Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/25325 E. , 2025/6067 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1828 E., 2024/1333 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek Onama - Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkı
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/25325 E. , 2025/6067 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1828 E., 2024/1333 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek Onama - Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2024 tarihli ve 2024/280 Esas, 2024/594 Karar sayılı kararı ile uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun)188/3, 43/1, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine; sanıklar ... ve ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 53 ve sanık ... hakkında 58. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ... yönünden cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B.Bölge Adliye Mahkemesi Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 02.10.2024 tarihli ve 2024/1828 Esas, 2024/1333 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a. maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Cumhuriyet Savcısının Temyiz Talebi Sanık ... hakkında 16.11.2018 tarihli başka bir eylemi nedeniyle Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kesinleşen mahkumiyet kararı olduğu, görülen dosyada sanık hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 43 hükümlerinin uygulanarak kesinleşen suç bakımından hükmedilen cezanın bu dosyadaki cezadan mahsubuna karar verilerek hüküm kurulması gerektiğine ilişkindir. 2.Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemi Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, suçun oluşmadığına, yeterli delil bulunmadığına, eylemin kullanmak için madde bulundurma suçu olduğuna ilişkindir. 3.Sanık ... ve Müdafiinin Temyiz İstemi Yeterli delil bulunmadığına ilişkindir. 4. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Suçun oluşmadığı, eylemin kullanmak için madde bulundurma suçu olduğu, delillerin hukuka aykırı şekilde elde edildiği, eksik inceleme yapıldığına ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Sanık ...'in, 22.10.2018 tarihinde yapılan aramada diğer sanıklar ... ve ...'ın bindiği otobüste oturdukları koltuklardan ele geçen sentetik kannabinoit maddesi ve 23.11.2018 tarihinde kullanıcı tanıktan ele geçen esrar maddesinin ticaretini yaptığı, sanıklar ... ve ...'ın da 22.10.2018 tarihinde yapılan otobüs aramasında ele geçen sentetik kannabinoit maddesinin ticaretini yaptıkları iddiasına ilişkin olarak, Sanık ...'in 22.10.2018 tarihindeki eylemi teşebbüs aşamasında kalmış ise de,eylemin teşebbüste kalmış olmasının sanığın diğer sanıklarla "aynı yönde fiili birlikte gerçekleştiren" konumuna etki etmeyeceği, dolayısıyla sanıkların eylemlerinin Türk Ceza Kanunu'nun188/5 maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, uygulanmaması suretiyle sanıklar hakkında eksik cezaya hükmedilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Tebliğnamede her ne kadar sanık ... yönünden sanığın 16.11.2018 tarihinde sentetik kannabinoidler grubunda yer alan ... . etken maddesini içeren bonzai maddesi sattığı iddiasıyla Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 02.01.2019 tarih ve 2019/297 Esas sayılı iddianamesi ile uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan açılan kamu davası üzerine, Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 09.12.2019 tarih, 2019/139 Esas, 2019/459 Karar sayılı kararı ile Türk Ceza Kanunu'nun 188/3 ve 188/4-a maddeleri uyarınca neticeten 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi'nin 04.03.2020 tarih, 2020/160 Esas ve 2020/618 Karar sayılı kararı ile esastan reddedildiği ve temyiz edilmeyen kararın 30.06.2020 tarihinde kesinleştiği tespit edilmiş olmasına göre, suç ve iddianame tarihleri dikkate alındığında iş bu yargılamaya konu 22.10.2018 tarihli eylem ile Bakırköy 18. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/139 Esas sayılı davasına konu 16.11.2018 tarihli eylem yönünden Türk Ceza Kanunu'nun 43. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle bulunacak sonuç cezadan kesinleşen hükümdeki sonuç cezanın mahsubuna hükmedilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, temyize konu davaya ait suç tarihinin 22.10.2018 olduğu, bu eylem üzerine yakalanan ve soruşturmada ve sulh ceza hakimliğinde ifadesi alınarak hakkında adli kontrol uygulanan sanığın, mahsup yapılması talep edilen eylem tarihinin 16.11.2018 ve bu eylemde yakalanan maddenin .... içerikli farklı bir uyuşturucu madde olduğu, dolayısıyla iki eylem arasında hukuki ve fiili kesintinin gerçekleştiği ve sanığın 16.11.2018 tarihli eyleminin başka bir suç işleme kararının icrası kapsamında ayrı bir suç oluşturduğu anlaşılmakla, tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. 1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli ve hukuka uygun olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanaatin dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükme esas alınan adli raporların yeterli olduğu, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, dosya kapsamında eksik incelemenin bulunmadığı, sanıklar ve müdafiilerinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde düzeltme nedeni dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanıklar hakkında hükmolunan adli para cezaları taksitlendirilirken ayrıca taksit aralığının da hükümde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, hukuka aykırı görülmüş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. 3. İstinaf bozması sanıklar lehine olduğundan, bozmadan sonraki yargılama giderlerinin sanıklara yükletilmemesine karar verilmesi gerekirken, hatalı şekilde bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin sanıklara yükletilmesine karar verilmiş olması; Bozmayı gerektirmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde 2. ve 3. bentlerinde açıklanan nedenlerle sanıklar ve müdafiilerinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddine yönelik hükmünün 5271 sayılı Kanun’un 302/2-4. maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin hüküm fıkrasının mahsus bölümünde adli para cezalarının taksitlendirilmesine ilişkin kısımlarına “...adli para cezasının birbirini takip eden birer ay aralıklarla 8 eşit taksitte tahsiline.." ibaresinin eklenmesi; kararın mahsus bölümünden bozma sonrası yargılama giderlerinin sanıklara yükleneceğine ilişkin fıkranın çıkartılması suretiyle, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklu kalınan süre bakımından sanık ... hakkındaki TAHLİYE TALEBİNİN REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.07.2025. tarihinde karar verildi.
Özgün Analiz
Olay Özeti: Bir sanığın 22.10.2018'de otobüste diğer iki sanığın oturduğu koltuklardan ele geçen sentetik kannabinoit ile 23.11.2018'de kullanıcı tanıktan ele geçen esrarın ticaretini yaptığı iddiasıyla üç sanık Kastamonu 1. Ağır Ceza Mahkemesince 12 yıl 6 ay ila 15 yıl arasında hapis cezalarına mahkum edilmiş, Ankara BAM 3. Ceza Dairesi istinaf başvurularını düzelterek esastan reddetmiştir. Cumhuriyet savcısı ayrıca kesinleşmiş başka bir mahkumiyetle zincirleme suç bağı kurulup mahsup yapılmasını temyiz etmiştir.
Hukuki İlke: Daire üç ilke ortaya koymuştur: eylemin teşebbüs aşamasında kalması sanığın diğer sanıklarla fiili birlikte gerçekleştiren konumunu etkilemez ve TCK 188/5 kapsamında değerlendirme gerekirse de aleyhe temyiz yoksa bozma nedeni yapılamaz; iki eylem arasında hukuki ve fiili kesinti gerçekleşmişse (ilk eylemden sonra yakalanıp adli kontrole alınma, farklı içerikli madde) sonraki eylem TCK 43 kapsamında zincirleme suç değil ayrı suçtur; adli para cezası taksitlendirilirken taksit aralığının hükümde gösterilmesi zorunludur ve lehe istinaf bozması sonrası yargılama giderleri sanığa yükletilemez.
Uygulama Sonucu: Taksit aralığının gösterilmemesi ve bozma sonrası yargılama giderlerinin sanıklara yükletilmesi nedeniyle hüküm bozulmuş, ancak yeniden yargılama gerekmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 303/1. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmış; savcının mahsup talebi yönünden tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
Dava Strateji Notu: İlk eylemden sonra yakalanıp ifadesi alınan ve adli kontrole tabi tutulan sanığın sonraki uyuşturucu eylemi ayrı suç sayıldığından, zincirleme suç üzerinden ceza mahsubu beklentisi bu tablodaki dosyalarda gerçekçi değildir. Buna karşılık taksit aralığı eksikliği ve bozma sonrası yargılama giderleri gibi infaza dokunan usul hataları her dosyada denetlenmeli, ayrıca aleyhe temyiz yoksa Yargıtay'ın saptadığı eksik cezalandırmanın bozma nedeni yapılamayacağı bilinerek aleyhe kanun yoluna başvuru riski değerlendirilmelidir.