KÜNYE
8. Ceza Dairesi 2024/24647 E., 2025/398 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Ocak 2025
- Mahkemesi
- Ceza Dairesi
- Suç
- Suç uydurma
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
- Tebliğname görüşü
- Temyiz isteminin reddi
Karar Metni
496 kelime·2 dk okuma·7 bölüm
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Adana 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.11.2021 tarihli kararı ile sanık hakkında suç uydurma suçundan, 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
B. İstinaf
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20 Ceza Dairesinin, 26.03.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanık hakkında iftira suçundan mahkumiyet kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 11.10.2023 tarihli ve 2022/540 E. 2023/504 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; suç vasfına yönelik temyiz kanun yoluna başvurulması halinde ceza miktarı itibari ile temyize tabi olmayan hükümlerin temyize konu olabilecekleri kabul edildiğinden, Cumhuriyet savcısının temyizinin "suç vasfına" ilişkin olduğu anlaşılmakla, Tebliğnamedeki Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi mümkün olmadığından Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin reddine dair görüşe iştirak edilmemiştir.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 271. maddesinde düzenlenen suç uydurma suçunun oluşabilmesi için failin işlenmediğini bildiği bir suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbar etmesi veya işlenmeyen bir suçun delil ya da emarelerini soruşturma yapılmasını sağlayacak biçimde uydurması gerekir. Uydurulan suçun isnad edildiği kişilerin belirlenebilir olması halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinde düzenlenen iftira suçu oluşacaktır.
Somut olayda, sanığın suç tarihinde cep telefonunun pazar yerinde kaybettiğini ya da düşürdüğünü iddia ederek Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduğu, sanığın başvurusu üzerine kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan soruşturmaya başlandığı anlaşılmakla, Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumu'ndan gelen cevabi yazı sonrası, cep telefonunu mağdur L.K namına aldığını ancak L.K'nin cep telefonun taksitlerini ödemediğini ifade etmesi karşısında,
kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçundan şikayet edilen şahsın belirlenebilir olması nedeniyle sanığın yetkili makamlara şikayette bulunarak işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi karşısında; sanığın 5237 sayılı Kanun'un 267. maddesinde düzenlenen iftira suçundan mahkumiyeti yerine suç vasfından hataya düşülerek suç uydurma suçundan hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Cumhuriyet savcısının temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 26.03.2024 tarihli, 2023/650 Esas, 2024/438 Karar sayılı kararının, istinaf incelemesi aşamasında aleyhe istinaf başvurusu olmadığı gözetilerek, ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2024/24647, K. 2025/398, 14 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama