KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/13243 E., 2024/6445 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Kasım 2024
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/31 E., 2019/125 K.
- Karar
- Davacı ... İdaresinin davasının reddine, davacı ...'
Karar Metni
1.072 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
nin davasının kabulüne, davacı ...'in davasının reddine, Müdürlüğü vekili
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ...'nin davasının reddine, davacı ...'nin davasının kabulüne, davacı ... ...' in davasının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Kuyucak ilçesi Ortakçı Köyü çalışma alanında bulunan 2304 ila 2347 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına ayrı ayrı tespit edilmişler ve 2317 parsel sayılı taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu halde ... adına tespit edilmiştir.
İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı ..., taşınmazların vakıf arazisi olduğunu ileri sürerek ve vakfiyeye dayanarak tüm taşınmazlara yönelik olarak; davacı ... ise, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, 2331 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak, adına tescili istemiyle dava açmış ve davacı ... tarafından, davalı ... aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince, dosyaların birleştirilmesi suretiyle yapılan yargılama sonucunda verilen önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... davacı ...'nin dayanağını oluşturan vakfiyenin, usulen mahalline uygulanmadığı ve vakfiyenin kapsamının belirlenmediği açıklanarak, mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen çevre köylerden seçilecek yerel bilirkişi kurulu aracılığı ile vakfiyenin usulen mahalline uygulanması, dava konusu taşınmazların vakfiye kapsamında kalıp kalmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... davacı ...
Müdürlüğünün davasının reddine, davacı ...'nin 2331 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, davacı ... ...' in 2317 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının reddine, bu parsel yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 5 ve 27 nci maddesine aykırı olarak yapılan tespitin iptaline, dava konusu 2304, 2305, 2306, 2307, 2308, 2311, 2312, 2314, 2316, 2318, 2319, 2320, 2321, 2322, 2323, 2324, 2325, 2326, 2327, 2330, 2332, 2333, 2334, 2335, 2336, 2337, 2340, 2341, 2344 ve 2345 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine.
2309, 2310, 2313, 2315, 2328, 2329, 2338, 2339, 2342, 2343, 2346, 2347 parsel sayılı taşınmazların tespit maliki Ortakçılar köy tüzel kişiliğinin Büyükşehir yasası ile Tüzel kişilik sıfatının sona erdirilmesi ve mahalle olarak Buharkent Belediyesine bağlanarak mahmelekinin Belediyeye devredilmesi hususu nazara alınarak Buharkent Belediyesi adına tespitteki vasıfla tapuya tesciline, dava konusu 2331 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile tespitteki vasıfla davacı ...
Köse adına tapuya tesciline, dava konusu 2317 parsel sayılı taşınmazın zeytinlik vasfı ile tespit ve davalı ... adına tespit ve tapuya tesciline ..." karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Davacı ... vekilinin dava konusu 2304, 2305, 2306, 2307, 2308, 2309, 2310, 2311, 2312, 2313, 2314, 2315 2316, 2318, 2319, 2320, 2321, 2322, 2323, 2324, 2325, 2326, 2327, 2328, 2329, 2330, 2331, 2332, 2333, 2334, 2335, 2336, 2337, 2338, 2339, 2340, 2341, 2342, 2343, 2344, 2345, 2346 ve 2347 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına ve ayrıca hüküm fıkrasının (1-B/c, 2-C, 3-C) bendlerinde davacının adının "Durdu" yerine sehven "..." yazılmış olmasının, mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmış olmasına göre,
İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı ... vekilinin dava konusu 2317 parsel sayılı taşınmaza ilişkin yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince.
İlk Derece Mahkemesince, hüküm fıkrasında davanın reddi ile taşınmazın tespit gibi tesciline karar verildiği halde, kararın gerekçe kısmında, davacı ... ...'in 2317 parsele yönelik davasında davacı ve davalı gerçek kişinin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayandığı, davaya konu taşınmazın imar ve ihyasının en erken 1965 tarihinde başladığı, 31.05.1976 tarihinde Kuyucak Asliye Hukuk Mahkemesine dava açıldığı, dava tarihi ile ihyanın başladığı tarih arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı,
tespit tarihinde taşınmazın asliye hukuk mahkemesinde dava konusu olması nedeniyle 3402 sayılı Kanun'un 5 ve 27 nci maddesi gereğince yapılan tespitin de yok hükmünde olduğu, malikin mahkeme tarafından resen belirlenmesi gerektiği, taşınmazda 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı, bunun içinde Hazine adına tespit ve tescile karar verilmesi gerektiği açıklanmış olup, böylece gerekçeli kararla hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmıştır.
T.C. Anayasası'nın 141. maddesi hükmü uyarınca, duruşmaların aleniyeti kuralı gereği, tefhim edilen kısa karar ile gerekçeli kararın birbirine aykırı ve çelişik olmaması gerekir. Bu nedenle Mahkeme hükmü tek olduğundan ve kısa kararla aynı sonuçları taşıyacağından, kısa karar ve gerekçeli karar arasında çelişki halinde, yasaya uygun bir hükmün varlığından söz edilemez. Nitekim Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulu'nun 10.04.1992 tarih ve 7/4 sayılı kararında, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili bulunmasının bozma nedeni sayılacağı belirtilmiştir.
Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararın, gerekçe bölümü ile hüküm kısmı ve tefhim olunan kısa karar arasında çelişki yaratılması usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/13243, K. 2024/6445, 7 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama