvan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/703 Esas, 2018/460 Karar sayılı dava dosyasında yer alan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun olarak kesinleşip kesinleşmediğinin denetlenmesi gerekmektedir. Zira sanık lehine bir kurum olan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı sanık hakkında yalnızca bir kez verilebilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirlenen şartların gerçekleşmesi üzerine kamu davası açıldıktan sonra aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca yeni bir erteleme kararı verilememektedir. Bu sebeplerle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı yerinde olmadığından itirazın reddine ve dava dosyasının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. III. KARAR 1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy birliğiyle REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 tarihli ve 2024/12596 Esas, 2024/2556 Karar sayılı bozma kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla