KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3270 E., 2025/750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/723 E., 2023/659 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddine
- İlk derece mahkemesi
- Gemlik 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/314 E., 2022/79 K.
Karar Metni
848 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak sureti ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;
KARAR
Kullanım kadastrosu sırasında, Yalova ili Armutlu ilçesi Kapaklı Mahallesi çalışma alanında bulunan 101 ada 1525 ve 101 ada 1530 parsel sayılı, sırasıyla 366,10 ve 675,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kadastro tutanaklarının beyanlar hanesine, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldıkları ve davacı ...'ın kullanımında oldukları" şerhi yazılarak, zeytinlik vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir.
Davacı ... vekili, dava konusu taşınmazların müvekkilinin de paydaşı olduğu cilt 2, sayfa 27, sıra 1 numaralı 02.07.1998 tarihli tapu kaydı kapsamında kaldığını, uzun yıllardır müvekkili ve murisleri tarafından zeytinlik olarak kullanıldığını beyanla tapu kayıtlarının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2019 tarihli ve 2016/565 Esas, 2019/269 Karar sayılı kararıyla, davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 03.06.2020 tarihli ve 2019/991 Esas, 2020/527 Karar sayılı kararı ile "Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, davacının tutunduğu cilt 2 sayfa 27 sıra 1 nolu 2 Temmuz 1998 tarihli tapu kaydı ve bunun geldisi olan cilt 161 sayfa 73 sıra 2 nolu 11 Ocak 1972 tarihli tapu kayıtları ve bunların dayanağı olan kayıt ve belgelerin getirilip incelenmediği,
davacının dayandığı tapu kaydının ilk tesisine kadar tüm tedavülleri ile birlikte getirilerek söz konusu kaydın orman ve hazinenin de tarafı olduğu bir tescil ilamına dayanılarak oluşup oluşmadığı ve bu itibarla taraflar arasında bir kesin hüküm bulunup bulunmadığı hususu araştırılmadan karar verilmesinin doğru olmadığı, esasen davacının dayandığı kaydın dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığının da yönetimce araştırılmadığı, tanık ve bilirkişilerin soyut anlatımlarının denetlenerek fen bilirkişisinden tapu kaydının sınırlarını ve miktarını gösterir denetlemeye elverişli bir rapor alınmadığı,
öte yandan dava konusu taşınmaz Armutlu ilçesi Kapaklı köyünde olmasına rağmen İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazlar ile bir ilgisi bulunmayan Küçükkumla Mahallesi 252 Ada 500 parsel sayılı taşınmazın komşu parsellerine ait tapu kayıt ve kadastro tutanaklarının getirtildiği,
getirilen bu kayıtların keşifte uygulanıp değerlendirilmediğinden hatanın da farkına varılmadığı" gerekçesiyle, istinaf talebinin kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-a-4 ve 6 ncı maddeleri gereğince yerel mahkeme hükmünün kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin iade kararı sonrası İlk Derece Mahkemesin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, " davacı dayanağı tapu kaydının sınırları itibarı ile dava konusu taşınmazları kapsadığı, hava fotoğrafı incelemelerinde dava konusu yerlerin tarım alanı, zeytinlik olarak görüldüğü," gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede 1947 yılında yapılan orman tahdit çalışmaları sırasında taşınmazların orman tahdit sınırları içinde orman sayılan yer olarak sınırlandırıldığı, orman tahdidinin de esasen bir kadastro işlemi olması nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde öngörülen hak düşürücü süreye tabi olduğu,
yine orman tahdidi kesinleşerek hukuken orman olan taşınmaz yönüyle sonrasında 2/B madde uygulaması yapılmasının ve akabinde Ek-4 üncü madde çalışmasına konu olmasının taraf lehine bir hak vermeyeceği gibi sürelerin yeniden başlamasını da gerektirmeyeceği ,
öte yandan davacının dayanağı kaydın geldisi 11.01.1972 tarihli 2 sayılı tapu kaydının Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği'nin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşmuş ise de tescile dayanak mahkeme kararı incelendiğinde karar gerekçesinde orman tahdidinin uygulandığı ve taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığına dair bir gerekçe gösterilmediği gibi Orman İdaresinin de anılan davada taraf olmadığı, bu haliyle davacının tutunduğu tapu kaydının dayanağı tescil ilamının da kesin hüküm niteliğine haiz bulunmadığı,
yine 2/B maddesi gereği orman sınırı dışına çıkarmanın ise sadece Hazine adına yapılabileceği " gerekçesi ile davacı Hazine vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3270, K. 2025/750, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama