KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1662 E., 2024/7314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/9 E., 2022/20 K.
- Karar
- Davanın kısmen kabulüne
Karar Metni
1.492 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında, Erzurum ili Aşkale ilçesi Güllüdere köyü çalışma alanında bulunan 1399 parsel sayılı 3.833.400,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera niteliği ile sınırlandırılarak tespit edilmiştir.
..., ... ve ...
Karalı tarafından sınırlandırmaya itiraz edilmesi üzerine Komisyonca, 1399 nolu parsel sayılı taşınmazın ekli krokide gösterildiği şekliyle sınırlandırma ve yüzölçümünün iptali ile (A), (B), (C), (Ç), (D), (E), (F), (G), (H), (I), (İ), (J) , K), (L), (M), (N), (O), (Ö), (P), (R), (S), (Ş), (T) , (U), (Ü), (V), (Y), (Z), (A1), (B1), (C1) ve (D1) nolu kısımlara ayrılmasına; bu kısımlardan (A), (B), (C), (Ç), (D), (E), (F), (G), (H), (I), (İ), (J) (M), (N), (O), (Ö), (Ş) ve (T) harfleri ile gösterilen bölümlerin Hazine adına.
(K), (L), (P), (R), (U), (Ü), (V), (Y), (Z), (A1), (B1) ve (C1) harfleri ile gösterilen bölümlerin vergi kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, (K) harfi ile gösterilen taşınmazdan miktar fazlası olan ve (D1) ile gösterilen kısmın Hazine adına; kalan kısmın ... adına.
(L) harfi ile gösterilen taşınmazdan miktar fazlası olan ve (E1) ile gösterilen kısmın Hazine adına, kayıt miktarı kadar olan ve (L) harfi ile gösterilen kısmın tarla vasfıyla ... adına. (R) harfi ile gösterilen kısmın çayır vasfıyla 2/3 hissesi ..., 1/3 hissesi ... adına. (P), (U), (Ü), (V), (Y), (Z), (A1) ve (B1) harfleri ile gösterilen taşınmazların eşit paylarla ..., ... ve ... adlarına.
(C1) harfi ile gösterilen taşınmazdan miktar fazlası olan ve (F1) ile gösterilen kısmın Hazine adına, kayıt miktarı kadar olan ve (C1) ile gösterilen kısmın eşit paylarla ..., ... ve ... adlarına. (S) harfi ile gösterilen kısmın Hazine adına. (D1) ile gösterilen kalan kısmın mera olarak özel siciline 1399 parsel numarasıyla yazılmasına karar verilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; komisyonca şahıslar adına tespit edilen bölümlerin mera niteliğinde olduğunu, mera olmasa bile devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduklarını ileri sürerek, bu bölümlerin Hazine adına tescilini istemiştir.
Davalılar ... ve arkadaşları; dava konusu taşınmazların mera olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne dair verilen karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın hüküm için yeterli bulunmadığı belirtilerek; taşınmazın bulunduğu yerde varsa mera tahsis kararı, ekleri ve haritaları ile çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip, dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız,
yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişilerinin katılımıyla yapılacak keşifte, varsa mera tahsis kararı ve haritaları uygulanıp kapsamlarının belirlenmesi, mera tahsisi yoksa, çekişmeli taşınmaz bölümleri ile kalan kısmın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz ile mera parselleri arasında ayırıcı nitelikte unsur bulunup bulunmadığının araştırılması, mahkemece yapılacak gözlemin tutanağa geçirilmesi, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu,
kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği, zaman içinde sınırlarında mera yönünden genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmesi,
yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, dosyada mevcut vergi kayıtlarının yöntemince uygulanması, ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması,
jeodezi veya harita mühendisi aracılığıyla eski tarihli uydu ve hava fotoğraflarının bilimsel yöntemlerle incelenerek taşınmazın niteliği ve kullanım durumunun belirlenmesi, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmesi, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "dava konusu 1399 parsel sayılı taşınmaz içerisinde teknik bilirkişi raporunda (A1), (B), (K) ve (L) harfleri ile gösterilen bölümlerin mera oldukları, 1947 tarihli hava fotoğrafında komşu mera parseliyle arasında ayırıcı unsur bulunmadığı ve mera ile bütün oldukları, (B1), (C1), (P), (R), (U), (Ü), (V), (Y) ve (Z) harfleri ile gösterilen bölümlerin kadim mera olmadıkları, tarım arazisi oldukları, en az 30 yıldan beri kesintisiz tarımsal faaliyet yapılan ve özel mülkiyete konu yerlerden oldukları, 1947 tarihli hava fotoğrafında,
taşınmazların kullanım sınırlarının belirgin olduğu, komşu mera parseli ile ayırt edici unsurun bulunduğu" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1399 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararında (A1), (K) ve (L) harfleri ile 20.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen taşınmazlar yönünden kadastro komisyon kararının iptali ile bu taşınmazlar ve geriye kalan yerlerin 1399 parsel sayılı taşınmaz ile mera olarak sınırlandırılmasına ve mera özel siciline yazılmasına.
1399 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararında (B1), (C1), (P), (R), (U), (Ü), (V), (Y) ve (Z) harfleri ile gösterilen taşınmazların 1399 parsel sayılı taşınmazı takip eden parsel numarası verilmek suretiyle komisyon kararındaki tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun)
Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin çekişmeli 1399 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararında (A1) ile gösterilen bölümü ile 20.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüme ilişkin hükme yönelik temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Çekişmeli 1399 parsel sayılı taşınmazın kadastro komisyon kararında (C1), (P), (R), (U), (Ü), (V), (Y), (Z) ve (B1), (20.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen bölüm çıktıktan sonra kalan (B1) bölümü) ile gösterilen taşınmazlara ilişkin hükme yönelik davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu bu taşınmazların kadim mera olmadıkları, tarım arazisi oldukları, en az 30 yıldan beri kesintisiz tarımsal faaliyet yapılan ve özel mülkiyete konu yerlerden oldukları, 1947 tarihli hava fotoğrafında, taşınmazların kullanım sınırlarının belirgin olduğu, komşu mera parseli ile ayırt edici unsurun bulunduğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların tespitlerine esas olan vergi kayıtlarının hudutları "bayır", "yol", "sırt", "taşlık", "dere", "tepe" olup, her yere uyabilecek nitelikte sınırlar olduğu gibi, bir kısım vergi kayıtlarının hudutlarında okunan şahısların ise taşınmaların sınırlarında mevcut olmadığından dolayı, söz konusu vergi kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğunun kabulüne imkan bulunmamaktadır.
Dosya arasında yer alan ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda bulunan dava konusu taşınmazlara ait fotoğraflardan, çekişmeli taşınmazlar ile komşu mera parselleri arasında ayırıcı unsurun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan dört sınırı merayla çevrili olan dava konusu taşınmazların meradan açıldığının kabulü gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların mera vasfında oldukları ve meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi neye ulaşırsa ulaşsın zilyetlikle edinilmelerinin mümkün bulunmadığı gözetilerek, bu taşınmazlara yönelik davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmalarına karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, Hazine tarafından dava açılan bölümler dışında kalan ve başkaca davaya da konu olmayan diğer bölümler hakkındaki tutanağın iptali sonucunu doğuracak şekilde karar verilmiş olması da isabetsiz olup, hükmün bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1662, K. 2024/7314, 10 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama