KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2018/8543 E., 2020/2000 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2020
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Dava türü
- Yıkım-Elatmanın Önlenmesi
Karar Metni
570 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
KARAR
Davacı Hazine vekili, davaya konu 1390 parsel üzerinde davalının müdahalesinin önlenmesini ve inşaat, yapılaşma ve dikimlerin kal’ine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemenin “davanın, zilyetliğin korunmasına yönelik el atmanın önlenmesi ve yıkım davası olduğu” gerekçesiyle vermiş olduğu görevsizlik kararının, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2012/7056 Esas, 2012/10738 Karar sayılı ilamıyla, davanın, Türk Medeni Kanunu'nun 683.maddesine dayanan çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım istemine ilişkin olduğu, mahkemece hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek görevsizlik kararı verilmesinin doğru olmadığı, iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması,
yerinde keşif yapılmak suretiyle, hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takeometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılarak bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınması,
ondan sonra işin esası bakımından bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek bozma kararı verilmiş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davaya konu taşınmazın 6292 sayılı Yasa gereği davalıya satış yoluyla devri yapıldığından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, davalı vekili tarafından hükmün temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2014/22054 E., 2017/2372 K. sayılı ilamı ile 6292 sayılı Yasa’nın 9/5 maddesinde “Hak sahipleri veya ilgilileri tarafından taşınmazın satın veya devralınması hâlinde;
satışa veya devre konu taşınmazlar hakkında bu kişiler tarafından Hazine aleyhine ya da Hazine tarafından bu kişiler aleyhine açılan ve durdurulan davalarda mahkemelerce verilecek kararlarda yargılama giderlerinin tarafların üzerlerinde bırakılmasına karar verilir ve Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmez, verilmiş olan kararlardan henüz infaz edilmeyenlerle Hazine lehine hüküm altına alınan bu alacaklar tahsil edilemez.” şeklinde düzenleme hükmüne uygun bir karar verilmesi gerekirken, davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğuna işaret edilerek hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, bozma öncesi Mahkememizin 2013/26 Esas sayılı dosyasından 10.12.2014 tarihinde harç tahsil müzekkeresi düzenlenmiş olduğundan tekrardan harç alınmasına yer olmadığına, 6292 Sayılı Yasa’nın 9/5. maddesi uyarınca taraflarca yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına, 6292 sayılı Yasa’nın 9/5 maddesi uyarınca Hazine lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, bozma öncesi 2013/26 Esas sayılı dosyada 10.12.2014 tarihinde harç tahsil müzekkeresi düzenlenmiş olduğundan tekrardan harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, bozmada da belirtildiği üzere 6292 sayılı Yasa'ya göre yapılan satışlardan dolayı, mahkemece verilmiş olan kararlardan henüz infaz edilmeyenlerle Hazine lehine hüküm altına alınan bu alacakların tahsil edilemeyeceği düzenlendiğine göre, mahkemece harca ilişkin bu hüküm doğru görülmemiş ise de bu durum yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2018/8543, K. 2020/2000, 2 Mart 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama