KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5363 E., 2025/5895 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/3662 E., 2024/1622 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/50 E., 2022/86 K.
Karar Metni
529 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali - tescili ve tazminat istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sırasında, ... ve karısı ... ve kızları ... ve ..... adına kayıtlı olup ...
Tapu Müdürlüğünün 16 cilt, 81 sahife ve 62-63 sıra numaralı dayanak tapu kaydının ormanda kaldığından bahisle orman vasfı ile tespit ve tescil edildiğini, müvekkili olan davacının murislerine iskanen verilen tapu kaydına bedelsiz el konulduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu gereğince Devlet tarafından düzenlenen iskan haritasına dayalı olarak verilen bu taşınmazların haritaya bağlı olduğundan sabit sınırlı olduğunu ileri sürerek,
... köyü 1 01... parsel sayılı taşınmazın dayanak tapu kayıtları kapsamında kaldığı halde orman vasfı ile tespit ve tescil olunan kısmına ilişkin kadastro tespitinin iptali ile tapu kayıt malikinin mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tesciline, reddi halinde tescil olunan kısmın dava tarihindeki gerçek değerinin mirasçılara tazminat olarak ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... kesin süre içinde keşif harcının yatırılmadığı, bunun sonucu olarak keşif deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılan davacının iş bu davayı başka bir delille ispatlamasının mümkün olmadığı ..." gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... somut olayda davanın niteliği gereği davaya konu eski tapu kayıtlarının sınırlarının ve kapsamının belirlenmesinin, taşımazın orman tahdidi içinde kalıp kalmadığının ve taşınmazın değerinin tespiti açısından keşif yapılmasının zorunlu olduğu,
davacılar vekili tarafından kesin süre içinde keşif avansının yatırılmadığı, davacılar vekilinin taşınmazın orman sınırlarında kaldığının belirli olduğu, keşif yapılmasına gerek bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince keşif yapılmadan karar verilebileceği gerekçesiyle istinaf talebinde bulunduğu, ancak taşınmazın sınırları belirlenmeden, ormanda kalıp kalmadığı araştırılmadan davanın esası hakkında karar verilmesinin mümkün bulunmadığı,
bu nedenle kesin süre içinde keşif avansı yatırılmadığından bahisle ispatlanmayan davanın reddine ilişkin verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu ..." gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar. usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5363, K. 2025/5895, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama