KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1650 E., 2024/7502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/306 E., 2023/126 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Tavşanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/203 E., 2021/275 K.
Karar Metni
1.026 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kesinleşmiş orman tahdidinden kaynaklı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı ... İdaresi vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede. 12.06.1980 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) ile değişik 2/B çalışması, 29.05.1992 ile 29.06.1992 tarihleri arasında ilan edilen arazi kadastrosu, 1992 yılında kesinleşen aplikasyon, sınırlandırılması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2/B çalışması,
29.03.2018 ile 30.04.2018 tarihleri arasına ilan edilen 22/a çalışması bulunmakta olup, 1992 yılında yapılan arazi kadastrosunda dava konusu taşınmaz 229 ada 5 parsel numarası ve 3.132 m2 olarak ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. 22/a çalışmasında ise dava konusu taşınmaz 407 ada 5 parsel numarasını almış, 3.132.00 m2 olan yüzölçümü, 3.084.99 m2 olmuştur.
Davacı ...
İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde ormanların sınır tespitinin 1979 yılında 1744 sayılı kanun hükümlerine yapıldığını, 109 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 1992 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 sayılı Kanun) değişik hükümlerine göre orman kadastro ve 2/B maddesi uygulama işlemlerinin yapıldığını, 29.05.1992-29.06.1992 tarihleri arasında ilan edilerek kesinleştiğini,
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a bendi hükümlerine göre yapılan çalışmanın 29.03.2018-30.04.2018 tarihleri arasında askı ilanına çıkartıldığını, kadastroya konu taşınmazlara ilişkin çalışmaların incelendiğini, yapılan inceleme neticesinde 407 ada 5 parsel numaralı tapu kütüğünde davalı adına tespiti yapılan ham toprak vasfındaki parselin Kadastro Müdürlüğü ekiplerince 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a bendi gereğince yapılan çalışmalar sırasında kesinleşmiş orman sınır hat ve noktalarına (OS.40-41) uyulmaması nedeniyle kısmen 29.06.1992 tarihinde kesinleşen orman kadastro sınırının İçerisinde kaldığı,
dolayısıyla orman sayılan yerlerden olduğunu, bu nedenle taşınmazın 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a bendi hükümlerine göre yapılan kadastro çalışmaları neticesinde kısmen kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan ve askı ilanına çıkan 407 ada 5 parselin orman sınır hattının içerisinde kalan kısmının tescilinin iptal edilerek orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tescili ile bitişiğindeki Yaylacık Devlet Ormanı parseli ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı ... İdaresi 19.07.2018 tarihli yazısında davanın, kadastro paftalarının güncellenmesine değil, mülkiyete ilişkin olduğu yönünde cevap vermiştir.
Tavşanlı Kadastro Mahkemesinin 28.08.2018 tarihli ve 2018/62 Esas, 2018/57 Karar sayılı ilamı ile; davanın mülkiyete ilişkin olduğu gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesine yönelik görevsizlik kararı verilmiştir.
Görevsizlik kararı sonrası dava dosyası Tavşanlı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/467 Esas sırasına kaydedilmiş, mahkemenin 09.01.2020 tarihli ve 2020/27 Karar sayılı ilamı ile; davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 03.06.2020 tarihli ve 2020/429 Esas, 2020/538 Karar sayılı ilamı ile;
mahkemece yapılan araştırma ve inceleme ile alınan bilirkişi raporunun yeterli olmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma ilamı sonrası İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; davaya konu OS 40 ve 41 noktalarından OS 40 sabit kaya, OS 41 ziyade pınarının beton duvarı olduğunun orman kadastro tutanaklarında ifade edildiği, bu OS noktalarının keşif, mahkeme gözlemi ve bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere yerleri orman kadastro tutanaklarındaki tarif, mahalli bilirkişi beyanları ve GPS aletinin yardımı ile tespit edildiği,
bu noktaların fiziken bulunarak tespit edildiği ve bilirkişi raporunda yer aldığı üzere fotoğraflandırıldığı, fakat bulunan bu fiziki noktaların üzerinde OS noktası olduğuna dair bir ibare veya işaret bulunmamakta olduğunu, geçen zaman dikkate alındığında böyle bir ibarenin obje üzerinde kalmasının da mümkün olmadığı, bulunan bu OS noktalarının yerlerinin tutanaktaki tarif ve GPS aleti ile teyit edildiği, yapılan keşif sonucu düzenlenen 05.01.2021 havale tarihli bilirkişi raporuna göre yapılan değerlendirilmeler sonucunda dava konusu taşınmazın kısmen orman sınırları içerisinde kaldığının tespit edildiği,
alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hukuka uygun olarak hazırlandığından hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kabulü ile.
Kütahya ili Tavşanlı ilçesi Tunçbilek, Gürağaç Cevizli mahallesi 407 ada 5 parsel sayılı taşınmazın; teknik-jeodezi-fotogrametri-harita mühendisleri ve orman yüksek mühendisi tarafından hazırlanan 05.01.2021 havale tarihli rapora ekli krokide ve 25.02.2021 havale tarihli ek raporda belirtilen kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve krokide (A) harfi ile gösterilen A=676,80 m2'lik kısmın ifraz edilmek suretiyle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarasında orman vasfı ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, karara karşı davacı ...
İdaresi ve davalı Hazine tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Bölge Adliye Mahkemesi ilamı ile; davanın kısmen kabulüne dair mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle davacı ve davalının istinaf isteminin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz yoluna başvurulmuştur.
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; kaldırma kararı sonrasında alınan bilirkişi raporunda orman sayılan alan yönünden aleyhe bir daralma söz konusu olduğunu, iki rapor arasında orman sayılan ve sayılmayan alanlar bakımından bariz bir fark mevcut olduğunu, çelişkinin giderilmediğini ileri sürerek temyiz isteminde bulunmuştur.
Dava, kesinleşmiş orman tahdidinden kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... İdaresi vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1650, K. 2024/7502, 12 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama