Karar Özeti
8. Ceza Dairesi 2025/5850 E. , 2025/9055 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/386 E. 2010/702 K. SUÇ : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılı
Karar Detayı
8. Ceza Dairesi 2025/5850 E. , 2025/9055 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/386 E. 2010/702 K. SUÇ : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkumiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.05.2010 tarihli iddianamesiyle hükümlü hakkında infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 297/1-2.cümle, 43/1-2, 297/2, 43/1-2. maddeleri uyarınca açılan dava ile yapılan yargılama neticesinde İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2010 tarihli kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 297/1, 297/1-2. cümle, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; 5237 sayılı Kanun'un 297/2, 43/2. delaletiyle 43/1, 53. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verildiği, söz konusu kararın, temyiz edilmeksizin 11.05.2023 tarihinde usulüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 12.05.2025 tarihli ve 2023/14503 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.05.2025 tarihli ve KYB-2025/62117 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; “5237 sayılı Kanun'un "İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak" başlıklı 297. maddesinin karar tarihi itibarıyla; "(1) İnfaz kurumuna veya tutukevine silah, uyuşturucu veya uyarıcı madde veya elektronik haberleşme aracı sokan veya bulunduran kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu suçun konusunu oluşturan eşyanın, temin edilmesi veya bulundurulması ayrı bir suç oluşturduğu takdirde; fikri içtima hükümlerine göre belirlenecek ceza yarı oranında artırılır. (2) Birinci fıkrada sayılanların dışında kalıp da yetkili makamlar tarafından infaz kurumuna veya tutukevine sokulması yasaklanmış bulunan eşyayı, bu yasağı bilerek, infaz kurumuna veya tutukevine sokan veya bulunduran ya da kullanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde olduğu, Dosya kapsamına göre, sanığın ... Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumununda hükümlü olarak bulunduğu ve olay tarihinde kendisinin kaldığı odada yapılan kısmi arama neticesinde birtakım delici kesici aletlerin ele geçirildiği, dosyada mevcut İzmir Kriminal Polis Laboratuarının 12.04.2010 tarihli ve 2010/1738 sayılı raporu ile de söz konusu aletlerin salt saldırı ve savunmada kullanmak amacıyla özel nitelikte yapılmış aletlerden olduğunun tespit edildiğinden bahisle sanığın hem ceza infaz kurumuna silah sokmak hem de yasak eşya sokmak suçlarını işlediği gerekçesiyle ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 1-5237 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 6/1-f maddesinde yer alan; "Silah deyiminden; ... 3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,... anlaşılır." şeklindeki hüküm gereğince söz konusu aletlerin silah niteliğinde oldukları anlaşılmakla, eylemin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 297/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturup, ele geçirilen eşyaların niteliği gereği anılan Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılarak karar verilmesi gerekirken eylemlerin farklı olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde, 2-Yargılama sürecinde zamanaşımı süresini kesen son işlemin 30.09.2010 tarihli mahkumiyet hükmü, suç tarihinin ise 02.04.2010 olduğu ve mahkumiyet kararından sonra zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin olmadığı gözetildiğinde Mahkemesince kesinleştirme işleminin yapıldığı 11.05.2023 tarihi itibarıyla olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerinin geçtiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 1. Dosya kapsamına göre, hükümlünün 02.04.2010 tarihinde işlemiş olduğu infaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak, kamu malına zarar verme ve 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçlarından hakkında 28.05.2010 tarihli iddianame ile İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinde dava açıldığı ve İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2010 tarihinde mahkumiyet kararı verildiği ve bu tarihte zamanaşımının kesildiği, karar tarihinde hükümlü olarak başka suçtan ... Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlüye gerekçeli kararın 22.10.2010 tarihinde 5271 sayılı Kanun'un 35/3. maddesine aykırı olarak tebliğ edildiği ve kararın 01.11.2010 tarihinde kesinleştirildiği, kanun yararına bozma istemine binaen Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan inceleme sırasında tebligatın usulsüz olduğunun anlaşılması ile söz konusu eksikliğin giderilmesi istemi üzerine gerekçeli kararın hükümlüye usulüne uygun şekilde 03.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve kararın 11.05.2023 tarihinde kesinleştiğine dair kesinleşme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir. 2. Her ne kadar kanun yararına bozma isteminde yalnızca infaz kurumuna veya tutukevine silah ve yasak eşya sokmak suçları için olağan ve olağanüstü zamanaşımının dolduğundan bahisle bozma talebinde bulunulmuş ise de, İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2010 tarihli kararında kanun yararına bozma istemine konu edilmeyen kamu malına zarar verme ve 6136 sayılı Kanun'a aykırılık suçları için de öngörülen cezaların üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddeleri uyarınca 8 yıllık olağan ve 12 yıllık olağanüstü zamanaşımına tabi olduğu anlaşılmakla, anılan suçlar yönünden de aynı nedenden dolayı kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir. III. KARAR Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 20.11.2025 tarihinde karar verildi.