KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/1811 E., 2024/7852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- İncelenen kararın mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1631 E., 2023/13 K.
- Dava tarihi
- 17.09.2021
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Akdağmadeni Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/358 E., 2022/436 K.
Karar Metni
854 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitinden önceki nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu, Yozgat ili Akdağmadeni ilçesi Hayran köyü çalışma sahası içerisinde 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre yapılan orman kadastro çalışmaları sırasında 101 ada 544 parsel sayılı taşınmaz orman vasfı ile Hazine adına tespit görmüş, bu tespit 10.07.2007 tarihinde ilan edilmiştir.
Yapılan tespite dava dışı şahıslarca itiraz edilmesi üzerine Akdağmadeni Kadastro Mahkemesinin 2007/181 Esas ve 2009/44 Karar sayılı ilamı ile davanın davacılarca takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına ve davalı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Bu karar 11.04.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Yozgat ili Akdağmadeni ilçesi Hayran Köyü kadastro çalışma alanı sınırları içinde bulunan 6831 sayılı Kanuna istinaden orman kadastro komisyonu tarafından Hazine adına orman sınırı dışına çıkartılmış olan 2/B alanlarında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4 üncü madde çalışmaları yapılmış ve 10.12.2011-09.01.2012 tarihleri arasında askı ilanına çıkarılarak, itiraz edilmemesi üzerine 10.01.2012 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Akdağmadeni ilçesi Hayran köyü 101 ada 544 parsel sayılı taşınmazın tapu sicilinde Maliye Hazinesi adına orman olarak kayıtlı olduğunu, davacının ve murislerinin taşınmazda uzun süredir malik sıfatıyla nizasız ve fazılasız olarak zilyet olduğundan bahisle tapu kaydının iptali ile davacı adına tarla vasfıyla kaydedilmesini, bu mümkün olmadığı takdirde taşınmazın 2/B kapsamına alınarak Hazine adına tarla vasfıyla kaydedilmesi ve beyanlar hanesine taşınmazın davacının kullanımında olduğunun yazılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 6831 sayılı Kanun'un 11/1 inci maddesi uyarınca orman kadastrosunun kesinleşmesinden itibaren Hazine harici taraflar için kadastro öncesi nedene dayanılarak dava açılması için 10 yıllık hak düşürücü süre öngörüldüğü,
eldeki davanın kadastronun kesinleştiği tarih olan 11.04.2009 tarihinden 10 seneyi aşacak şekilde 17.09.2021 tarihi itibariyle açıldığı bu haliyle hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu anlaşıldığından bu yöndeki talebin reddine, davacı yanın terditli talep etmiş olduğu davalı taşınmazın 2/B sınırları dışına çıkartılması ve hazine adına tapuya tescil edilerek davacı lehine beyanlar hanesine kullanım ve zilyetlik şerhi verilmesine ilişkin talebi yönünden ise;
yukarıda da açıklandığı üzere eldeki davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gibi ayrıca idareyi 2/B işleri yapmak konusunda zorlayıcı nitelikte böyle bir dava açmakta hukuki yararı ve dolayısı ile aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle bu yöndeki talebinin de reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili; davanın konusunun orman kadastrosu olmadığını, bakılan davanın konusunu teşkil eden kadastro uygulamasının Hayran köyü sınırları içerisinde 2012 yılında yapılmış olan 2/B Orman Kadastro uygulaması olduğunu, eksik incelemeye dayalı ve hukuka aykırı olarak verilen kararın kaldırılması talebiyle kararı istinaf etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince davacının öncelikli talebinin taşınmazın orman vasfında olmadığı ve tarla vasfında olan taşınmazın kendisine murisi evvellerinden kaldığı iddiasına yani kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptal ve tescile ilişkin olduğu, anılan talebin de mahkemenin haklı gerekçesinde belirtildiği gibi hak düşürücü süre içerisinde talep edilmediği, davacının terditli talebinin ise taşınmazın niteliğini kaybeden kesimlerinin Hazine adına tarla vasfı ile orman sınırları dışına çıkarılarak kendi adına kullanım ve zilyetlik şerhi verilmesi talebine ilişkin olduğu,
davacının, idareyi 2/B işlemi yapmak konusunda zorlayıcı nitelikte böyle bir dava açmakta hukuki yararı ve dolayısıyla aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Davacı vekili aynı gerekçelerle temyiz talebinde bulunmuştur.
Dosya kapsamına alınan Akdağmadeni Kadastro Mahkemesinin 2007/181 Esas ve 2009/44 Karar sayılı dosyasının davacısının dava dışı kişiler ile davalı ... İdaresi olduğu, dava konusu taşınmazın 101 ada 544 sayılı orman parseli içerisinde kalan taşınmaz olduğu, davalıların davayı takip etmemesi nedeniyle işlemden kaldırılmasına ve 12.02.2009 tarihinde açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu kararın 11.04.2009 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava konusu 101 ada 544 parsel sayılı taşınmazın orman kadastrosu sırasında orman parseli içerisinde kaldığı, bu parselin ilanının 10.07.2007 tarihinde ilan edildiği, 10.01.2008 tarihinde ise 6 aylık itiraz süresinin dolduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece hak düşürücü sürenin başlangıcı olarak Akdağmadeni Kadastro Mahkemesinin 2007/181 Esas ve 2009/44 Karar sayılı dosyasının kesinleşme tarihi olan 12.02.2009 esas alınmış ise de davanın açılmamış sayıldığı dikkate alındığında sürenin başlangıcının 10.01.2008 olması gerektiği, ancak bu hususun sonuca etkili olmadığı, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine,
Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1811, K. 2024/7852, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama