KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2021/7766 E., 2024/44 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Ocak 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Karar Metni
543 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, ... ili Merkez ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 167 ada 11 parsel ... taşınmaz, susuz tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili; ... ili Merkez ilçesi ... Köyü sınırları dahilinde 3402 ... Kadastro Kanunu'nun geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro çalışmaları sonucu dava konusu 167 ada 11 parsel ... tarla niteliğindeki taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, dava konusu taşınmaz yönünden imar, ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediğini, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gereken yerlerden olduğunu beyanla kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı; davaya cevap vermemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu yerin orman sayılmayan yer olduğu, dava konusu yerde 1985 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında kullanımın olduğu, belgesizden zilyetlik yoluyla kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz edinilmesi için gerekli olan 20 yıllık sürenin dolduğu, ayrıca taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak nizasız, fasılasız kullanıldığı, taşınmaz üzerindeki taşların boyut itibariyle tarıma engel teşkil etmediği, bu yönde verilen teknik bilirkişi raporlarının da mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişilerin beyanları ile desteklendiği, dava konusu yerle ilgili olarak mera tahsis kararının bulunmadığı,
davalının sulu ve kuru toprakta 40-100 dönüm sınırını aşmadığı göz önünde bulundurulduğunda dava konusu taşınmazla ilgili olarak davalı yararına 3402 ... yasanın 14. ve 17. maddeleri uyarınca mülk edinme koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine ...
Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmaza uygulanan 1985 ve 1999 yıllarına ait hava fotoğraflarının incelenmesinde, taşınmaz üzerinde tarımsal faaliyet bulunduğunun tespit edildiği, zirai bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde 8-30 yaşları arasında çeşitli vasıflarda ağaç dikili olduğunun ve taşınmazın imar ihya edildiğinin, orman bilirkişisinin raporunda da taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlendiği, dolayısıyla dava konusu taşınmaz yönünden kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz iktisabına ilişkin yasal şartların davalı lehine gerçekleştiği, keşfin usulüne uygun olarak yapıldığı,
bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu, sonuç olarak İlk Derece Mahkeme kararının usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2021/7766, K. 2024/44, 8 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama