KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2023/3279 E., 2024/7890 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/587 E., 2023/569 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ödemiş Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/118 E., 2021/95 K.
Karar Metni
534 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
İzmir ili Ödemiş ilçesi Ovacık Mahallesi çalışma alanında 2020 yılında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 146 ada 3 parsel sayılı 29.900,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, bahçe vasfıyla, davalı adına tespit edilmiş, Hazinenin tespite karşı Komisyona yapmış olduğu itiraz ise reddedilmiştir.
Davacı Hazine vekili 07.12.2020 tarihli dava dilekçesinde özetle; İzmir ili Ödemiş ilçesi Ovacık Mahallesi 146 ada 3 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, orman olup olmadığının araştırılmasının gerektiğini, davalı lehine Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17 inci maddesindeki şartların oluşmadığını ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda.
"Tüm dosya kapsamına göre, dava konusu taşınmazın, 6831 sayılı yasanın 1. maddesinde tarif edilen orman sayılan yerlerden olduğu, bu tür yerlerin imar ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak iktisabının mümkün olmadığı" gerekçesiyle, davanın kabulüne, Ovacık Mahallesi 146 ada 3 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince.
"Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında. 3402 Sayılı Yasanın geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro tespitinde bahçe niteliği ile davalı adına tespiti yapılan taşınmazın uzman bilirkişi raporuna göre evveli itibarıyla orman sayılan yerlerden olduğu, öncesi orman olan bir yerin zilyetlikle kazanılamayacağı, davalı lehine 3402 Sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerinde belirtilen mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediği,
bu nedenle davanın kabulüne ve taşınmazın orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tesciline karar verilmesinin isabetli olduğu" gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde, 15.10.1996 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 sayılı Kanun uyarınca yapılmış orman kadastrosu ve 2/B uygulaması mevcut olup, arazi kadastrosunun 1984 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına ve temyiz edenin sıfatına göre, temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/3279, K. 2024/7890, 23 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama