Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2024/4578 E. , 2025/5339 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1857 E., 2023/1540 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2024/4578 E. , 2025/5339 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1857 E., 2023/1540 K. SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece Mahkemesi Kararı İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesinin, 25.05.2023 tarihli ve 2023/5 Esas, 2023/210 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188/3, 188/4-a, 62, 53 ve 58. maddeleri uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.07.2023 tarihli ve 2023/1857 Esas, 2023/1540 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına, aramanın hukuka aykırı olduğuna, eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına, tanık M.K.'nın beyanının hükme esas alınamayacağına, adil yargılanma ilkesinin ihlal edildiğine, Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesiz olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dava dosyası kapsamına göre, olay günü sanık ve hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan mahkûmiyet hükmü verilen kardeşi sanık ...'un, uyuşturucu sattıkları ihbarı üzerine adrese gidilmiş ikamet önüne sanık ... gelmiş, üzerinden çıkan anahtar ile ikamet açılmış, bu sırada sanığında ikamet önüne geldiği tespit edilmiş, Cumhuriyet savcısından alınan arama kararı gereğince ikamette yapılan aramada paketçikler halinde ayrıca toplu halde eroin bulunduğu iddiasına ilişkin olarak; 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" hükmünün düzenlendiği, söz konusu hüküm gereği, "ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi"nin aramanın başından sonuna kadar hazır bulundurulmasının zorunluğu olduğu, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2016/18-1146 Esas, 2020/68 Karar sayılı kararında bahsedildiği üzere "kollukça yapılan aramalarda arama tanığı bulundurma zorunluğunun kabul edilme sebebinin ileride doğabilecek iddiaların, aslında orada olmayan delillerin görevlilerce yerleştirildiği gibi uygulamada sıklıkla karşılaşılan suçlamaların önüne geçmek ve böylece aramanın her türlü şüpheden uzak bir şekilde yapılmasını ve arama sonucunda elde edilen delillerin güvenilirliğini sağlamak olduğu", 5271 sayılı Kanun'un 119 uncu maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı olarak "ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılan aramanın icrası bakımından hukuka aykırı olduğu ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olduğu", 5271 sayılı Kanun'un yüklenen suçun, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceği hükmünü düzenleyen 217 nci maddesinin ikinci fıkrası ile kanuna aykırı olarak elde edilen delilin reddolunacağı hükmünü düzenleyen 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağı bu suretle sanığın ikametinde ele geçirilen uyuşturucu maddenin hukuka aykırı delil niteliğinde oldukları, mahkûmiyet hükmüne esas alınamayacakları düşünülebilecek olmakla birlikte, sanığın tüm aşamalarda arama sonucu bulunan uyuşturucu maddelerin varlığını ve zilyetliğini kabul etmesi hususları hep birlikte gözetildiğinde söz edilen usuli eksikliğin muhakemede bir bütün olarak adil yargılama hakkını ihlal etmeyeceği gözetilerek yapılan incelemede; Olay tutanakları, kriminal rapor, ele geçen madde miktarı ve paket sayısına göre sanığın ikametinden ele geçen uyuşturucu maddeyi ticari amaçlı bulundurduğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmadığı, olayın delilinin bir tanığın açıklamasından ibaret olmaması ve tanık beyanları hükme esas alınmadan da ele geçen madde miktar ve paket sayısında göre suçun sübut bulması nedeniyle tanık M.K'nın mahkeme huzurunda dinlenilmemesinin sonuca etkili olmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün gerekçe kısmında İlk Derece Mahkemesinin gerekçesine atıfta bulunulduğunun ve gerekçenin yerinde olduğunu tespit edilmesi karşısında gerekçenin 5271 sayılı CMK'nın aradığı şartları taşıdığı, adil yargılanma ilkesinin ihlal edilmediği, yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 10.07.2023 tarihli ve 2023/1857 Esas, 2023/1540 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 38. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4.. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.06.2025 tarihinde karar verildi.