Kadastro sırasında, Kaş İlçesi Gökçeören Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 16 parsel ... 7.681,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, miras yoluyla gelen hak, taksim ve hibeye dayanılarak davacı ... adına tespit edilmiş, Hazine tarafından tespite itiraz edilmesi üzerine 19.12.2006 tarihli ve 2006/3177 ... komisyon kararıyla taşınmazın zeytincilik parselleri kapsamında kaldığı ve şahıslara tevzii edilmediği gerekçesiyle kadastro tespitinin iptaline ve Hazine adına tespitine karar verilmiştir.
Davacı ... vekili, çekişmeli taşınmazın evveliyatı itibariyle kadastro tespitine esas vergi kaydı uyarınca ... isimli şahsa ait olduğunu, adı geçenin ölümüyle birlikte taksimen eşi ...’a kaldığını, ...’ın da 1989 yılında taşınmazı davacıya bağışladığını, taşınmazın o tarihten beri davacının zilyetliği altında bulunduğunu ileri sürerek tespite itiraz davası açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda verilen ilk kararda davanın kısmen kabulüne, dava konusu 104 ada 16 parsel ... taşınmazın fen bilirkişi raporunda (104/16-A) rumuzu ile gösterilen 3.062,16 metrekare yüzölçümündeki kısmının ayrı parsel numarası verilmek suretiyle davacı ... adına, (104/16-B) rumuzuyla gösterilen 4.619,83 metrekare yüzölçümündeki kısmının ise hali arazi vasfıyla davalı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
Davacı vekili ile davalı Hazine temsilcisi tarafından ayrı ayrı temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay (kapatılan) 16. Hukuk Dairesi 2016/356 esas ve 2018/7253 karar ... ilamıyla 104 ada 16 parsel ... taşınmazın fen bilirkişi raporunda (104/16-A) rumuzu ile gösterilen bölümüne ilişkin eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine işaret edilerek davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün bozulmasına,
104 ada 16 parsel ... taşınmazın fen bilirkişi raporunda (104/16-B) rumuzu ile gösterilen bölümüne ilişkin davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün bu yönden onanmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; dava konusu 104 ada 16 parsel numarasında kayıtlı taşınmazın krokisinde 104/16-A harfiyle gösterilen 3062,16 m2 yüz ölçümündeki kısmının orman sayılmayan yerlerden olduğu ve 1971 yılından daha önceden beri kullanıldığı ve imar ihyasının yapılmış olduğu, taşınmazın zilyetliği ve imar ihyası hususunda beyanları ve ziraat bilirkişi raporunu desteklediği böylece tapusuz olan taşınmazın ...
Dinçer isimli müteveffa ile eşi Zeynep tarafından 1960'lı yıllardan itibaren zilyetliğe başladıkları, uzun yıllar evvel imar ihyasını tamamladıkları ve başkaca mirasçısı olmadan 1989 yılında davacıya senet ile hibe edildiği, davacının taşınmazın bulunduğu yerden yaklaşık 30 yıl önce ayrıldığı ancak zilyetlik iradesini sürdürdüğü, arada bir gelerek zeytin topladığı,
kimi zamanlarda kardeşlerinin davacı adına topladığını, düz kısımları yaklaşık 20-30 yıl sürülmemiş olsa da imar ihyasının yapılmış olması ve zilyetlik iradesinin sürdürülmesi dolayısıyla Kadastro kanunu 14 ve 17. maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşmiş olduğu değerlendirilerek davacının davasının kabulüne, dava konusu 104 ada 16 parsel ... taşınmazın harita mühendisi bilirkişi 29.04.2021 havale tarihli raporunda belirttiği 104/16-A kısmını aynı adada son parsel nosu verilerek zeytinlik ve tarla vasfında 3.062,16 m2 yüz ölçümü ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
Hüküm süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ...
Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ...
Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalının vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden hükmün ONANMASINA, 1086 ...
Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.