KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/11853 E., 2023/174 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Ocak 2023
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2004/6 E., 2013/57 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
1.833 kelime·9 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro sırasında; ...
Mahallesi 175 ada 1 parsel sayılı, 24.256 m2 yüzölçümünde, susuz tarla niteliğindeki taşınmaz, Ocak 1957 tarih 7 numaralı tapu ve 1937 tarih 173 numaralı vergi kaydı ile ... evlatları , ..., ..., adlarına tespitin uygun olacağı kanaatiyle tespit edilerek Komisyona sunulmuş, Komisyonca posta tahdidi ve tespitinin düzeltilerek ... mirasçıları adlarına hisseleri oranında tesciline karar verilmiş, Orman İşletme Müdürlüğü, ... ve ...'ın itirazları üzerinde ...
Kadastro Komisyonu'nun 07.02.1991 tarih 991/24 nolu kararıyla Orman İşletme Müdürlüğü'nün itirazının reddine, ... ve ...'ın itirazlarının kısmen kabulü ile taşınmazın ... evlatları , ..., ..., Kezi adlarına müştereken tesciline, beyanlar sütunundaki ... Ulağ'ın intifa hakkına ilişkin şerhin iptaline karar verilmiştir.
2. Yargılama sırasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun)'un 22. maddesinin 2-a bendi uyarınca yapılan güncelleme çalışmaları sırasında dava konusu 175 ada 1 parsel, 23.421,24 m2 yüzölçümünde, davalı olduğu belirtilerek tespit edilmiştir.
3. Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde; 175 ada 1 nolu parselin ormanlık saha olması nedeniyle komisyon kararına süresi içinde itiraz ettiklerini, itirazlarının ... Kadastro Komisyonu'nun 07.02.1991 tarih 991/24 nolu kararıyla reddedildiğini belirterek, 24.256 m2 lik 175 ada 1 nolu parselin davalılar adına yapılan kadastro tespitine itirazlarının reddine dair ... Kadastro Komisyonu kararının iptaliyle, anılan parselin orman sayılan yer olarak belirlenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.11.2002 tarihli ve 1991/49 Esas, 2002/69 Karar sayılı kararı ile çekişmeli taşınmazın kısmen ocak 1957 tarih 7 numaralı tapu kaydının kısmen de 1937 tarih 173 numaralı vergi kaydının kapsamında kaldığı ve 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddelerinde belirtilen şartların davalıların yararına gerçekleşti gerekçesiyle davanın reddine dava konusu 175 ada 1 parselin ... mirasçısı olan davalılar adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.12.2003 tarihli ve 2003/10822 Esas, 2003/10180 Karar sayılı kararıyla, Ocak 1957 tarih 7 numaralı tapu kaydının ilk oluştuğu günden itibaren tüm gittileri ile ve aynı tapu kaydı kapsamında kaldığı bildirilen 173 ada 3 parsele ait tespit tutanağının getirtilmesi ve yapılacak keşifte tapu kapsamının belirlenmesi, aynı şekilde taşınmazın güney bölümünde Seylan tarla olarak adlandırılan bölüme uygulanan vergi kaydı bulunup bulunmadığının araştırılarak bu kaydın da keşifte uygulanması ve yöntemince kapsamının belirlenmesi,
uzman orman mühendisine taşınmazın eski belgelerdeki gerçek yerinin belirletilmesi; parselin orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşılırsa tapu ve vergi kaydı kapsamı kadar yerin davalılar adına tapuya tesciline, miktar fazlalığı varsa bunun batı ve güneyindeki kadastro harici meşelikten kazanıldığı ve zilyetlik süresi neye ulaşırsa ulaşsın, kazanılamayacağı göz önünde bulundurularak orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gereğine değinilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tapu kaydının itirazlı yere uyduğu, tapu kaydının değişken sınırlı olup itirazlı yerin orman parseli ile sınırı olduğu ve ormandan yer kazanma ihtimali olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... İli Merkez ... Mahallesi ...
Mevkinde vakii 175 ada 1 nolu parselin mevcut tespitinin iptali ile fen bilirkişileri ... ve ...'nin 26.06.2013 tarihli raporlarında ve ekli krokilerinde B harfi ile iki nolu parsele yakın yerden taralı olarak gösterdikleri 5514 metre kare kısmın tamamının 960 hisse kabul edilerek davalılar ... kızları ..., ... için ayrı ayrı 78 er hisse, ... oğlu ... için 174 hisse, ... oğulları ..., ..., ... ve ... için 126 şar hisse, ... kızı ... için 126 hisse olarak tapuya kayıt ve tesciline,
aynı raporda B harfi ile gösterdikleri taralı 5514 metrekare dışında kalan 18742 metre kare kısmın orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili ve davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; dosyada yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda 1937 tarih 178 nolu vergi kaydının üç hududu itibarıyla dava konusu taşınmaza uyduğunun belirtildiğini, üç hududu itibarıyla dava konusu taşınmaza uyduğu bildirilen vergi kaydının dava konusu taşınmaza uymadığının kabulünün doğru olmadığını, vergi kaydının bir hududunun uymamasının kaydın dava konusu taşınmaza uymadığı sonucunu doğurmayacağını aksine uyduğunun kabulü gerektiğini, dava konusu taşınmazın davalı tarafa ait tapu ve vergi kaydı kapsamında kalması sebebiyle tamamının adlarına tescili gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve kadastro tespitinin iptalinin gerekip gerekmediği hususlarına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1. maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince her ne kadar tapu kaydının itirazlı yere uyduğu, değişken sınırlı olup itirazlı yerin orman parseli ile sınırı olduğu ve ormandan yer kazanma ihtimali olduğu gerekçesiyle tapu miktarı kadar yerin davalılar adına, tapu miktar fazlasının davacı ... İdaresi adına tespit ve tesciline karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi, bozma ilamı gereklerini de tam olarak karşılamamaktadır.
Şöyle ki; bozma kararında taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, tapu ve vergi kaydı kapsamı kadar yerin davalılar adına tapuya tesciline, miktar fazlalığı varsa bunun batı ve güneyindeki kadastro harici meşelikten kazanıldığı ve zilyetlik süresi ne olursa olsun kazanılamayacağı göz önünde bulundurularak orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde, Mahkemece taşınmazın evveliyatının orman olup olmadığı yöntemince araştırılmadığı gibi dayanılan tapu ve vergi kaydı kapsamı da usulünce belirlenmemiştir.
Hükme esas alınan orman raporunda herhangi bir çakıştırma yapılmadan 1958 memleket haritası ve 1983 hava fotoğrafı incelenmiş ve hatta taşınmazın bahsi geçen belgelerdeki durumu dahi net olarak ortaya konulmamıştır. Ayrıca dayanak tapu ve vergi kaydı kapsamı da net olarak belirlenmemiştir.
Dosya içerisinde tapu kaydı kapsamının farklı belirlendiği raporlar bulunduğu ve son yapılan keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi İsmail Kara tarafından "..dava konusu parseli kuzeyden geçen Pirgiç Yoluna paralel olarak ikiye bölen patika yolun güney kısma kort tarla, kuzeyde kalan kısma silan tarla olarak biliniyordu...Pirgiç Yolu dava konusu parselin doğusundan başlayarak 173 ada 3 parselin doğu sınırı itibarıyla devam eder.
Pirgiç Yolunun hemen bitişiğinde ... oğlu ... tarlası bulunmaktadır.
Bu tarla 175 ada 2 nolu parsele denk gelmektedir..." şeklinde beyanda bulunulduğu, Pirgiç Yolunun hükme esas alınan krokide parseli eskiden ikiye böldüğü belirtilen patika yola paralel şekilde uzanmadığı ve buna göre Pirgiç Yolunun bulunduğu yer hususunda çelişki oluştuğu ve bu çelişkinin giderilmediği, dosya kapsamında tapu kaydı kapsamının farklı gösterildiği krokiler olmasına rağmen aradaki bu farklılıkların sebeplerinin net olarak ortaya konulmadığı, Pirgiç Yolu ve diğer sınırların eski memleket haritası ve hava fotoğraflarında yerinin gösterilmediği anlaşılmıştır.
O halde Mahkemece yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen,
davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.
3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli;
taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak,
temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
2. Az yukarıda belirtilen uygulama sonucu çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, davalı tarafın dayandığı tapu kaydının 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalıdır.
Dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde ise dayanılan tapu kaydının başka bir taşınmaza uygulanıp uygulanmadığı araştırılmalı ve taşınmazın davalı tarafın dayandığı tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmelidir.
Bu cümleden hareketle; taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yapılacak keşifte 3402 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi hükmü uyarınca öncelikle davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası; haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı;
yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, alınan beyanlar önceki keşiflerde alınan beyanlarla karşılaştırılmalı ve çelişkiler giderilmelidir.
Ayrıca tapu kaydında belirtilen pirgiç yolu ve diğer sınırlar eski memleket haritası ve hava fotoğrafından da yararlanılarak tereddütsüz belirlenmeli, uzman bilirkişiye tapu kaydının tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlettirilmeli, önceki raporlarla karşılaştırılarak, aradaki çelişkiler giderilmek suretiyle tapu kaydının kapsamı kesin olarak belirlenmeli, tapu kapsamı dışında kalan bölümler var ise 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığı belirlenmelidir.
Aynı şekilde bozma ilamında belirtildiği üzere uygulanan vergi kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bu kayıtlar da keşifte uygulanmalı ve kapsamı yöntemince belirlenmeli ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/11853, K. 2023/174, 19 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama