Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/19159 E. , 2025/8138 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/97 E., 2024/406 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temy
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/19159 E. , 2025/8138 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/97 E., 2024/406 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 27.10.2023 tarih, 2023/154 Esas ve 2023/459 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 52/2, 52/4, 53, 54/1-4, 58. maddeleri uyarınca 11 yıl hapis ve 24.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesi'nin 06.03.2024 tarihli ve 2024/97 Esas, 2024/406 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin uygulanmaması nedeniyle eleştiride bulunularak sanık ve müdafiinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri Sanığın ikametinden ele geçirilen uyuşturucu madde miktarının kişisel kullanım sınırında olduğuna, dava dosyası kapsamında cezalandırılmaya yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava konusu olayda, uyuşturucu madde ticareti yapan şahısların yakalanmasına yönelik kolluk birimleri tarafından yapılan çalışmalarda, 26.09.20 22... .11.2022 tarihlerinde sanığın ikametinde usulüne uygun bir şekilde yapılan aramalarda ele geçen uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında bulundurduğu iddiasına ilişkin olarak; Sanığın işlediği suçlar arasında hukuki kesintinin oluşmadığı ancak Dairemizce sanığın suç işleme kararının yenilendiği kabul edilen yakalanma ve adli kontrol hükümlerinin uygulanması gibi hallerde hukuki ve fiili kesintinin oluştuğu ve daha sonra ayrı bir suç işleme kararı altında işlendiğinin tespiti halinde ayrı bir suçtan cezalandırılması gerektiği cihetle, sanığın 26.09.2022 günü yakalandığı, ifadesinin alındığı anlaşıldığından, bu işlemden sonra işlenen 03.11.2022 tarihli suçun ayrı bir suç oluşturduğunun kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden, sanık hakkında tüm fiillerin bir suç işleme kararı kapsamında işlendiği kabul edilerek tek bir mahkumiyet hükmü kurulması, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine yönelik eleştirisinin isabetli olmadığı anlaşılmıştır. Yapılan yargılamaya göre, olayın intikal şekli, sanık savunmaları, tanık H.O.S'nın hazırlık aşamasında alınan beyanları, fotoğraf teşhis tutanağı, birden fazla kişi ile yapmış olduğu görüşmelere ilişkin ekran görüntüleri, ikamet arama ve el koyma tutanakları, uzmanlık raporları, Adli Tıp Kurumu raporları ve dava dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, sanığın aramada ele geçirilen uyuşturucu maddeleri kullanma amacı dışında bulundurmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olduğu anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda eleştirilen husus dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesinin, 06.03.2024 tarihli ve 2024/97 Esas, 2024/406 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kırklareli 1. Ağır Ceza Mahkemesine Yargıtay ilamının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.10.2025 tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Kırklareli'de sanığın ikametinde 26.09.2022 ve 03.11.2022 tarihlerinde yapılan iki ayrı aramada uyuşturucu madde ele geçirilmiştir. İlk derece tek suçtan mahkumiyet vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi zincirleme suç uygulanması gerektiği eleştirisiyle istinafı reddetmiş, daire onamıştır.
Hukuki İlke: Yakalanma ve adli kontrol gibi hallerde suç işleme kararında hukuki ve fiili kesinti oluşur; kesintiden sonra yeni bir suç işleme kararıyla işlenen eylem ayrı suç oluşturur ve zincirleme suç (TCK 43) uygulanmaz.
Uygulama Sonucu: Onama; 26.09.2022'de yakalanan sanığın sonraki eylemi ayrı suç olsa da aleyhe temyiz bulunmadığından bozulmamış, Bölge Adliye Mahkemesinin zincirleme suç eleştirisi isabetsiz görülmüştür.
Dava Strateji Notu: İki ayrı tarihli uyuşturucu eyleminde araya yakalanma girmişse zincirleme değil ayrı suçlar söz konusudur; bu ayrım hem lehe hem aleyhe sonuç doğurabileceğinden, aleyhe temyiz yokluğunda sanık aleyhine bozma yapılamaz.