KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4703 E., 2025/3020 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Nisan 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/735 E., 2024/936 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/28 E., 2024/11 K.
Karar Metni
545 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
... ili 19 ... ilçesi ... mahallesi çalışma alanında bulunan 125 ada 18 parsel sayılı taşınmaz, beyanlar hanesinde 6831 sayılı Orman Kanunu gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı şerhi yazılı olarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, dava konusu taşınmazı öncesinde babasının kullandığını, babasının vefat etmesi üzerine kendisine intikal ettiğini belirterek, 125 ada 8 parsel sayılı taşınmazın kullanıcısı olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosyada yer alan bilirkişi raporları içerisindeki taşınmaza ilişkin fotoğraflardan ve keşif esnasındaki Mahkeme gözleminden de görüleceği üzere taşınmaz üzerinde davacı tarafından ekili, dikili ürünün bulunmadığı, sadece yabani ağaçların bulunduğu, taşınmaz üzerinde büyük doğal kayaların yer aldığı, davacı veyahut başkası
tarafından taşınmazın ihyasına yönelik herhangi bir çalışmanın yapılmadığı, keşif esnasında beyanlarına başvurulanların tamamının da bahsettiği gibi taşınmaz üzerindeki çeşmeden de tüm köyün faydalandığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın tek kullanıcısının davacı olduğuna dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığı gerekçeleri ile ... Kadastro Müdürlüğüne yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, Hazineye karşı açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu taşınmazda hakimiyetin vekil edeninde olduğunu, parsel üzerinde müvekkilin babası ...tarafından yaptırılmış olan bir su deposunun mevcut olduğunu, müvekkilinin bu parsele komşu olan ve mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazların sulamasını bu depodan gerçekleştirdiğini, ayrıca parselde ham fındıkların bulunduğunu, bu fındıklıkların bakımını da müvekkil yaptığını, 50 yılı aşkın zamandır parselin tamamına müvekkilinin ve babasının fiili hakimiyet kurduklarını, parsele müvekkilinin kendilerine ait olan arazilerden başka bir geçiş bulunmadığını,
çeşitli zamanlarda müvekkil ya da babası tarafından çeşitli meyve ağaçlarının yetiştirildiğini, gerekçeli kararda doğal çeşme olarak nitelendirilen ancak, müvekkilin babası tarafından su deposu olarak inşa edildiği açık olan su deposuna ulaşımı kolaylaştırmak adına arazide yollar açıldığını ve bu şekilde arazinin ihyasına devam edildiğini beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kullanım kadastrosu tespitine yapılan itiraza ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere , 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4703, K. 2025/3020, 16 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama